dal ile cümle
dal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bir dalkavuktur.He's a brown noser.
Çocukların yakında uykuya daldılar.The children soon fell asleep.
Çocuk suyun soğuk olup olmadığını görmek için ayak parmaklarını okyanusa daldırdı.The child dipped his toes into the ocean to see if the water was cold.
Biz bir süre güneşte uzandıktan sonra göle daldık.We took a dip in the lake after laying in the sun for a while.
Piyangoyu kazanınca alışveriş çılgınlığına daldı.Having won the lottery, she went on a shopping spree.
O, elini dalgalı kahverengi saçının içinden geçiriyor.He's running his hand through his wavy, brown hair.
O, araba sürerken uykuya daldı ve kazaya sebep oldu.He fell asleep while he was driving and caused an accident.
O, havuza daldı.She dived into the pool.
Bu ağaçta her dal üzerinde bir elma var.In this tree, there is an apple on every limb.
Pet shopta birçok sevimli Dalmaçyalı vardı.There were many cute dalmatians in the pet shop.
Nasıl dalınacağını biliyor musunuz?Do you know how to dive?
Benim patronum bir dallama.My boss is an asshole.
Sadece dalga geçiyorum.Just kidding.
Bu ızgara et için bir daldırma sos var mı?Is there any dipping sauce for this grilled meat?
Bu ağaçta, her dalda bir elma var.On this tree, there is an apple on every branch.
Hayale dalma.Stop daydreaming.
O, direksiyonda uykuya daldı ve bir kaza geçirdi.She fell asleep at the wheel and had an accident.
Dalgıçlar Florida sahili açıklarında binlerce İspanyol altın sikkesi buldu.Divers have found hundreds of Spanish gold coins off the coast of Florida.
Yapraklar dallarda büyür.Leaves grow on branches.
Tom ve Mary neden Boston'dalar?Why are Tom and Mary in Boston?
Tom sadece dalga geçiyor.Tom is just kidding.
Tom'un hobileri kayak ve tüplü dalıştır.Tom's hobbies are skiing and scuba diving.
Onlar kimle dalga geçtiklerini sanıyor?Who do they think they're kidding?
Sonunda uykuya daldım.I finally fell asleep.
Dalga geçiyorsun, değil mi? O doğru olamaz.You're kidding me, right? That can't be true.
Sen oldukça dalgın görünüyorsun?You seem pretty preoccupied.
O kendini yanan mumlarla çevrili köpük banyosuna daldırdı.Surrounded by burning candles, she dips herself into a bubble bath.
Benim çizdiğim resim dalgalı dudakları olan bir yüzü gösteriyor.The picture I drew depicts a face with wavy lips.
Şok dalgası geldi ve her şeyi ve herkesi yok etti.The shock wave came and obliterated everything and everyone.
Tom pantolonunu sıvadı ve ayak parmaklarını suya daldırdı.Tom rolled up his pants and dipped his toes in the water.
Bindiğin dalı kesme.Never cast dirt into that fountain of which you have sometime drunk.
Tom dalga geçiyor gibi görünmüyordu.Tom didn't sound like he was kidding.
Ben sıkıldım ve uykuya daldım.I was bored and I fell asleep.
Tom, dalgaların sahile vurma sesini dinledi.Tom listened to the sound of the waves crashing on the beach.
Tom, dalgaların sahile vurmasını dinledi.Tom listened to the sound of the waves crashing on the beach.
Tom'un plakası çalınıp, soygun için dükkana dalan arabada kullanılmış.Tom's number plates were stolen and used in a ram raid.
O sözleşmeyi kabul ederek bindiği dalı kesti.He shot himself in the foot by accepting the contract.
Su o kadar bulanıktı ki polis dalgıçlar vücudu dokunarak aramak zorunda kaldı.The water was so murky that the police divers had to search for the body by feel.
Üzgünüm, dalmışım.Sorry, my mind was elsewhere.
Ben ciddi konuşuyorken benimle dalga geçme.Don't make fun of me when I'm speaking seriously.
John Dalton, atom teorisinin yaratıcısıydı.John Dalton was the creator of the atomic theory.
Biz Ruslarla dalaşmayın!Don't mess with us Russians!
O film, en iyi yabancı film dalında Oscar kazandı.That movie won an Oscar as the best foreign film.
Tom araba sürerken uykuya daldı ve bir kazaya sebep oldu.Tom fell asleep while he was driving and caused an accident.
Biz dalıyorduk.We were diving.
Dalkavuklar şeytanın hemşiresidir.Flatterers are the Devil's nurses.
Hava dalışına gitmek ister misin?Do you want to go sky diving?
Ben nefesimi tutmaya çabalarken dalgalar beni şiddetle ileri geri fırlatıyordu.The waves were tossing me viciously to and fro as I struggled to hold my breath.
Tom televizyon izlerken kanapenin üzerinde uykuya dalmış.Tom fell asleep on the couch while watching TV.
Bilim adamları yerçekimi dalgalarını keşfettiklerini açıkladı.Scientists have announced that they have discovered gravitational waves.
Tom odun parçalayıcının içine bazı dallar koydu.Tom put some branches into the wood chipper.
Saat dokuzda yatmaya gittim ama saat onda uykuya daldım.I went to bed at 9pm, but fell asleep at 10pm.
Tom en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oskar kazandı.Tom won the Oscar for Best Supporting Actor.
Bilimin birçok dalları var.Science has many branches.
Dalgalar, kıyıya vardıklarında genellikle kırılırlar.The waves usually break when they reach the shore.
Ben hiç uykuya dalmakta zorluk yaşamadım.I've never had trouble falling asleep.
Ben onunla dalga geçiyorum.I scoff at it.
Tom gözlerini kapadı ve sahile çarpan dalgaların sesini dinledi.Tom closed his eyes and listened to the sound of the waves crashing on the beach.
"Benimle dalga mı geçiyorsun?" "Hayır, geçmiyorum.""Are you making fun of me?" "No, I'm not."
Sürücülerden biri direksiyon başında uykuya daldı, kazaya sebep oldu.One of the drivers fell asleep at the wheel, causing the accident.