Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir- yayar ve daraltır.Truly, your Lord enlarges the provision for whom He wills and straitens (for whom He wills).
"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor."And my breast straitens, and my tongue expresses not well.
Rabbin rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır.Truly, your Lord enlarges the provision for whom He wills and straitens (for whom He wills).
Şu kesin ki, Rabbin dilediği kimsenin nasîbini bollaştırır, dilediğinin nasîbini daraltır.Truly, your Lord enlarges the provision for whom He wills and straitens (for whom He wills).
“Ya Rabbî” dedi, “Korkarım ki beni yalancı sayarlar, benim de göğsüm daralır, dilim tutulur.He said: "My Lord!
Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler.God dispenses the provisions to whomever He wills, and restricts.
De ki: "Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır.Say, “My Lord extends the provision to whomever He wills of His servants, or withholds it.
Elçilerimiz Lut'a gelince (Lut) onlar yüzünden fenalaştı ve onlar hakkında arşını daraldı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Elçilerimiz Lut'a gelince Lut, onların yüzünden kederlenmişti, gönlü daralmıştı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar.Allah grants the provision to whomsoever He wills abundantly and grants others in strict measure.
Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur.Whoso is forced by hunger, not by will, to sin: (for him) lo!
Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor.He said: My Lord!
Allah daraltır da, ferahlatır da.Allah straiteneth and enlargeth.
Allah dilediği kimsenin rızkını bollaştırır, dilediği kimsenin rızkını ise daraltır.God gives abundant sustenance to whomever He wants and determines everyone's destiny.
Göklerin ve yerin kilitleri O'na aittir. O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır.To Him belong the keys of the heavens and the earth: He enlarges and restricts.
Tüm yığınları daraltCollapse all stacks
Pencereyi Yatay DaraltKeep Window on All Desktops
Pencereyi Dikey DaraltWindow to Desktop 1
Grubu DaraltCollapse Group
Enüst Düzeyi DaraltCollapse Toplevel
Bir Yerel Seviye DaraltCollapse One Local Level
Alıntılanan metni daralt.Collapse quoted text.
Aktarılan metni genişlet/ daraltShow expand/ collapse quote marks
& Aktarılan metni genişlet/ daralt işaretlerini gösterShow & expand/ collapse quote marks
Ağacı Daralt& Reduce Tree
Parçacıkları En Dara BoyutlandırResize Widgets to Narrowest
Daraltma SüzgeciCommentContraction Filter
Renk alanını daraltır ve resmin şeffaf kısmını genişlet. NameContract color area and expand transparent part of the image.
Darashiko düzenli olarak sinema hakkında blog yazıları yazıyor.Darashiko blogs on cinema regularly.
Terk Edilen Daraya Kasabasında Vatandaş Haberciliğini Kutlayan Bir Kitap YayınlanıyorUpcoming Book Celebrates Citizen Journalism in the Deserted Syrian City of Daraya · Global Voices
Söylentilere göre, Daraya’dan gelen Mohammad Abou Faris, “Siz Darayalısınız efendim.One person reportedly told Mohammad Abou Faris, a refugee from Daraya, “You’re from Daraya, sir.
Enab Baladi 236. Sayı. Daraya'nın düşüşünden kısa süre sonra.Enab Baladi's issue Number 236, soon after Daraya fell.
Geçen hafta protestolar Suriye'nin güneybatısındaki Daraa kentinden ülke geneline yayıldı.Last week, the protests spread from Daraa, a town in southwestern Syria, across the country.
Sırp yetkili, "Mladiç'in etrafındaki çember daralıyor," dedi."The noose is tightening around Mladic," the Serbian officer said.
Zaman daralıyor," dedi.Time is running out," Rehn said.
Reformlar askeri ceza yasasının kapsamını da daraltıcı nitelikte.The reforms also would narrow the scope of military criminal law.
Piyasalardaki daralmayla, geri dönüştürülmüş plastik atığın satın alım fiyatı da dibe vurdu.With the recession, the purchase price for recycled plastic waste has nose-dived.
Kredi konusundaki bu daralmadan önce, küçük kentlerde bile her yıl yaklaşık bin daire satılıyordu.Before this credit crunch, about 1,000 apartments were selling per year in small towns.
Aksi takdirde daralma devam eder ve işsizlik hafiflemez." dedi.Otherwise the recession will continue and unemployment will not ease," he said.
Rapor: daralma dünya ekonomik özgürlüğünü eritiyorRecession erodes world economic freedom, report says
Belgede işsizliğin azaltılması ve mali açığın daraltılması öngörülüyor.The document envisions lower unemployment and a decline in the fiscal deficit.
Yunan ekonomisinde, tahmin edilenden çok daha ciddi bir daralma yaşanıyor.The economy in Greece contracts more severely than predicted.
Vakit giderek daralıyor."The net is closing."
Makedonlar, bu yılki %1,3'lük daralma sonrasında düzelme bekleyebilirler.Macedonians can look forward to a recovery following this year's 1.3% contraction.
Soc'a göre, küresel daralma yakında sona ermezse rakiplerinin bir çoğu telef olabilir.If the global recession does not end soon, said Soc, it could wipe out many of his competitors.
Yukarıda: S'de tel daralırken uzay gemileri arasındaki mesafe sabit kalır.Above: In S the distance between the spaceships stays the same, while the string contracts.
Uzunluk daralmasının önemiImportance of length contraction
Johnny ve uzman ekibi seçmeler ile katılımcıları 20 kişiye katar daraltırlar.He and his team of experts will narrow down the auditions to 20 participants.
İkinci seviye yaklaşık 9 m yukarıya uzanır ve 1-1.5 m boşluklara kadar daralır.The second level extends about 9 m above and consists of narrowed to 1-1.5 m cavities.
Yukarı doğru daralan dairesel pişmiş tuğla kule şeklinde yapılmıştır.It is made in the form of a circular-pillar baked brick tower, narrowing upwards.
Bu kabul edilebilir malzemeler listesini daraltır.This narrows down the list of acceptable materials.
Mağara, yamaçtan yukarı doğru daralan üçgen şeklinde derin bir yarıktır.The cave is a deep triangular fissure penetrating the hillside and narrowing towards the top.
Yirmi Hınçak Darağacı Nor Serunt Kanada şubesiThe Twenty Hunchakian Gallows www.norserount.ca Nor Serount Canadian branch
Seçenekleri daraltmak kolaydır.Narrowing down options is easy.
Daralmış fiillerContracted verbs
Dara Howell (23 Ağustos 1994 doğumlu) Kanadalı serbest stil kayakçıdır.Dara Howell (born August 23, 1994) is a Canadian freestyle skier.
Buna rağmen Kanada, Dara Howell altın madalyayı kazandıktan sonra etkinlikte iki madalya kazandı.Despite this Canada still managed two medals in the event after Dara Howell won the gold medal.
Darası olmadan kavrulan ve sadece tuzla tatlandırılan Unagi, "Shirayaki" olarak bilinir.. [1]Unagi that is roasted without tare and only seasoned with salt is known as "Shirayaki."[6]
ABD para arzı üçte bir oranında daralmaya başladı.The U.S. money supply began to contract by one-third.