Daha sonra kapısal damara gelir ve buradan karaciğere doğru yönlendirilir.Προς τα πίσω μπορεί να επεκτείνεται μέχρι την κοιλία.
Vakaların %6’sı ila %25’inde bacak damarlarında kan toplanması olduğu tahmin edilmektedir.Υπολογίζεται ότι 6 έως 25% των ανθρώπων παθαίνουν πήξη του αίματος στις φλέβες των ποδιών.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Disse antibiotika indgives ofte intravenøst og anvendes ofte sammen.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Hudtænderne er fordelt over hele kroppen.
Damarlarda akacak kan pek azaldı" demektedir.Indtagelse af alkohol er tilladt i et begrænset omfang".
Su, kılcal damarlara doğru yükseldiğinde oluşabilir.Det kan man gøre ved at smøre sig godt ind i fedt-cremer.
Talos'un boynundan bileğine kadar inen tek bir damarı vardı.Talos ble utstyrt med ei åre som gikk fra nakken til ankelen.
Bunun sonucunda duvar incelir, balon gibi şişerek damarın genişlemesine yol açar.Gassen vil i stedet blåse opp vommen som en ballong.
Damarlar birbirine paralel, her iki yüzüde çıplaktır.Fasettøynene er nakne og vidt adskilt i pannen hos begge kjønn.
Damar içi maddeler, damar dışına çıkar.Lokal bakgrunn og impulser utenfra.
Bu durum damardan verilecek tıbbi sıvılarla genellikle 24-48 saat içinde düzeltilir.Uten pleie dør den forgiftede i løpet av 4 til 24 timer.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Antibiotik ini sering diberikan secara intravena dan digunakan sebagai kombinasi.
Bu kan damarları grubu hemoroidal pleksus olarak da bilinir.Kelompok pembuluh darah ini dikenal sebagai pleksus hemoroid.
Parkland formülü ilk 24 saatte gereken damar içi sıvıların hacminin belirlenmesine yardımcı olabilir.Formula Parkland dapat membantu menentukan volume cairan intravena yang diperlukan dalam waktu 24 jam pertama.
Temiz kan damarı ve kirli kan damarı taşınır.Hal ini menyebabkan darah bersih dan darah kotor tercampur.
Gelişmiş ülkelerde başlıca bulaşma yöntemi, damar içi ilaç kullanımıdır (DİK).Metode utama penularan di negara maju adalah melalui penggunaan narkoba suntik (IDU).
Kısa süre sonra Atina'nın Laurium'daki maden ocaklarında MÖ 483'te büyük bir gümüş damarı bulunmuştur.Pada tahun 483 SM, lapisan perak yang besar ditemukan di pertambangan Athena di Laurion.
Bunun nedeni küçük kan damarlarında sızıntı olmasıdır.Hal ini terjadi karena pembuluh darah kecil bocor.
Bu nedenle bunlar kalp damar hastalığı olan kişilere tavsiye edilmez.Obat ini tidak disarankan untuk mereka yang memiliki gangguan hati yang serius.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Mereka akan menyebarkannya ke seluruh tubuh mereka.
Kılcal damarların sayısında veya yoğunluğundaki azalma da periferik rezistana katkıda bulunabilir.Penurunan jumlah atau kepadatan pembuluh kapiler juga bisa ikut berperan dalam resistensi perifer.
Bazılarında sırt damarından kollar da çıkar.Banyak di antara mereka mengendarai punggungnya.
Damar içi veya ağız yoluyla verilebilir.Obat ini dapat diberikan lewat mulut atau disuntikkan.
En önemli neden böbreklere kan taşıyan damarlarda, renal arter stenozu denilen daralmadır.Penyebab yang paling sering adalah bekuan darah dari vena tungkai, yang disebut trombosis vena dalam.
Ardından Damar’a ulaştı.Setelah itu ia kembali ke Damaskus.
Sadece kan damarlarında kabarıklık vardır.Hanya penonjolan pembuluh darah.
Buna karşın diğer sindirilmiş besinler toplar damarlar yoluyla dolaşım sistemine alınır.Sementara itu, KA lintas Pantura lainnya dialihkan melalui jalur Tegal-Cirebon-Prupuk.
Anjiyotensin II kan damarlarında kan basıncının artmasını sağlayan vazokonstriksiyonu oluşturur.Agiotensin II merupakan salah satu senyawa yang dapat menaikkan tekanan darah.
Bunlar lenf damarlarından oluşan lenfanijiyomlardan farklıdır.Ini berbeda dengan angklung padaeng yang multi-tonal.
Şelit genellikle kalay içeren maden damarlarda bulunur; bazen altın ile birlikte de görülür.Scheelite thường xuất hiện ở các mỏ chứa thiếc, và đôi khi được tìm thấy liên kết với vàng.
Cordelia: Ooo, birinin damarına bastım galiba.Tại một góc người ta đục lỗ.
Dolayısıyla damarlarındaki asit, eşsiz bir savunma mekanizmasıdır.Mực trong bụng cá mực là một loại vũ khí để tự vệ.
Massachusetts'in can damarı ve en büyük kenti Boston kentidir.Thủ đô của Massachusetts và thành phố lớn nhất của New England là Boston.
Damarlı yeşil bitkilerde klorofil a ve b 1/3 oranında bulunur.Chlorella có màu xanh lá cây nhờ sắc tố quang hợp chlorophyll -a và b trong lục lạp.
Cordelia: Ooo, birinin damarına bastım galiba.コーナー上の相手にしかける場合もある。
Anjiyotensin II kan damarlarında kan basıncının artmasını sağlayan vazokonstriksiyonu oluşturur.アンジオテンシンIIは血圧を上昇させる作用を有する。
Böylece kan akışını ters olarak düşünse de, ilk kez kılcal damar fikrini ortaya atmıştır.お互いの命を救い、彼女は初めて真矢の考えを理解してくれたのであった。
Bu kan damarları daha sonra bir lobun içinde yollara ayrılır.胞子形成部は球状で、それらの枝の途中に出る。
Bir travma sonrası yeniden damarlanma görülebilir.外傷後の反応として発生。
Hacamatta kılcal damarlar üzerinden kan alınmaktadır.左右に血抜き用の溝(樋)が彫られている。
Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.我們與祂在十架上的苦楚越大,與祂在樂園中的喜樂也越大。
Beyin çevresindeki kan damarlarının genişlemesi bağ ağrısına neden olabilir.环绕脑部的血管扩张可能导致头痛。
Cordelia: Ooo, birinin damarına bastım galiba.璁、萼輩遂引以擊異己。
Parkland formülü ilk 24 saatte gereken damar içi sıvıların hacminin belirlenmesine yardımcı olabilir.派克兰公式可以帮助确定第一个24小时所需要的静脉输液量。
Bu beslenme türü flebotomi (kan alma) diye bilinir (Eski Yunancada, phleps "damar" and tomos "kesme").这种摄食方式被称为放血术(phlebotomy,来自希腊文,phleps "静脉",tomos"切割")。
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.骨髓裡面有丰富的血管和神经组织。
Yesenin, son şiiri; "Elveda dost, elveda"yı damarını açarak, kanıyla yazmıştı.诗人死前一天留下了他最后一首诗——《再见,我的朋友,再见》。
Gövdeleri yoktur, yapraklarında orta damar bulundurmazlar.黎季犛既擒,余黨竄山谷中,出沒為寇。
Gerekliyse, seyreltik çözelti kullanılarak epinefrin damara (intravenöz enjeksiyon) enjekte edilebilir.如有必要,肾上腺素也可以使用稀释溶液以静脉注射(intravenous injection)。
Fakat kan damarda pıhtılaşırsa, ölümle sonuçlanabilir.如果讓她的血滴到地上,她就會死亡。
İçinde emisser damarlar bulunur (Vv.염압의 출력 단위는 FV (피앙마 볼테지)이다.
Cordelia: Ooo, birinin damarına bastım galiba.단숨에 힘주어 벰 사람의 성씨중 하나.
Boyuna (kaideden uca uzanan) damarların hepsi trake taşır.모든 온에 있는 욕탐(欲貪)을 가리킨다.
Her ikisi de damar sisteminin bozulması sonucu oluşan bir durumdur.두 요소는 컴플렉스 시스템의 결과이다.
Ahtapotlar kapalı dolaşım sistemine sahiptirler yani kan damarlar içinde kalır.혈관계는 발달된 폐쇄혈관계로서, 혈액에는 혈색소가 들어 있다.
Bazılarında sırt damarından kollar da çıkar.לחלקם ישנה גם ציצה על העורף.
Bu iki aort her iki solungaç vasıtasıyla geçen bir damarla biribirine bağlanır.הסכין חותכת לשניים את כל מי שעובר דרכה.
Kılcal damarları yoktur.לא משאיר קצוות חדים.
Vaskülit Birçok farklı boyutta damarı tutabilir.אולם החזקה המופשטת יכולה ללבוש צורות רבות נוספות.
Ortalama bir insan vücudundaki kılcal damarların toplam uzunluğu yaklaşık 40.000 km'dir.אורכם הכולל של כלי הדם בגופו של אדם יחיד הוא כ-100,000 ק"מ.