Ana içeriğe geç
Sözlük

dal ile cümle

dal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
(Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Eğer kendilerine sorarsan, "Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler.But if you ask them, they will say: "We were only gossiping and jesting."
Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.And a wave came between them, and he was among those who were drowned.
Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı.The birth pangs led her to the trunk of a date-palm tree.
"Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.We strip off the day from it and they are left in darkness,
Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Dalbastı kirazlar,They will be in (the shade) of thornless lote
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.They were endowed with good things
"Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."And plunged into useless things with those who were obstinate,
Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki,Penetrating deep into the armies,
Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,And you see men enter God's discipline horde on horde,
İşte bunları yapan Allah'tır sizin gerçek Rabbiniz.Gerçeğin ötesinde, dalâletten başka ne kalır?Such then is God, your true Lord; and when truth is gone what is left but error?
Bunun üzerine mağarada onları uykuya daldırdık. Nice yıllar öylece kaldılar.We sealed off their ears in the cave for a number of years,
“Haydi, hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün.”Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Sen onları, bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi hallerine bırak! [86,17; 15,3]So leave them to their ignorance for a time.
Denizde iken onları dağlar gibi dalgalar kapladığında, bütün kalpleriyle yalnız Allah'a yalvarırlar.When the waves overshadow them like a canopy, they pray to God with all-exclusive faith in Him.
Onlar ki daldıkları batıl içinde oynayıp dururlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Batıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık.And plunged into useless things with those who were obstinate,
Derken düşman kuvvetinin ortasına dalan atların hakkı için ki:Penetrating deep into the armies,
"ALLAH" de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynayadursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
"Bunlar, daldıkları bu şeylerle helak olacaklar ve yaptıkları ise hiç bir temele dayanmıyor.""These people and their ways will surely be destroyed, for false is what they practise.
Dalgalar ikisi arasından geçti; o, boğulanların arasındaydı.And a wave came between them, and he was among those who were drowned.
Zalimler ise, kendilerine verilen refaha dalıp şımardılar; böylece suçlulara katıldılar.Those who were wicked followed that which made them dissolute, and became sinners.
Doğum sancısı onu bir hurma dalına kadar sürükledi.The birth pangs led her to the trunk of a date-palm tree.
"Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün."Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Gecenin yalnızlığında Rab'lerine secde edip düşünceye dalarlar.And those who spend their nights bowed and standing before their Lord;
Onları koca dalgalar sardığında, dini sadece ALLAH'a has kılarak O'na yalvarmaya başlarlar.When the waves overshadow them like a canopy, they pray to God with all-exclusive faith in Him.
Hadislere (sözlere) dalmayın. Bu durum peygamberi üzüyor; ancak size bildirmekten utanıyordu.And when you ask his wife for some thing of utility, ask for it from behind the screen.
Şeytanları da, yapı ustaları ve dalgıçlar olarak...And the devils -- the builders and divers of all kinds,
"Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."And plunged into useless things with those who were obstinate,
Ve topluluğun içine dalanlara ki;Penetrating deep into the armies,
Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir.And We have appointed positions for the moon till it returns like an old branch of the date palm.
İçine dalacakları cehennem! Ne kötü döşektir o!Hell; which they shall enter; what an evil resting-place!
(Resulüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar!Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
Güzel bir söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.Like a sacred tree, which has firm roots and branches reaching into heaven.
Aya da, kuru bir hurma dalına dönüşünceye kadar çeşitli evreler belirledik.And We have appointed positions for the moon till it returns like an old branch of the date palm.
Üzerine azap sözü hak olanı, ateşe dalmış olanı sen mi kurtaracaksın?He against whom the word of chastisement is realized -- shalt thou deliver him out of the Fire?
Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.Slumber seizes Him not, neither sleep; to Him belongs all that is in the heavens and the earth.
De ki, "Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir.Say: 'Whosoever is in error, let the All-merciful prolong his term for him!
Gemi, onları dağlar gibi dalga(lar) arasından geçirirken Nuh, bir kenarda duran oğluna.And it moved on with them amidst waves like mountains.
Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.So let them thou alone wading and sporting until hey meet the Day which they are promised.
Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.So let them thou alone wading and sporting until hey meet the Day which they are promised.
Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.So let them thou alone wading and sporting until hey meet the Day which they are promised.
Gemi, içindekilerle dağlar gibi dalgalar üstünde akıp gidiyordu.And it moved on with them amidst waves like mountains.
Gemi onları, dağlar gibi dalgalar üstünden yürütüp götürüyordu.And it moved on with them amidst waves like mountains.
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu.And it moved on with them amidst waves like mountains.
Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.This, because they disobeyed and were ever trespassing.
Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu.And it moved on with them amidst waves like mountains.
Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar.So let them thou alone wading and sporting until hey meet the Day which they are promised.
Bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynasınlar.So let them thou alone wading and sporting until hey meet the Day which they are promised.
(Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar.Every time they are sent back to temptation, they yield thereto.
Ne uyuklamaya kapılır, ne uykuya dalar.Neither slumber, nor sleep overtake Him.
Fakat bir fitneye sevk edilince ta içine dalıverirler.Every time they are sent back to temptation, they yield thereto.
Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde başaşağı içine dalarlar.Every time they are sent back to temptation, they yield thereto.
Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız.You have left behind you all that which We had bestowed on you.
Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar).Every time they are sent back to temptation, they yield thereto.
Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar.Every time they are sent back to temptation, they yield thereto.
İşte onlar hidâyeti verip, dalâlet satın aldılar. Ama bu, kârlı bir ticaret olmadı.These are they who have purchased error for guidance, so their commerce was profitless.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod