Ve benim işim rekabet sürecinde, bu mesafeyi daraltmak.And it's my job, in the competitive process, to narrow this down.
Zamanınız daralıyor.If there's not a way, you find a way.
Bir terslik var. Zaman daralıyor.Something's not right.
Rahim boynu rahminize bağlıdır ve doğum sırasında daralıp genişler.And the cervix, throughout labor, thins and dilates.
Uluslararası Yerleşmeleri ulusal para daralma başlamasını sağlar.International Settlements, to begin shrinking national money supplies.
Peki, merceğimizi bir derece daraltalım ve yüzyıl ölçeğinde bakalım.Well, let's click the zoom lens down one order of magnitude, and look at the century scale.
Birincisi pazar alanlarını daraltmak.One is reducing their market.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.So she swallowed one of the cakes, and was delighted to find that she began shrinking directly.
Tahmin edersiniz ki bu ekonomide daralmaya yol açacaktır. .And you could imagine, we'll go into this economic down cycle.
Ama elektrik de çok, çok geniş, o yüzden bir anlamda daraltmak gerek.But electricity is also very, very broad, so you have to sort of narrow it down.
Dünyanın geleceğini daraltacaklar mı?Will some spasm foreclose Earth's future?
Şimdi neredeyse gece 12. Ve bu videoyu yapmam için zaman daralıyor.It's nearly midnight now, and I'm running out of time to make this.
Buradaki değişkenleri daraltmak zorundayız.We have to constrain the variable values here.
Ama eğer bunun bir eşdeğer ifade olmasını istiyorsanız bu ifadeyi daraltmak zorundasınız.But you should constrain it if you want it to be an equivalent expression.
Yani her iki durumda da, tanım kümesini tüm reel sayılar olacak şekilde daraltmanız gerek.And so in either case, you should constrain the domain to be all real numbers.
Zira rotanın bu kadar daralarak sapması için yavaşlamış olması gerekFor the trajectory to have shallowed that much, it would have had to have slowed down.
Şimdi, bunu daraltarak, ya da değildir biz?Now, are we narrowing it down, or aren't we?
Keşiş, daracık toprak şeridinin üzerinde duruyor.He is caught in those narrow bands of the earthways.
Aralıksız uzun saatler programlama yaptığımızda Bakış açımızı daraltmaya meğilleniriz.We tend to narrow perspectives when we program for many consecutive hours.
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?How can we bridge, or let's say, narrow, this gap over the years?
Ve bu boşluk daralır.And this gap really narrows.
Adım adım, daralır.Step by step, it does narrow.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.That reward actually narrows our focus and restricts our possibility.
Mesafeyi azaltmak ve boşluğu daraltmak isteriz.We want to minimize the distance. We want to contract that gap.
Şimdi biraz hızlı geçeceğim çünkü zamanım hızla daralıyor.I want to show you quickly what I've created, some new type of illusions.
Hep seninleyken daralýyorum.Coincidence
Süleyman tapınakta dışa doğru daralan kafesli pencereler yaptırdı.For the house he made windows of fixed lattice work.
Tanrıyı anımsayınca inlerim, Düşündükçe içim daralır. _iSelaI remember God, and I groan. I complain, and my spirit is overwhelmed. Selah.
Andolsun onların söylediklerine senin göğsünün daraldığını (canının sıkıldığını) biliyoruz.We are well aware that you are disheartened by what they say.
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver."My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
Görmediler mi, Allah dilediğine rızkı genişletiyor da, daraltıyor da.Do they not see God increases or decreases the means of whosoever He please?
Ama Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alçalttı (perişan etti)" der.But when He tries him by restraining his means, he says: "My Lord despises me."
Allah, daraltır ve genişletir ve siz O'na döndürüleceksiniz.For God withholds and enlarges, and to Him you will return.
Andolsun, onların söylemekte olduklarına karşı senin göğsünün daraldığını biliyoruz.We are well aware that you are disheartened by what they say.
And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.We are well aware that you are disheartened by what they say.
Allah daraltır da, ferahlatır da. Hepiniz de sonunda ona dönüp ulaşacaksınız.For God withholds and enlarges, and to Him you will return.
Sana düzen kurduklarından dolayı da daralma, sıkıntıya düşme.Do not grieve for them, and do not be distressed by their plots.
Gönlüm daralır, dilim açılmaz, sen Harun'u gönder.My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
Ve üzülme onlar için ve daralma kurdukları düzenlerden.Do not grieve over them, and do not be distressed by what they contrive.
Görmezler mi ki şüphe yok Allah, dilediğinin rızkını bollaştırır, dilediğinin de daraltır.Do they not see God increases or decreases the means of whosoever He please?
Bilmezler mi ki Allah, şüphe yok ki dilediğinin rızkını bollaştırır ve dilediğinin daraltır.Do they not know that God enhances or restricts the provision of any one He will.
Ve fakat sınadı da rızkını daralttı mı, Rabbim der, alçalttı beni.But when He tries him by restraining his means, he says: "My Lord despises me."
Yemin olsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz.We are well aware that you are disheartened by what they say.
"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Görev emrini Hârun'a gönder."My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
Bilmediler mi ki Allah, rızkı dilediğine açıp yayar da kısıp daraltır da.Do they not know that God enhances or restricts the provision of any one He will.
(Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver.My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
Görmediler mi ki Allah, rızkı dilediğine bol bol vermekte, dilediğininkini de daraltmaktadır.Do they not see God increases or decreases the means of whosoever He please?
Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni önemsemedi" der.But when He tries him by restraining his means, he says: "My Lord despises me."
Gerçekten biliriz ki, onların söylediklerine göğsün daralıyor.We are well aware that you are disheartened by what they say.
"Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
Onlar görmediler mi ki, Allah dilediği kimseye rızkı serer ve daraltır.Do they not see God increases or decreases the means of whosoever He please?
O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır.He increases or decreases the provision of any one He will.
Ama yine denemek için nasibini daraltınca O: “Rabbim beni zelil, perişan etti!” der.But when He tries him by restraining his means, he says: "My Lord despises me."
Söylediklerinden ötürü göğsünün daraldığını biliyoruzWe are well aware that you are disheartened by what they say.
"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun'u gönder."My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
ALLAH'ın dilediğine rızkı genişletip daralttığını bilmezler mi?Do they not know that God enhances or restricts the provision of any one He will.
Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da.God outspreads and straitens His provision unto whomsoever He will.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da.God outspreads and straitens His provision unto whomsoever He will.
Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da.God outspreads and straitens His provision unto whomsoever He will.
O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır. Şüphesiz ki O, her şeyi hakkıyla bilir.He outspreads and straitens His provision to whom He will; surely He has knowledge of everything.