dal ile cümle

dal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O demetlerin içine ince dallar bağladı.He tied the twigs into bundles.
Yatağa gider gitmez uykuya daldı.As soon as he went to bed, he fell asleep.
O derin bir uykuya daldı.He fell into a deep sleep.
Derin düşüncelere daldı.He was absorbed in deep thought.
Çim üzerine uzandı ve uykuya daldı.He lay down on the grass and went to sleep.
Dedektif romanlarını okumaya daldı.He is absorbed in reading detective novels.
O, düşüncelere dalmışken, adının çağrıldığını duydu.While he was lost in thought, he heard his name called.
Çalışıyorken, uykuya daldı.While he was studying, he fell asleep.
Üzerinde şapkası ve paltosuyla odaya daldı.He ran into the room with his hat and overcoat on.
Ağaçtan bir dal kesti.He cut off a branch from the tree.
Ağaçtan birkaç dal kesti.He cut some branches off the tree.
Önemsiz şeyler üzerinde birbirleriyle ağız dalaşına girdiler.They fell out with each other over trifles.
Onlar şimdi ya Kyoto'da ya da Osaka'dalar.They are now either in Kyoto or in Osaka.
Onlar onunla dalga geçti.They made fun of him.
O, en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar adaylığını kazandı.She won an Oscar nomination for best supporting actress.
O, tıp dalında uzmanlaşıyor.She majors in medicine.
Dergiyi okumaya dalmıştı.She was absorbed in reading the magazine.
O, videoya daldı.She was absorbed in the video.
Yüzme havuzuna daldı.She dived into the swimming pool.
Yüzünde dalgın bir bakışı vardı.She has an absent look on her face.
O, işine daldı.She was engrossed in her work.
O bir şiir yazmaya dalmıştı.She was absorbed in writing a poem.
O, derin bir uykuya daldı.She fell into a deep sleep.
Çizgi romanlar okumaya dalmıştı.She was absorbed in reading comic books.
O tarih dalında uzmanlaştı.She majored in history.
Onunla dalga geçme.Don't make sport of her.
Babam TV izlerken sık sık uykuya dalar.My father often falls asleep while watching TV.
Babam eve gelmeden önce uykuya daldım.I fell asleep before my father came home.
Bir kitap okuyorken uykuya daldı.While reading a book, he fell asleep.
Uyuşturucu trafiğini, kök ve dalları ortadan kaldırmalıyız.We must eradicate the drug traffic, root and branch.
Akşam yemeğinden sonra, ben her zaman kendimi uykuya dalmakta bulurum.After supper, I always find myself falling asleep.
Tarih beşeri bilimlerin bir dalıdır.History is a branch of the humanities.
Polis göstericilerle dalaştı.The police brawled with the demonstrators.
Araba tarlaya daldı ve bir süre sarsıldıktan sonra durma noktasına geldi.The car dove into the field and, after bumping along for a time, came to a halt.
Sadece yapraklar ve dallar var.It's only leaves and branches.
Muhtemelen beklemekten yoruldu ve uykuya daldı.He probably got tired of waiting and fell asleep.
Dalga geçiyorsun!You're kidding!
Dalga geçmeyin.Stop joking around.
Adanın bir kısmı çok büyük dalgalar tarafından tahrip edildi.A portion of the island was destroyed by the massive waves.
Bu fırtınalı yaz gecelerinde uykuya dalmak zordur.It's hard to fall asleep on stormy summer nights.
Japon takımadaları korkunç bir sıcak hava dalgası ile vuruldu.The Japanese archipelago is struck by a terrible heat wave.
Komşumun oğlu, bugün okulda kızımla dalga geçti.My neighbor's son made fun of my daughter today at school.
Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir.A friend in hand is worth two in the bush!
Dalida aşırı dozda uyku hapından öldü.Dalida died from an overdose of sleeping pills.
O bir kısa dalga radyo istasyonu dinliyor.He listens to a short wave radio station.
Garip aksanı yüzünden okuldaki diğer çocuklar onunla dalga geçti.The other kids at school made fun of him because of his strange accent.
Patty o kadar kısaydı ki dala yetişemedi.Patty was so short that she couldn't reach the branch.
Ben ekonomi dalında uzmanlaşıyorum.I'm majoring in economics.
Dalga geçmiyorum.I'm not kidding.
Armut dalının dibine düşer.The apple does not fall far from the tree.
O sadece seninle dalga geçiyor.He's just kidding you.
Ya benimle dalga geçiyorsun ya da benimle alay ediyorsun.Either you are teasing me or you are making fun of me.
Benimle dalga geçme.Don't kid me!
Kulak yolu ses dalgalarını kulak zarına iletir.The ear canal sends sound waves to the eardrum.
Kulak kanalı, kulak zarına ses dalgaları gönderir.The ear canal sends sound waves to the eardrum.
Bir zeytin dalı uzatmak bir füze fırlatmaktan daha iyi.Better to extend an olive branch than launch a missile.
Gökyüzü dalışını denemek istiyorum.I'd like to try skydiving.
Benimle dalga mı geçiyorsun?Are you pulling my leg?
Dilbilim dili tanımlamayı amaçlayan bilim dalıdır.Linguistics is the discipline which aims to describe language.
Tom mühendislik dalında mastır yapmak için çalışıyor.Tom is working toward a master's degree in engineering.

İlgili Sayfalar