Hepsi de dalgalı uçuşları sırasında öter.Dużo liczniejszy podczas przelotów.
Şekil : Alfa dalgası).Wybuch powstania (oryg.
Müzakerelere hazır olan ülkeler ilk dalgayı, diğerleri ise ikinci dalgayı oluşturdu.Ci pierwszy są sobą znudzeni, drudzy stali się obcy sobie.
İkinci dalga ise California, Raleigh, Kaneohe ve donanma tesislerini hedeflemişti.Druga fala trafiła: "California", "Raleigh" oraz Kāneʻohe i instalacje stoczniowe.
Ama 1988'de yeni bir grev dalgası patlak verdi.W 1988 ponownie organizował strajk w swoim zakładzie pracy.
Böylece ses dalgası bir kulağa çarptıktan sonra diğerine gelir.Po wykonaniu badania dla jednego ucha, jest ono powtarzane dla ucha przeciwnego.
Kızılötesi dalgaboylarında gökyüzünün bilinen en parlak cismidir.W zakresie podczerwieni jest najjaśniejszą galaktyką na niebie.
Günlük yaşam ile dalga geçti.Prowadzi dzienny tryb życia.
1924 yılında Louis de Broglie dalga-parçacık ikilisinin teorisi hakkında bir tez yazdı.W 1924 Louis-Victor de Broglie opracował teorię fal materii.
Buradan yola çıkarak ışığın dalga modeli ile ilgili olduğu sonucuna varırız.Swój bieg rozpoczyna na skrzyżowaniu z sygnalizacją świetlną z ul. Okulickiego.
Cléo Beşten Yediye, Agnès Varda'nın 1962'de yönettiği Yeni Dalga filmi.Cleo od 5 do 7 (fr. Cléo de 5 à 7) – francuski film psychologiczny z 1962 roku w reżyserii Agnès Vardy.
Baba ve oğul iş birliği yaparak, x ışınlarının dalga boylarını ölçecek yöntemleri geliştirdiler.Ojciec i syn są również znani ze swoich wynalazków służących do transportu wielkich kamieni.
Amerika’da 1. dalga kadın hareketleri, kölelik karşıtı hareketi çerçevesinde ortaya çıkmıştır.W Stanach Zjednoczonych pierwsza fala feminizmu przyjęła postać szerokiego ruchu społecznego.
Göçmenlerin üç dalgası kuzeye, Kuzey Amerika'ya hareket ediyordu.Tre immigrantgrupper flyttade norrut mot Nordamerika.
Mart 1603'teki soruşturmalar kentteki ilk tutuklama dalgasıyla sonuçlandı.I mars 1603 började arresteringarna i staden.
Uyarılan dalga, uyarıcı dalga ile aynı fazdadır.Detta är den alternerande gruppen över n tecken, betecknad med An.
ULF frekans bandındaki dalgaların birçok tipi manyetosfer ve yerde gözlenebilir.Många typer av vågor i ULF-frekvensbandet kan observeras i magnetosfären och på marken.
Bu devri hareketler günümüzde "Kondratiev dalgaları" olarak adlandırılır.Dessa långa konjunkturcykler kallas idag "Kondratievcykler".
Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır.Vanliga exempel är reflexion av ljus-, ljud- och vattenvågor.
Araştırmacılar en olası C60 de Broglie dalga boyunu 2.5 pm olarak hesapladı.För den mest sannolika C60-hastigheten beräknade forskarna de Broglie-våglängden till 2,5 pm.
2001 yılı itibarıyla, ülkede 16 AM, 107 FM ve 6 kısa dalga radyo istasyonu vardır.Landet har 16 AM-stationer, 107 FM-stationer och 6 kortvågsstationer.
Kızı Barbara'nın yaralı halde çekilmiş çıplak fotoğraflarını gösterir ve onunla dalga geçer.Bobby försöker dölja sin olycksaliga barndom genom att skämta.
Bu sinyale saat sinyali denir ve genelde bir periyodik kare dalga formunda olur.Denna signal, känd som klocksignal, sker vanligen i form av en periodisk fyrkantsvåg.
İki çeşit dalga vardır.Det finns två olika spellägen.
Bu sıcaklıklarda, ısısal de Broglie dalga boyları mikrometre aralığa geldi.Vid dessa temperaturer är de termiska de Broglie våglängderna i mikrometerområdet.
Bu tip vericilere sürekli dalga (CW-Continuous wave) vericileri denir.Telegrafi över radio betecknas ofta CW ("continuous wave").
Adam'la dalga geçer.För andra betydelser, se Râs el Aïn.
Bu dalgalar Dünya'nın yakın plazma ortamında önemli fiziksel süreçleri temsil ederler.Dessa vågor utgör viktiga fysikaliska processer i den jordnära plasmamiljön.
Sesleri ayırt edici zik şeklinde ve şakımaları dalgalı siroo-sir-sir-siroo şeklinde duyulur.Locklätet är ett zick och sången är en drillande siroo-sir-sir-siroo.
Menekşe renginin dalgaboyu 420-380 nanometre civarındadır.Gränsen mellan violett och ultraviolett anges i olika källor till mellan 380 och 425 nanometer.
Dalga geçmeyi sever.Han älskar att ryta.
Sınıf E: Kare yapılı dalga boylarını güçlendirilir.Behörighet E med avseende på utförande av betongkonstruktioner.
Bu tahrip dalgası her yerde aynı şekilde yaşanmamıştır.Kremering är inte lika vanligt överallt.
Böylece dalga boyu kavramını ortaya çıkardı.Först då förstod jag dess fulla djup.
Üç saat süren bombardımanın ardından birinci hücum dalgası harekete geçti.Trettiotvå minuter efter den första explosionen så exploderar nästa bomb.
Bu dalgalar boşlukta ışık hızıyla yayılır ve doğal olarak geniş bir dalgaboyu spektrumuna sahiptir.Dessa vågor färdas i vakuum med ljusets hastighet och existerar i ett brett spektrum av våglängder.
Ses dalgalar halinde yayılır.Oro sprider sig bland streltserna.
Bu yüzden radyo dalgaları çok iyi iletilir.Därigenom förblir strålkällorna korrekt inriktade.
Yüksek dalgalar Florida'yı vurarak bir sörfçünün boğulmasına sebep oldu.En surfare drunknade i Florida på grund av väderleken.
Her zaman akrobatiktir ve teknelerin baş dalgalarında yüzer.De utför akrobatiska hopp och rider på fartygens vågor.
Günlük Daily NK'ya göre, kısa dalga radyo aracılığıyla Kuzey Kore için haber yayın mümkündür.The Daily NK är en nättidning med fokus på händelser med anknytning till Nordkorea.
Gemi 2 gün sonra dalgaların etkisiyle karaya oturduğu yerden kurtuldu.Den dockade med rymdstationen två dagar senare.
Parlaklık dalgalanmaları, 0,4-3 gün süresinde 0,1 kadirdir.De pulserar med en period på 0,1 till 1 dygn.
Radyo dalgaları kapatılıncaya kadar bu hareketler devam eder.Dessa fortsatte även efter att radiosändningarna tog slut.
Deprem yüzey dalgasının 7.0 tahmini büyüklüğünü vardı.Vissa rapporter uppgav att jordbävningen var på en magnitud av 7,0. ^
Bir elektromanyetik dalga her iki alanın da salınım doğrultusuna dik açıya sahip bir yönde hareket eder.En elektrisk dipol i ett elektriskt fält försöker alltid ställa in sig i fältets riktning.
Dalgaları Aşmak (İngilizce: Breaking the Waves), Lars von Trier'nin yönettiği 1996 Danimarka yapımı filmdir.Breaking the Waves ("Bryter vågorna") är en dansk dramafilm från 1996 i regi av Lars von Trier.
Monokromatik ışık bir dalga boyuna sahip ışıktır.Monokromatiskt ljus är ljus med en viss bestämd våglängd.
Düşmanlarını şok dalgasıyla felç edebilir.Den kan till exempel fånga sina fiender med ett blåaktigt slem.
Kızlar ise onunla dalga geçer ve kahkahalarla güler.En skara ungdomar roar sig med rop, skratt och sång.
Benzer bir dalga gibi.Det är som en joker.
Bu yüzeylere Dalga Cephesi denir.I detta sammanhang kallas de magiska tal.
Böyle yıldız çiftleri, yerçekimi dalgaları yaymaktan dolayı yavaş yavaş enerji kaybeder.Detta föreslogs bero på att stjärnorna förlorar energi, när de sänder ut gravitationsvågor.
Kule denize o kadar yakındı ki dalgalar duvarlarına kadar ulaşıyordu.Området låg runt sjön Onega ända upp till Onegabukten.
Surinam'ın 1975'te bağımsızlığını kazanmasıyla Surinam'dan bir göç dalgası yaşandı.1975 följde Surinams självständighet.
Bazı diğer cisimler belirli dalga boylarında nerdeyse siyahdır.Vissa individer kan dock vara närmast helt svarta.
Dalgalarkısa filmi ile.När långfilmen Jalla!
O yıllarda İngiliz piyasasında bir Punk dalgası ortalığı kasıp kavuruyordu.De senaste åren har en böjbar gummiborste tillkommit på marknaden.
Bu grevler dalgası Almanlar'ı şaşırtmıştı.Det hårda, fanatiska motståndet förvånade tyskarna.
Lippmann renkli fotoğraf aksine, lazerler ir dalga boyunun dörtte biri içinde stabil tutulmalıdır.Till skillnad från en halvkolonn har pilastern ett rektangulärt tvärsnitt.