dal ile cümle
dal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
O gün yüzler, sevinçlidir, neşeye dalar.Many faces will be joyous on that day,
Derken düşman topluluğunun ta ortasına dalanlara.Penetrating deep into the armies,
Allah'a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.And he who associates compeers with God has indeed wandered far astray.
Onlara sorarsan elbette şöyle diyeceklerdir: "Lakırdıya dalmış, şakalaşıyorduk, hepsi bu!"But if you ask them, they will say: "We were only gossiping and jesting."
Ve ikisi arasına dalga girdi de o, boğulanlar arasına katıldı.And a wave came between them, and he was among those who were drowned.
Küfre sapanların dua ve davetleri, şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz.Not more than error are the prayers of infidels.
Deniz hemen yarıldı, her dalga kümesi kocaman bir dağ gibi oldu.And it parted, and every parting was like a lofty mountain.
Kara bulutlar gibi dalga kendilerini kuşattığı zaman; Allah'a, dini O'na özgüleyerek yalvarırlar.When the waves overshadow them like a canopy, they pray to God with all-exclusive faith in Him.
O halde canın onlar için üzüntülere dalmasın.So do not waste away your self with grief for them.
İnkâr edip durmanız yüzünden dalın oraya bugün!Roast in it now for having disbelieved."
Şeytanları da onun emrine verdik. Hepsi bina ustası ve dalgıçtı.And the devils -- the builders and divers of all kinds,
İçine dalacakları cehennem!Hell, in which they will burn.
Ki onlar bir batağa dalmış oynamaktadırlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
"Dalın ona!Roast in it.
"Boş lakırdılara dalanlarla dalar giderdik."And plunged into useless things with those who were obstinate,
Sonra onlar mutlaka cehenneme dalacaklardır.Then they will indeed burn in Hell.
Koltuklar üzerinde seyre dalarlar.On couches face to face.
Kızışmış bir ateşe dalarlar.Burning in the scorching fire,
Derken, onunla bir topluluğun ortasına dalanlara ki,Penetrating deep into the armies,
Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.And a wave came between them, and he was among those who were drowned.
Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk (uykuya daldırdık.)We sealed off their ears in the cave for a number of years,
"Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün."Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
(Onları dinlemeyip) günaha dalanların ise cezalarını hakkıyla vermişizdir.Then We retributed those who were sinful.
Kuşkusuz onlar atalarını dalalette buldular.They had found their fathers astray,
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalalete düştü.So had many an earlier people gone astray,
Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.And the devils -- the builders and divers of all kinds,
Ki onlar daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.They were endowed with good things
(Batıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,And plunged into useless things with those who were obstinate,
Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.None denies it but the sinful transgressors.
(Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Eğer kendilerine sorarsan, "Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler.But if you ask them, they will say: "We were only gossiping and jesting."
Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.And a wave came between them, and he was among those who were drowned.
Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı.The birth pangs led her to the trunk of a date-palm tree.
"Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.We strip off the day from it and they are left in darkness,
Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Dalbastı kirazlar,They will be in (the shade) of thornless lote
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.They were endowed with good things
"Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."And plunged into useless things with those who were obstinate,
Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki,Penetrating deep into the armies,
Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,And you see men enter God's discipline horde on horde,
İşte bunları yapan Allah'tır sizin gerçek Rabbiniz.Gerçeğin ötesinde, dalâletten başka ne kalır?Such then is God, your true Lord; and when truth is gone what is left but error?
Bunun üzerine mağarada onları uykuya daldırdık. Nice yıllar öylece kaldılar.We sealed off their ears in the cave for a number of years,
“Haydi, hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün.”Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Sen onları, bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi hallerine bırak! [86,17; 15,3]So leave them to their ignorance for a time.
Denizde iken onları dağlar gibi dalgalar kapladığında, bütün kalpleriyle yalnız Allah'a yalvarırlar.When the waves overshadow them like a canopy, they pray to God with all-exclusive faith in Him.
Onlar ki daldıkları batıl içinde oynayıp dururlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Batıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık.And plunged into useless things with those who were obstinate,
Derken düşman kuvvetinin ortasına dalan atların hakkı için ki:Penetrating deep into the armies,
"ALLAH" de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynayadursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
"Bunlar, daldıkları bu şeylerle helak olacaklar ve yaptıkları ise hiç bir temele dayanmıyor.""These people and their ways will surely be destroyed, for false is what they practise.
Dalgalar ikisi arasından geçti; o, boğulanların arasındaydı.And a wave came between them, and he was among those who were drowned.
Zalimler ise, kendilerine verilen refaha dalıp şımardılar; böylece suçlulara katıldılar.Those who were wicked followed that which made them dissolute, and became sinners.
Doğum sancısı onu bir hurma dalına kadar sürükledi.The birth pangs led her to the trunk of a date-palm tree.
"Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün."Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Gecenin yalnızlığında Rab'lerine secde edip düşünceye dalarlar.And those who spend their nights bowed and standing before their Lord;
Onları koca dalgalar sardığında, dini sadece ALLAH'a has kılarak O'na yalvarmaya başlarlar.When the waves overshadow them like a canopy, they pray to God with all-exclusive faith in Him.
Hadislere (sözlere) dalmayın. Bu durum peygamberi üzüyor; ancak size bildirmekten utanıyordu.And when you ask his wife for some thing of utility, ask for it from behind the screen.
Şeytanları da, yapı ustaları ve dalgıçlar olarak...And the devils -- the builders and divers of all kinds,