Ana içeriğe geç
Sözlük

dam ile cümle

dam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bir sürahi damla damla doldurur.A jug fills drop by drop.
Kızımla kim evlenirse benim damadım olacak.Who marries my daughter will become my son-in-law.
Bir su damlasında kaç tane atom var?How many atoms are there in a drop of water?
Bu, bardağı taşıran son damla oldu.It was the final straw.
Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.Large raindrops are starting to fall.
Dama oynamak istemiyorum.I don't want to play checkers.
Hemşire damardan enjeksiyon yaptı.The nurse hit a blood vessel.
Bütün öğleden sonra Tom'la dama oynadım.I played checkers with Tom all afternoon.
Büyükannenle dama oynar mısın?Do you play checkers with your grandmother?
Her damla önemli.Every drop is important.
O sadece kovadaki bir damladır.It is just a drop in the bucket.
Bir samurayın kanı, Taro'nun damarlarında akıyor.A samurai's blood runs in Taro's veins.
Damatlar atlara meyillidir.The grooms tend to the horses.
Bir damla yağmur hissettim.I felt a drop of rain.
Bu şarap damağa hoş geliyor.This wine is pleasing to the palate.
Yağmur damlaları cama vuruyor.Raindrops are hitting the glass.
Göz ameliyatından sonra, George her on beş dakikada bir göz damlası kullanır.After eye surgery, George put in eye drops every fifteen minutes.
Hayatımda bir damla bile içmedim.I never drank a drop in my life.
Bizim yeni bir damperli kamyon istememiz gerekiyor. Bu dolu.We need to ask for a new dump truck. This one's full.
Bu bardağı taşıran son damlaydı! Seni bir daha görmek istemiyorum!That was the last drop! I don't want to see you again!
Tom ve Mary dama oynadılar.Tom and Mary played checkers.
Onun kahvesine bir damla aşk iksiri damlattı.She slipped a drop of love potion into his coffee.
Damat düğün pastasının içinde saklandı.The groom hid inside the wedding cake.
Tom'un değişik damak zevkleri var.Tom has varied tastes.
Su musluktan damlıyordu.Water was dripping from the tap.
Tom ve Mary dama oynadı.Tom and Mary played draughts.
Hastanede damar yoluyla bir enjeksiyon aldım.I got an IV at the hospital.
Damlayan dondurma,onun pantolonunu kirletmiş.The dripping ice cream dirtied his pants.
Bal gökten damlamaz.Honey doesn't drip from the sky.
John çeki damgaladı.John stamped the check.
Bu bardağı taşıran son damla.I can't take any more.
Her bekar adam yaşam için bir damattır.Every unmarried man is a groom for life.
Kan damarlarda akar.Blood flows through the veins.
Sadece birkaç damla yağmur düştü.Only a few drops of rain have fallen.
Kızım bir cam parçası ile damarlarını kesti.My daughter cut her veins with a piece of glass.
Ütü ısınırken Mary buhar yapmak için hazneye damıtılmış su döktü.As the iron was heating up, Mary poured distilled water into the reservoir to make steam.
Tom'un yüzünden bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's face.
Tom'un sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's back.
Alnından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down her brow.
Şakağının kenarından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down the side of his temple.
Sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his back.
Boynundan bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his neck.
Onun böğründen bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his side.
Burnundan bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his nose.
Şakağından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his temple.
Yanağından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his cheek.
Matthew yakında evlenecek; o çok yakışıklı bir damat olacak.Matthew is soon to be married; he will make a very handsome bridegroom.
Birinin damarına basmak istemedim.I didn't mean to step on any toes.
Paris'teki Notre Dame Katedrali Ortaçağ'dan kalmadır.Notre Dame Cathedral in Paris dates from the Middle Ages.
O, suyun son damlasını içti.He drank the last drop of water.
Kuru bir boğazım olduğunda bu öksürük damlalarını alırım.I take these cough drops when I have a dry throat.
Göz damlamı yanımda getirmeliydim.I should have taken my eye drops with me.
Kısa bir sağanaktan sonra su damlaları ağaç yapraklarında parlıyorduDrops of water glistened on the leaves of the tree after the brief downpour.
Tom'un varisli damarları var.Tom has varicose veins.
Kan, kan damarları aracılığıyla akar.Blood flows through blood vessels.
Damarlarımda mavi kanım var.I have blue blood in my veins.
Bu bir sonraki şarkıyı gelin ve damada ithaf etmek istiyorum.I'd like to dedicate this next song to the bride and groom.
Bir damla bile gözyaşı dökmeyeceğim.I will not even cry one tear.
Bu inek damgalanmamış.This cow is not branded.
Bir yağmur damlası düştü.A raindrop fell.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod