dal ile cümle

dal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom tamamen hayallere dalacak.Tom will totally freak out.
Ben seninle dalga geçmiyorum.I'm not kidding you.
Tom ve benim kendi başımıza serbest dalışa gitmemiz tehlikeli olabilir.It might be dangerous for Tom and me to go skin diving by ourselves.
Dün gece kuvvetli rüzgarlar bir sürü ağaç dallarını yere serdi.The strong winds knocked down a lot of tree branches last night.
Tom ağacın bir kalın dalı üstüne düştüğünde öldü.Tom was killed when a tree limb fell on him.
Tom kafasını yastığa koyar koymaz uykuya daldı.Tom fell asleep as soon as his head hit the pillow.
Tom çok dalgınlaştı.Tom became very lost.
Artık aletsiz dalışa gitmiyorum.I don't go skin diving anymore.
Artık serbest dalış yapmaya gitmiyorum.I don't go skin diving anymore.
Meteotsunamiler fırtınaların neden olduğu büyük dalgalardır.Meteotsunamis are large waves caused by storms.
Tom ve ben sahilde dalgaların sesini dinleyerek oturduk.Tom and I sat on the beach listening to the sound of the waves.
Tom ışıklar söner sönmez uykuya daldı.Tom fell asleep as soon as the lights went out.
Sami, Leyla ile dalga geçerdi.Sami would ridicule Layla.
Sami, Leyla ve Ferit'in hepsi Mısır'dalar.Sami, Layla, and Farid are all in Egypt.
Dalkavukluk seni hiçbir yere götürmeyecek.Flattery won't get you anywhere.
Sonar suda "görmek" için ses dalgalarını kullanır.Sonar uses sound waves to 'see' in the water.
Sami bir dalga yakalamaya çalışıyordu.Sami was trying to catch a wave.
Sami, minibüsü ormanda gizledi ve onu dallarla kapladı.Sami hid the van in the woods and covered it with branches.
Tom dalaşmak için yanlış bir tercih.Tom is the wrong guy to mess with.
Çeltik kargası dalıcı bir kuştur.The ibis is a wading bird.
İbis dalıcı bir kuştur.The ibis is a wading bird.
Turna dalıcı bir kuştur.The crane is a wading bird.
Balıkçıl dalıcı bir kuştur.The heron is a wading bird.
Flamingo dalıcı bir kuştur.The flamingo is a wading bird.
Tom iyi bir dalgıç.Tom is a good diver.
Tom dalga geçiyor, değil mi?Tom is kidding, isn't he?
Sen gerçekten dalgınsın, değil mi?You're really absent-minded, aren't you?
Dalavere Tom'un kitabında yazmaz.The word "deception" isn't in Tom's vocabulary.
Bazen dalgalar gemilerden daha yüksektir.Sometimes the waves are higher than the ships.
Gemi büyük bir dalga tarafından vuruldu.The ship was hit by a big wave.
Tom titrek bir alışveriş arabası iterek bakkala dalıverdi.Tom burst into the grocery store, pushing a wobbly cart.
Bu hafta bir soğuk hava dalgası bekleniyor.A cold snap is expected this week.
Odaya daldı.He went into the room with guns blazing.
Tom kavgaya daldı.Tom jumped into the fight.
İşine o kadar dalmıştı ki yemek yemeyi unuttu.He got so absorbed in his work that he forgot to eat.
Üç saattir uykuya dalmaya çalışıyor.He has been trying to get to sleep for three hours now.
Onunla aksanından dolayı hep dalga geçer.He always makes fun of her because of her dialect.
Havuza daldı.He dove into the pool.
Bir süre düşüncelere dalıp gitti.And he stood lost in thought for a while.
Tom dalaşılacak bir adam değil.Tom is a guy you don't want to mess with.
Tom bizimle dalga geçti.Tom made fun of us.
Tom yere sarkan dallardan kaçınmak için eğildi.Tom ducked under the low-hanging branches.
Hemen uykuya daldım.I fell asleep right away.
Dalga geçilmek için doğmuşum.I was born to be made fun of.
Tom kurabiyeleri süte daldırmayı seviyor.Tom likes dipping cookies in milk.
Tom, Oreo'yu çok uzun zaman süte daldırdı ve vıcık vıcık oldu.Tom dunked the Oreo in milk for too long and it became soggy.
Meyvelerle dolu dal kaçınılmaz olarak eğilir.The branch loaded with fruit inevitably bends.
Tutunacak tek dalım sensin.You're the only thing that's holding me together.
Mary eşarbını çıkardı ve siyah saçları tutam tutam dalgalandı.Mary swishes off her scarf, and waves and waves of black hair cascade down.
Robert sonunda uykuya daldı.Eventually, Robert dozed off.
William, Sandra'nın suçlama ve küçük hakaretleriyle sürekli dalga geçiyordu.William constantly made fun of Sandra's accusations and petty insults.
Tekrar uykuya dalma şansım yoktu.There was no chance I'd fall asleep again.
Felix yatakta yatıp uykuya dalmaya çalışıyordu.Felix was lying in bed, trying to fall asleep.
Gunter saniyeler sonra Amelia'nın odasına daldı.Gunter burst into Amelia's room seconds later.
Karl uykuya dalmakta zorlanıyordu.Karl struggled to fall asleep.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.For instance, John Dalton did not consider this possibility.
Dale ve Andrea, ne olursa olsun ikizleri koruyacaklarına yemin eder.Dale and Andrea swear to protect the twins, no matter what.
Yalnızca rahatsız edildiklerinde yüzeyin altına dalarlar.They dive below the surface only when disturbed.
"Sınabiç, Dalisandos Antik Kenti"."Sınabiç, Dalisandos Antik Kenti".
Anna Dalassini, Dukas erkeklerinin ülkeyi askeri sorunlara sürüklemelerini bekliyordu.Anna Dalassene expected the Doukas men to lead the country to military problems.

İlgili Sayfalar