Artık gelin ve damat için işkence başlamıştır.その後も和宮降嫁などに腐心する。
Nikah defterine imza töreninden sonra gelin ve damat tebrik edilir.会食お開き後、受書を新郎家へ手渡す。
Hediyeyi beğenen damat yemeği yer.朝食にドーナツを食べる程のドーナツ好き。
Gelin ve damat düğün için hazırlandı.新娘和新郎为婚姻中的角色准备着。
Davet edilen damat tarafı, yakın akrabalarını alarak kız evine giderler.如果她三次回答是,那準新郎會被邀請去他們家中。
Gelin ve damat mutludurlar.懂得討女主人歡喜。
Gelinin yanında iki refekatçı bayan damat evine gider.兩個離家出走的少女進了他的大屋。
Justin Bartha (Doug Billings rolünde): Damat.本縣縣治為道格拉斯(Douglas)。
Çoğunlukla Damat Ferit ve Güdük Necmi ile gezer.常在,為明代女官及清朝妃嫔位號。
Akşam, damat ve şahitleri, yatsı namazına gider.밤하늘 또는 야천(夜天)은 밤에 보이는 하늘을 이르는 말이다.
Damadı bularak gelinin geldiğini müjdeleyene, damat bahşiş verir.“여자친구가 '꽈당' 이후에야 삼겹살 회식을 하게 된 사연은?”.
Damat ise ortada yoktur.자매함은 존재하지 않는다.
Kayınbaba ile damat arasındaki kaçınma bu kadar sıkı değildir.양친자 관계는 양친과 양자의 관계로만 국한되는 것이 아니라.
Gelin 16, damat 17 yaşındaydı.참여 연령대는 모집 당시 기준 17세, 18세에서 30세였다.
Çoğu zaman damatlar ayakkabılarını yanlarına alır.흔히 저격수들이 이 옷을 입는다.
Çoğu zaman damatlar ayakkabılarını yanlarına alır.רוב הזמן, אקדוחנים היו מסתירים את האקדחים שלהם בכיסים שלהם.
Yunancada damat demektir.חובר ביוונית.
Cuma günü damat evine çeyiz asıldıktan sonra cumartesi akşamı kına gecesi beklenir.אם צפויה לקבל ביום שני בבוקר, הם צריכים לפרוש מיום ראשון בערב.
2. gün öğleden önce damat hamama götürülür.עיר הבירה נכבשה לפני הצהריים.
Gelinin yanında iki refekatçı bayan damat evine gider.נכנסות שתי אחיות לבקר את בעל.
Gelin 16, damat 17 yaşındaydı.הכלה הייתה בת 26, ואילו החתן היה בן 19.
Damat yıkamaya gitmeden önce meydanda çalgılar eşliğinde tıraş edilir.חובה להתרחץ לפני כניסה למתקנים.
Pazar günü damat tarafı gelini almaya gider.В сряда шаферът отбулва булката.
Damat beye yemek ikram edilir.Чакали дядо поп да благослави трапезата.
Gelinin yanında iki refekatçı bayan damat evine gider.Приемна в имението Двамата мъже се доближават до своите годеници.
Düğünlerde damat tarafı köyün gençlerine bir koyun hediye eder.Още една крава се подарява на семейството на младоженеца.
Salı gün akşamı damat evinde köylü gecesi düzenlenirdi.На Бъдни вечер в селото има коледари.
Damat giydirilir ve öğleyin biter.Oblači se i odlazi na posao usred noći.
Yunancada damat demektir.Velike Grčke.
Gelin ve damat arabada beklemektedirler.Prostitútky a prostitúti čakajú na svojich klientov v obytných vozoch.
Cuma günü damat evinde yemek verilir, hazırlıklar yapılmaya başlar.V piatok sa začne ďalšia charitatívna zbierka na pomoc deťom .
Damat tıraşı yapılır ondan sonra konvoy halinde gelin almaya gidilir.Dievča však dostane nápad a taxíkom príde na miesto koncertu.
Düğün sabahı, damat kendisi tıraş olur ve yıkanır.Paľo išiel domov umyť sa a prezliecť.
Çoğunlukla Damat Ferit ve Güdük Necmi ile gezer.Väčšinu času a rada cmúľa cumlík.
Gelin ve damat mutludurlar.Razen ženina in neveste so vsi veseli.
1703-1730) ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanına rastlar.(1703-1730) in soproga velikega vezirja Nevşehirli Damat İbrahim Paše.
KÖy meydanında damat giydirilir.Na trg prihajajo praznično oblečene ženske.
Erkek tarafında ise damat sabaha çıkarılır, yani damadın arkadaşları sabaha kadar eğlenir.Ko pride ženin na dan poroke po nevesto v vas, mu vaški fantje pred odhodom pripravijo šrango.
Kemerin damat tarafından bir düğün hediyesi olarak düğünde giyilmek üzere geline hediye ettiği öğrenildi.Namenjena je bila mladoporočencem ob porokah kot darilo.
Düğün sabahı, damat kendisi tıraş olur ve yıkanır.Tačiau, nesant jam namie, žmona susiranda savo plunksnas ir išskrenda.
Damat yaklaşık on yedi yaşındaydı.Sofijai buvo apie 17 metų.
2. gün öğleden önce damat hamama götürülür.Lapkričio 21 d. po pietų Giedraičiai buvo išvaduoti.
Gelin ve damat düğün için hazırlandı.Prints ja tema vanemad valmistusid pulmadeks.
KÖy meydanında damat giydirilir.Küla kirdeosas asuvad Varesemäed.
Damat gelini koluna takarak araçtan indirir ve gelin odasına kadar refekât eder.Peigmees aitab kõigepealt mõrsja autosse, ise siseneb juhipoolsest tagumisest uksest.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Affrettati, lo sposo è già venuto: Affrettati, dico io.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Apressa-te, o noivo que ele já veio: Apressa-te, eu digo.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Asiguraţi-grabă; mirele va veni deja: Asiguraţi-grabă, spun.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Beeilen Sie sich, der Bräutigam ist er schon gekommen: Beeilen Sie sich, sage ich.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Cepatlah, mempelai laki-laki, ia sudah datang: Cepatlah, kataku.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Date prisa, el novio que ya vino: Date prisa, digo yo.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Gør hast; brudgommen han er kommet i forvejen: Skynd dig, siger jeg.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Hâtez-vous; l'époux, il est déjà venu: Hâtez-vous, je vous dis.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Hãy vội vàng, chú rể ông đã được: Hãy vội vàng, tôi nói.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Hiti, ženin je prišel že: hiti, rečem.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.서둘러 확인하고, 신랑은 그가 이미 올됩니다 서둘러 만들고, 나는 말한다.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Maak haast, de bruidegom is hij al gekomen: Maak haast, zeg ik.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Ponáhľaj sa, že ženích príde už, ponáhľaj, ja hovorím.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Pospěš si, že ženich přijde už, pospěš, já říkám.
Acele olun; damat o zaten gelir: acele olun diyorum.Riennä, sulhanen hän on tullut jo: Pitäkää kiirettä, sanon.