Ana içeriğe geç
Sözlük

dans ile cümle

dans kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Sonra Milo sayı yapınca dans eder.Gildas signe Quand la danse.
Bengü'nün dans ekibinde yer alıp daha sonra Efes Kızları kadrosunda Dans etmeye başlamıştır.Elle a participé à l’équipe de danse de Bengü puis a commencé à danser à l’Efes Kizlar.
Ayrıca dans türlerini de etkilemiştir.Elle est également passionnée par la danse.
Kendimi boyadım ve ardından dans ettim.Je devais me changer physiquement et danser.
Liseyi Yorktown Lisesi'nde okumuştur ve aynı zamanda dans yarışmalarında yer aldğı okuldur.Elle étudie au Yorktown High School, où elle fait de la danse.
Şarkıya çekilen video klip genel olarak John Travolta'nın film ve danslarına bir övgüdür.Le vidéoclip correspondant est un hommage à John Travolta et ses films, ainsi qu'à la danse en général.
Sadece bir reklam olarak Temmuz 2004'te ise dansçı Kevin Federline ile nişanlandığını açıkladı.En juillet 2004, Britney Spears annonce ses fiançailles avec le danseur américain Kevin Federline.
Bu kısımda dört İtalyan dansçı da kendisine eşlik eder.Quatre clubs parisiens y participent.
Halk şarkıları söylenir ve dans edilir.Chant et danse sont utilisés.
Salome dans etmek için bir ön şart koyar.Il demande à Salomé de danser pour lui.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Elle suit alors des cours de danse pendant onze ans.
Endüstriyel hip hop Elektronik müzik Alternatif dansPortail du hip-hop Portail de la musique électronique
Michael Jackson: Şarkıcı, dansçı, müzik yönetmeni.Michael Jackson : chanteur, danseur, directeur artistique, acteur, chorégraphe.
Salonda dans gösterileri sergilenmeye başlar.La possibilité d'avoir une salle de spectacle privée commence à prendre forme.
Danslar, şarkılar, oyunlar ve dualar.Bougnas, chants et danses.
Ancak unuttukları asıl mesele ise çakal olmak değil de, çakallarla dans edebilmenin zorluğudur.Cependant, dans la plupart des mentions, le but n'est pas la transformation en chacal mais la purification.
Her sezon öncesinde o sezon kullanılacak olan zorunlu danslar ISU tarafından açıklanır.Toutes les danses exécutées cette semaine sont inédites par rapport aux saisons précédentes.
"Watch My Dance" (Türkçe: Dansımı izle), Lukas Yorkas feat.La chanson Watch my dance de Loúkas Yórkas feat.
Haugsand bir dansçı ve bir şarkıcıdır.Un gātṛ est un chantre ou un chanteur.
Halk dansları oynanır.Danses populaires.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.Cecil Taylor s'est également intéressé au ballet et à la danse.
O şarkı söylemeyi ve dans etmeyi sever ve genellikle diğer Teletubbie'lere dikkat ettiği görülmektedir.Il semble être aussi le plus marrant et adore faire rire les autres Télétubbies.
Şarkıyı söylerken piyano çalmış, sonra da dans ederek bitirmiştir.Il a entendu cette merde et après il sort la chanson.
Lindy Hop adlı dansın kurucularından birisidir.Il est considéré comme l'un des pères fondateurs du lindy hop.
Diğer şeylerden pek fazla anlamasalar da bir dansa asla hayır demiyorlar.Mais Couperin le fait de façon plus fréquente, et souvent n'indique pas de nom de danse.
Okulda hip hop, caz ve latin dans öğrendi.À l'école de danse de son quartier, elle y a appris le hip-hop, le jazz et la danse latine.
"Poker Face", "Just Dance" ve "LoveGame" gibi şarkılar yüksek tempolu dans şarkılarıdır.La plupart des chansons, incluant Poker Face, Just Dance et LoveGame, possèdent un tempo rapide.
Bazı zorunlu danslar ise 1930'larda Birleşik Krallık sporcuları tarafından gösterilmiştir.11 équipes ont été représentées aux jeux de l'Empire britannique de 1930.
1972'de New York'a taşınıp bale okulundaki dans eğitimini tamamladı.En 1972, il part pour New York terminer ses études de danse.
Partneri Massimo Scali ile birlikte buz dansında yarışmaktadır.Son partenaire en danse sur glace est Massimo Scali.
Onların ilişkisi şık bir akşam yemeği ve dans zirveye ulaşır.Il lui promet une belle soirée : un dîner puis une danse.
1976'da John Neumiere'in Hamburg Bale Topluluğu'nda baş dansçı olarak dansetti.En 1978, John Neumeier crée l'École de danse du Ballet de Hambourg.
Üçüncü bölüm dans havasında, canlı bir tempodadır.Le troisième personnage, en tunique courte est ailé.
Laura'nın kendi dans grubu vardır.La radio possède même son propre orchestre.
Bir danscı gibi hareket eder.Elle débute en tant que danseuse.
Mary iyi dans edebilir.Mary sabe bailar bien.
O iyi bir dansçı.Es una buena bailarina.
Burada dans edebilir miyim?¿Puedo bailar aquí?
Niçin onunla dansetmedin?¿Por qué no bailaste con él?
Onlar dans etmeyi seviyorlar.Les gusta bailar.
Dans etmeyi severler.Les gusta bailar.
O, onunla asla dans etmedi.Nunca ha bailado con él.
Dans etmeyi sever misin?¿Te gusta bailar?
Biz akşam yemeğinden sonra şarkı söyledik, dansettik ve sohbet ettik.Cantamos, bailamos y charlamos después de la cena.
Onunla ne zaman dans ettiğini gördünüz mü?¿A qué hora le visteis bailar con ella?
O, bütün gece diskoda dans etmeye devam etti.Él siguió bailando en la discoteca toda la noche.
Tom ve Mary yarın akşam bir dansa gidiyorlar.Tom y Mary van a bailar mañana por la tarde.
Mary Evlenmeden önce, o bir dansçı idi.Antes de casarse, Mary era bailarina.
Tom Mary ile dans etmeliydi.Tom debería haber bailado con Mary.
Mary ile dansa gitmeyi planlıyorsun, değil mi?Planeas ir a bailar con Mary, ¿verdad?
Daha fazla zamanım olsa, nasıl dans edileceğini öğrenirim.Si tuviera más tiempo, aprendería a bailar.
Aoi çok iyi dans eder.Aoi baila muy bien.
O, o zaman onunla dans etmiyordu.Ella no estaba bailando con él en ese momento.
Ben dans etmek istiyorum.Quiero bailar.
O, sekiz yaşındayken dans etmeye başladı.Ella empezó a bailar cuando tenía ocho años.
Dans etmeye gidelim.Vámonos a bailar.
Yarın bir dansa gidiyoruz.Mañana iremos a bailar.
Mary dans edip şarkı söylemeyi sever.A María le encanta bailar y cantar.
Bütün gece dans ettim.Bailé toda la noche.
Böyle güzel dans etmeyi nerede öğrendin?¿Dónde has aprendido a bailar tan bien?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod