dans ile cümle
dans kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı zamanda eğitimli bir kathak dansçısıdır.È anche un centro balneare assai affollato.
Bir danscı gibi hareket eder.Adatto ad un certo tipo di danza.
Direk dansı Türkiye'de de yaygınlaşmaktadır.Le fiere regionali sono comuni anche in India.
"Edgar Degas, Dans Sınıfı; Eser İncelemesi".Classe di Danza, Degas, Museo Officina dell'Educazione.
Video klibin yönetmeni X, bu müzik videosuyla "erkeklerin daha çok dans etmesini umduğunu" söyledi.Director X ha dichiarato anche che spera che il video ispiri gli uomini a ballare di più.
Grup şarkıyı söylerken oyuncularda etraflarında dolanıp, dans eder, şarkı söyler ve enstrüman çalmaya çalışır.Attraversa le strade della città mentre balla, canta e suona un tamburello.
Harlem shake aşağıdaki anlamlara gelebilir: Harlem shake (dans), Harlem'de 1981'de ortaya çıkan bir dans.L'Harlem Shake è una danza, originariamente nota come albee, nata ad Harlem nel 1981.
À l'origine, La Danseuse, Bye Bye Blondie ve Augustine gibi birçok filmde rol almıştır.Interpreta poi il ruolo di Emmanuelle nel film Bye Bye Blondie.
Keiynan Lonsdale, (19 Aralık 1991 doğumlu) Avustralyalı aktör, şarkıcı ve dansçı.Keiynan Lonsdale (Sydney, 19 dicembre 1991) è un attore, cantante e ballerino australiano.
Julianne Alexandra Hough (/ˈhʌf/; 20 Temmuz 1988) bir Amerikalı dansçı, şarkıcı ve aktris.Julianne Hough (Orem, 20 luglio 1988) è una cantante, attrice e ballerina statunitense.
Kendisini izleyen koçlardan biri ona buz dansını tavsiye etti.Uno degli sport proposti per il programma è il pattinaggio su ghiaccio.
Yavaş ve zor bir dans türüdür.La composizione è una triste e lenta ballata.
Kitabın ismi Jackson'ın imzası hâline gelen Moonwalk adlı dans figüründen gelmektedir.Il titolo del film deriva da Moonwalk, passo di danza marchio di fabbrica dello stesso Jackson.
Burada George Balanchine'in geliştirdiği dans stilini öğrendi.Presto ballò con l'American Ballet di George Balanchine.
West, Hip Hop dansçısıdır.È un grande ballerino di popping e hip hop.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.Oggi si pratica anche Karate e danza moderna.
Clayand ve The Funkadactyls (Cameron ve Naomi) ile beraber dans etti.The Funkadactyls è stato un tag team di wrestling composto da Cameron e Naomi.
2010 yılında yapılan Yok Böyle Dans yarışmasında dördüncü olmuştur.Nel 1989, alla sua ultima partecipazione si piazzò al quarto posto nella competizione.
Lúthien'i dans edip şarkı söylerken gören Beren, kıza aşık oldu.Però, dopo aver scoperto che Jane canta e balla meravigliosamente, s'innamora di lei.
Grubun ana dansçısı ve ikinci ana vokalistidir.Tuttavia, De Mille gli offrì la doppia posizione di ballerino principale e assistente coreografo.
Baal dans ediyor!Infatti conosce Bailong.
Çocukluğundan beri klasik dans eğitimi aldı.Da bambina praticava danza classica.
Zorunlu dans Blues olarak seçilmiştir.Venne scelto come Pro Bowl alternativo.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Ha fatto parte per undici anni della Nazionale danese.
"'Hedefimiz dans ettirmek izletmek ve dinletmek'".Ottimo per ballare e per festeggiare!"
İtalyan bale dansçısı ve öğretmeni Enrico Cecchetti’nin öğrencisi oldu.Fu allieva e discepola di Enrico Cecchetti.
Şenliklerde dans gösterisi de sunulur.Ad esso si aggiunge il corpo di ballo.
Barbara Fusar-Poli ile birlikte buz dansında yarışmıştır.È stato campione europeo e mondiale di danza su ghiaccio in coppia con Barbara Fusar Poli.
"Danimarka Dansk Melodi Grand Prix İçin Alımları Başlattı!".L'anno successivo ha preso parte a Dansk Melodi Grand Prix con Where I Am.
Ana madde: Yok Böyle Dans (1. sezon) 30 Ekim 2010'da yayınlanmaya başladı.Il primo singolo estratto è stato How Come You Never Go There (12 aprile 2011).
Dans her kültürün güzel bir parçasıdır.Танец - прекрасная часть каждой культуры.
Dansa gittik.Мы пошли на танцы.
O çok halk dansları bilir.Он знает много народных танцев.
Bir bıçak ağzının ucuna kaç tane dans eden melek sığabilir?Сколько танцующих ангелов помещаются на кончике лезвия ножа?
Kızlar kıpır kıpır, dans ediyorlar ve zıplıyorlar, gülüyorlar ve şarkı söylüyorlar.Девчушки-непоседы танцуют и прыгают, смеются и поют.
Tom genç ve yetenekli bir dansçı.Том - молодой и талантливый танцор.
onun yetenekli elleri ve parmakları, kolayca süzülüyor, dans ediyor piyononun tuşlarında.У неё талантливые руки, и её пальцы, легко паря, танцуют по клавишам пианино.
O yetenekli bir kadın: o şarkı söyleyebilir, gitar çalabilir, dans edebilir ve şiir yazabilir.Она талантливая женщина: она умеет петь, играть на гитаре, танцевать и писать стихи.
Hadi dans eden ayıyı ve çingeneleri bizi ziyaret etmeleri için davet edelim.Давайте пригласим к нам в гости танцующего медведя и цыган.
Tom iyi bir dansçı.Том - хороший танцор.
Ayrıca dans etmeyi beceremiyorum.К тому же я не умею танцевать.
Binaya girince depoda dans etmeye başlar.Когда входит в здание, она начинает танцевать по складу.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Но она не испытывала страсти к этому виду деятельности, зато любила танцевать.
13 yaşında Charlotte Hamilton dans okuluna gitti.В возрасте 13 лет перешел в танцевальную школу Charlotte Hamilton School.
Diğer adı Electro danstır.Танец называется Electro Dance.
Dans edebileceğim müzikler.Музыку, под которую я буду танцевать.
Çekimler iki gün sürdü ve 100'den fazla dansçı gerekti.Сцена снималась в течение двух дней, и были задействованы более ста танцоров.
Hatta bununla dans bile edebilirsiniz. " demiştir.Тем не менее, под неё можно танцевать».
1913'lerin sonlarına doğru, bu dans New York'u ve Finlandiya'yı da etkisi altına aldı.К концу 1913 года танец попал в Нью-Йорк, США и Финляндию.
Lois, Meg'i dansa tek başına gitmesi konusunda teşvik eder.Лоис ободряет Мег и советует ей пойти на танцы одной.
Torres, kariyerine manken ve dansçı olarak başladı.Торрес начала свою карьеру как модель и танцовщица.
Zorunlu dans Avusturya Valsi'ydi.Обязательным танцем был австрийский вальс (Austrian Waltz).
Balonları patlatan insanlar, kontrol dışı olarak dans etmeye başlarlar.Когда люди лопают пузыри, они начинают танцевать бесконтрольно.
Zorunlu dans Yankee Polka'ydı.Обязательный танец — Янки-полька.
Aracın içi bir dans salonuna dönüşür ve Spears ve arkadaşları dans etmeye başlarlar.Салон внедорожника превращается в лимузинный танцевальный зал, и Спирс и её подружки танцуют внутри.
Zorunlu dans Finnstep olarak seçilmiştir.Обязательный танец — финнстеп.
Bir şarkıcı ve dansçı olmaya orada karar verdiğini söyler.Именно там, по её словам, она приняла решение стать певицей и танцовщицей.
Oda danslarının geleneksel koreografisi pek çok çağdaş yapımlarda yansıtılır.Традиционная хореография придворных танцев нашла отражение в разнообразной современной продукции.
İki tür hula dansı vardır.Существует несколько разновидностей танца хумппа.
BTS ile çıkış yapmadan önce 'NEURON' adlı dans takımının bir parçasıydı.До дебюта в BTS он был в составе танцевальной команды Neuron.