Ana içeriğe geç
Sözlük

dans ile cümle

dans kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
"Domino" tarz olarak elektropop ve dans-pop şarkısıdır.Do You Wanna Come Over? è una canzone del genere elettropop e dance-pop.
Dinî danslar shamanistic deki bütün ayin leri (gut) performansları içerir.Le danze religiose comprendono tutte le esibizioni nei riti sciamanici (gut).
Dizler hahifçe bükülerek dans edilir.Lo si vede danzare durante i titoli di coda.
Çift zorunlu dansı ilk sırada bitirdi.Il torneo di doppio è terminato prima della finale.
Dans çalışmalarının yanı sıra Solange Sicard'dan dramatik sanatlar dersi almaya başladı.Parallelamente alla sua carriera di ballerina, Mercier iniziò a studiare recitazione con Solange Sicard.
Çocukluk yıllarında dansçı olmak istiyordu.Fin da piccola avrebbe voluto fare la ballerina.
Dave Aude tarafından yapılmış bir dans remixi bulunmaktadır.La canzone è stata remixata dal DJ Dave Audé.
Bülent Polat Buzda Dans adlı yarışmaya katıldı.Bender, invece, si cimenta in una gara di ballo.
Sadece bir reklam olarak Temmuz 2004'te ise dansçı Kevin Federline ile nişanlandığını açıkladı.Nell'autunno del 2004 si sposò con il ballerino Kevin Federline.
Daha sonra bir ara sokağa giderler ve yağmur altında kışkırtıcı bir şekilde dans ederler.Dopo le ragazze sono di nuovo insieme, e ballano sotto la pioggia.
Ayrıca Big Hit Entertainment altındaki BTS grubunun ana dansçısı ve rapçisidir.È il leader e rapper principale del gruppo idol BTS, sotto contratto con la Big Hit Entertainment.
Robot dansında dansçı, bir robotu taklit eder.Avere un pace-maker fa di una persona un robot?
Danimarka Halk Partisi (Danca: Dansk Folkeparti, DF) Danimarka'da muhafazakar bir siyasi partidir.Il Partito Popolare Conservatore (Det Konservative Folkeparti, KF) è un partito politico danese.
Çok güzel dans ediyor.È un ottimo ballerino.
Haka dansı, aynı zamanda "savaş dansı" olarak da bilinir.Il match è stato anche chiamato Guerra Civil.
Rihanna burada da kadın sanatçılarla dans ediyor.Rihanna lavorò con i massimi professionisti del settore.
Ayrıca dansıylada şarkıya ayrı bir hava katmıştı.Compare anche in Canta Yesterday per Me.
Bir Broadway dansçısı (Mary Zahn) ve bir keman yapımcısının (William Moennig) kızıdır.È la figlia di una ballerina di Broadway, Mary Zahn, e del liutaio William H. Moennig III.
Dans sahnelerinin de olduğu video klipte Güneş, 4 farklı kostüm kullanmıştır.Nelle clips mostrate, Hana indossa non meno di 4 costumi diversi.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Ha iniziato a ballare a 10 anni.
İki yaşından beri dans etmektedir.Dalla nascita ai 2 anni circa.
Ana madde: Kore dansı Müzik olarak, oda dansları ve folk dansları arasında bir ayırma vardır.Come con la musica, vi è una distinzione tra le danze di corte e le danze popolari.
Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seviyordu.Ama cantare e ballare.
Locking bir çeşit gülünç (comical) sokak dansıdır.Il frutto è un aggregato (capolino) di follicoli deiscenti.
Yakutlar bu dansa Ohokay derler.Questa ripiegatura viene chiamata ohashori.
Babası Frank Sinatra ile turneye çıkmış, annesi ise bir dansçıydı.Le operazioni furono pagate da Frank Sinatra, che era suo amico.
Sıra bir başka dansçıdadır.Così si mette a corteggiare un'altra ballerina.
Bali Dans, Bali Adası'nın geleneksel dansı.La cucina balinese è la cucina tradizionale dell'isola di Bali.
Çocukken bir yıl boyunca pom dansı dersi aldı.Da quando ero bambino ogni domenica ho fatto una gara.
1999'da Taal'da dansçı olarak oynamıştır.Nel maggio 2004 smette anche di fare la ballerina.
Jeongjaemu, doğal (hyangak jeongjae) dansları ve Çin’den ithal edilen (dangak jeongjae) olarak ikiye ayrılır.Il jeongjaemu si divide in danze native (hyangak jeongjae) e forme importate dalla Cina (dangak jeongjae).
Aynı zamanda eğitimli bir kathak dansçısıdır.È anche un centro balneare assai affollato.
Bir danscı gibi hareket eder.Adatto ad un certo tipo di danza.
Direk dansı Türkiye'de de yaygınlaşmaktadır.Le fiere regionali sono comuni anche in India.
"Edgar Degas, Dans Sınıfı; Eser İncelemesi".Classe di Danza, Degas, Museo Officina dell'Educazione.
Video klibin yönetmeni X, bu müzik videosuyla "erkeklerin daha çok dans etmesini umduğunu" söyledi.Director X ha dichiarato anche che spera che il video ispiri gli uomini a ballare di più.
Grup şarkıyı söylerken oyuncularda etraflarında dolanıp, dans eder, şarkı söyler ve enstrüman çalmaya çalışır.Attraversa le strade della città mentre balla, canta e suona un tamburello.
Harlem shake aşağıdaki anlamlara gelebilir: Harlem shake (dans), Harlem'de 1981'de ortaya çıkan bir dans.L'Harlem Shake è una danza, originariamente nota come albee, nata ad Harlem nel 1981.
À l'origine, La Danseuse, Bye Bye Blondie ve Augustine gibi birçok filmde rol almıştır.Interpreta poi il ruolo di Emmanuelle nel film Bye Bye Blondie.
Keiynan Lonsdale, (19 Aralık 1991 doğumlu) Avustralyalı aktör, şarkıcı ve dansçı.Keiynan Lonsdale (Sydney, 19 dicembre 1991) è un attore, cantante e ballerino australiano.
Julianne Alexandra Hough (/ˈhʌf/; 20 Temmuz 1988) bir Amerikalı dansçı, şarkıcı ve aktris.Julianne Hough (Orem, 20 luglio 1988) è una cantante, attrice e ballerina statunitense.
Kendisini izleyen koçlardan biri ona buz dansını tavsiye etti.Uno degli sport proposti per il programma è il pattinaggio su ghiaccio.
Yavaş ve zor bir dans türüdür.La composizione è una triste e lenta ballata.
Kitabın ismi Jackson'ın imzası hâline gelen Moonwalk adlı dans figüründen gelmektedir.Il titolo del film deriva da Moonwalk, passo di danza marchio di fabbrica dello stesso Jackson.
Burada George Balanchine'in geliştirdiği dans stilini öğrendi.Presto ballò con l'American Ballet di George Balanchine.
West, Hip Hop dansçısıdır.È un grande ballerino di popping e hip hop.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.Oggi si pratica anche Karate e danza moderna.
Clayand ve The Funkadactyls (Cameron ve Naomi) ile beraber dans etti.The Funkadactyls è stato un tag team di wrestling composto da Cameron e Naomi.
2010 yılında yapılan Yok Böyle Dans yarışmasında dördüncü olmuştur.Nel 1989, alla sua ultima partecipazione si piazzò al quarto posto nella competizione.
Lúthien'i dans edip şarkı söylerken gören Beren, kıza aşık oldu.Però, dopo aver scoperto che Jane canta e balla meravigliosamente, s'innamora di lei.
Grubun ana dansçısı ve ikinci ana vokalistidir.Tuttavia, De Mille gli offrì la doppia posizione di ballerino principale e assistente coreografo.
Baal dans ediyor!Infatti conosce Bailong.
Çocukluğundan beri klasik dans eğitimi aldı.Da bambina praticava danza classica.
Zorunlu dans Blues olarak seçilmiştir.Venne scelto come Pro Bowl alternativo.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Ha fatto parte per undici anni della Nazionale danese.
"'Hedefimiz dans ettirmek izletmek ve dinletmek'".Ottimo per ballare e per festeggiare!"
İtalyan bale dansçısı ve öğretmeni Enrico Cecchetti’nin öğrencisi oldu.Fu allieva e discepola di Enrico Cecchetti.
Şenliklerde dans gösterisi de sunulur.Ad esso si aggiunge il corpo di ballo.
Barbara Fusar-Poli ile birlikte buz dansında yarışmıştır.È stato campione europeo e mondiale di danza su ghiaccio in coppia con Barbara Fusar Poli.
"Danimarka Dansk Melodi Grand Prix İçin Alımları Başlattı!".L'anno successivo ha preso parte a Dansk Melodi Grand Prix con Where I Am.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod