dal ile cümle
dal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Daha fazla dalıcıya ihtiyacımız var.We need more divers.
Tom ayak parmağını suyun içine daldırdı.Tom dipped his toe into the water.
Mary ayak parmağını suya daldırdı.Mary dipped her toe into the water.
O dalgın.She is self-absorbed.
Tom aptalca sığ suya daldı.Tom foolishly dove into shallow water.
Bebek süt dolu midesiyle uykuya daldı.With her stomach full of milk, the baby fell asleep.
Bu şekilde buraya dalmaya nasıl cüret edersin!How dare you come barging in here this way!
Tom soğuk su içine daldı.Tom dove into the cold water.
Tom hemen uykuya daldı.Tom immediately fell asleep.
Dalgalı saçlarım var.I have wavy hair.
Tom'la dalga geçtim.I made fun of Tom.
Ben bazen biraz dalgınım.I'm sometimes a bit absent-minded.
Sen benim kumumsun; Ben senin dalganım; Ter bizim denizimizdir.You are my sand; I am your wave; sweat is our sea.
Partide uykuya dalmış tek kişi Tom değildi.Tom wasn't the only one at the party who fell asleep.
Senin uykuya daldığını düşündüm.I thought you'd fallen asleep.
Sanırım ben dalmada iyiyim.I think I'm good at diving.
Ben suya daldım.I dove off into the water.
Dal düşmek üzere.The branch is about to fall off.
Dal kırılmak üzere.The branch is about to break.
Hava dalışı çok tehlikelidir.Skydiving is very dangerous.
O benimle dalga geçmeyi sürdürdü.He kept making fun of me.
O benimle dalga geçmeye devam etti.He kept mocking me.
Televizyon izlerken genellikle uykuya dalarım.I often fall asleep while watching TV.
Tom'un tutunacak dalı kalmadı.Tom had no one to turn to.
Ben çok dalgınım.I'm very absent-minded.
Bir dal çatırtısı duydum.I heard a twig crack.
Benimle dalga geçiyor olmalısın!You must be kidding me!
Ben havuza daldım.I dove into the pool.
Ben göle daldım.I dove into the lake.
O dallar kolayca kırılır.Those branches break easily.
Anne mutfağa daldı.Anne dashed into the kitchen.
Bu deniz altı bir mil derinlikten fazla fazlasına dalış yapabilir.This submarine can dive more than a mile deep.
Gerçekten aynı dalga boyunda olduğumuzu hissediyorum.I really feel like we're on the same wavelength.
Bir nar bülbülü bir ağaç dalında oturur.A robin sits on a tree branch.
Adam boğulan kadına yardımcı olmak için daldı.The man dived to the drowning woman's aid.
Flamingolar dalıcı kuşlar mıdır?Are flamingos wading birds?
Leylek dalıcı bir kuştur.The stork is a wading bird.
Tom'un saçı dalgalı.Tom's hair is wavy.
Bir şefkat dalgası onu sardı.A wave of tenderness swept over her.
Sami, kadın meslektaşlarıyla dalga geçti.Sami made fun of his female co-workers.
Bilim adamları yerçekimi dalgaları tespit ettiler.Scientists have detected gravitational waves.
Bir kuş sürüsü dallara kondu.A swarm of birds crouched in the branches.
Tom sevgilisinin yaşadığı yere dalgın bir şekilde bakıyor.Tom gazes wistfully over the rooftops to where his lover lives.
Bu olayla ilgili onunla dalga geçtik.We made fun of him over this incident.
Siz dalaşmak için yanlış adam seçtiniz.You have chosen the wrong guy to mess with.
Benim saçım dalgalı.My hair is wavy.
Uykuya dalmam normalden biraz daha fazla zamanımı aldı.It took me a little more time than usual to fall asleep.
Uykuya dalmak her zamankinden daha fazla zamanımı aldı.It took me a more time than usual to fall asleep.
Tom kaşığını çorbaya daldırdı.Tom dipped his spoon into the soup.
Uykuya dalmakta zorluk çekmedim.I had no trouble falling asleep.
Tom lambayı bir ağaç dalına astı.Tom hung the lamp on a tree limb.
Tom ve Mary 2013'te hâlâ Boston'dalardı.Tom and Mary were still in Boston in 2013.
Tom ağaçtan bir dal kesti.Tom cut a branch off the tree.
Nasıl dalacağımı biliyorum.I know how to dive.
O zaten uykuya dalmıştı.She had already fallen asleep.
Tom tek başına şnorkelle dalışa gitmezdi.Tom didn't go snorkeling by himself.
Tom artık aletsiz dalışa gitmiyor.Tom doesn't go skin diving anymore.
Tom size dalavere yapmasın.Don't be deceived by Tom.
Tom, Mary ile aletsiz dalışa gitmekten hoşlanmayacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought he wouldn't enjoy going skin diving with Mary.
Onlar Boston'dalar.They're in Boston.