Tamlamada tamlayan daima tamlanandan önce gelmektedir.Знам, че пред Америка винаги ще има ярък изгрев.
Yani, Q yüküne sahip herhangi bir parçacık, ne kadar hızlı giderse gitsin, yükü daima Q olur.To znači da svaka čestica koja ima naboj q, bez obzira koliko brzo se kreće, ima uvijek naboj q.
Kuyruğunun ucu daima siyahtır.Vrh repa je uvijek crn.
Babamın bu nasihatına daima kıymet verdim.Ponudu je prihvatio na očev savjet.
"Yenildim Daima", Aynur Aydın tarafından yazılmıştır."Uvijek je kasnila" —napisala je Lamarque.
Daima aptalca şeyleri yapar."On može napraviti nevjerovatne stvari."
Dolayısıyla daima tek sayıda eksi değer olacağından sonuç eksi olacaktır.Dakle, uvijek postoji bar jedna realna nultočka.
Desibel daima iki değer arasındaki karşılaştırmadır.Poželjno je da pritisak bude uvijek jednak.
Daima bir pelerin, kılıç ve tüylü bir şapka giyinir.Uvijek nosi škotski ogrtač i kapu.
Filmlerinde tavrını daima kadınlardan yana koyar.Likovi na njegovim slikama uvijek su spokojni.
Batman Daima'da yer alması için 15 milyon dolar önerilen Keaton'nın aradığı " daha ilginç rollerdi".Osim toga, odlučio je "tražiti ozbiljnije uloge" odbivši 15 milijuna dolara da se pojavi u Batman zauvijek.
Dişilerin ve erkeklerin ölçüleri aynı olur, ama erkekler daima biraz daha ağır olurlar.Mužjake i ženke se teško razlikuje, ali mužjaci imaju teži i duži kljun.
Manganez ; çelik içinde manganez daima bulunur.Pokémon Silver: Uvijek je skriven u travi.
Genel düzen olarak, arka kapakta daima Otisabi yer almaktadır.Po mogućnosti se povlači uvijek u isto sklonište.
Buna rağmen liberal reformlar gerçekleştirilmesine daima karşı çıktı.Do protureformacije obično se izostavljala.
Böke, daima kazanan demektir.Njegov bi bik uvijek pobijedio.
Marlon Wayans rolü oynayacaktı ve Batman Daima'da yer alması planlanıyordu.Ulogu je dobio Marlon Wayans koji je potpisao i za Batman zauvijek.
Mavi renk, daima turkuvaz mavisi özelliğinde olurken, kehribar rengi farklı tonlarda görülebilir.Osim normalne bjelkasto-žute nijanse, promjene u boji gnoja mogu se promatrati pod određenim okolnostima.
Daima doğru amaç için, tabii.Uvijek ima pravu ideju u pravo vrijeme.
Anlam daima bir anlam ufkunda üretilir.Imena su u mome umu uvijek stvarala priču.
Daima kendi sahne dövüşünü ve hünerlerini sergiler.Vo filmoch zvyčajne predvádza svoje bojové scény a kaskadérske kúsky.
Buna rağmen liberal reformlar gerçekleştirilmesine daima karşı çıktı.Zrušil všetky dovtedy zavedené liberálne reformy.
Ne var ki, manyetik kutuplar daima çift çift bulunurlar.Slimáky majú takmer vždy dva páry tykadiel.
Yanında daima bir masa da vardır.Vždy by mal byť niekto pri vás.
Az ya da çok daima işsizlik mevcuttur.Takisto je tu častý nedostatok pohybu či sedavé zamestnanie.
Kardeşi Tonraq'ı daima kıskanmıştır.Atreus ale mal brata Thyesta, ktorý mu to závidel.
Daima yalnız yaşarlar ve gece aktif olurlar.Je samotárska a aktívna v noci.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Lebo indivíduum je niečím, čo existuje.
Fakat oksipital bölge daima salimdir.Stav ochrany je lokálne bežný druh.
Wallis daima temiz giysiler giyer ve kendisini iyi yapmaya zorlardı.Carrie radila, ako sa pekne obliekať a čo by jej pristalo.
Çünkü iktidar daima tek partinin elinde bulunmaktadır.Majstrovstvá prebiehali príležitostne a vždy iba v mužskej kategórii.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio je vedno oblikoval svoje vile glede na njihovo okolje.
Bitkiler daima yeşildir.Zeleni granat je vedno svetlo zelen.
Bu yüzden daima bir gözlemci onunla hareket etmek üzere yerleştirilebilir.Opazovalec je vedno vpleten v opazovanje.
Ettikleri yemine göre savaş alanına daima en önde çıkacaklar ve alanı en son terk edeceklerdi.SEAD letala se prva pojavijo na bojišču in ga po navadi zadnji tudi zapustijo.
Manganez ; çelik içinde manganez daima bulunur.Akroterij je vedno postavljen na strešno sleme.
Daima nemli yağmur ormanları iklimi.To so zmerni deževni gozdovi.
Oyunun sonunda daima kurban sunulmuyordu.Vendar pa HIV na koncu vedno zmaga.
Daima yalnız yaşarlar ve gece aktif olurlar.Aktivni so podnevi in ponoči, parjenje pa poteka zgolj ponoči.
Daima doğru amaç için, tabii.Visuomet teisingos išraiškos.
Kişinin daima mevcut olan “gölge”sidir.Šešėlis – visada esantis.
Kuyruklarının uzunluğu vücut uzunlukları ile daima aynıdır.Uodegos ilgis toks pat kaip kūno ilgis.
Ettikleri yemine göre savaş alanına daima en önde çıkacaklar ve alanı en son terk edeceklerdi.Jas prieš mūšį statydavo kalvų viršūnėse, kur jos ir likdavo viso mūšio metu.
Pars kedisi daima suya yakın yaşar.Lizdavietė visada šalia vandens.
Bileşiklerinde daima bir adet elektron alır.Po epiteliu visuomet yra jungiamasis audinys.
Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin.Visuomet pasitikėjau savimi ir buvau stropus.
Daima yeşil ağaç veya çalılardır.Tai amžinai žaliuojantys medžiai.
Bitkiler daima yeşildir.Visas augalas pilkai žalias.
Daima kot ceket ve kot pantolon giyerdi.Juos paprastai sudaro švarkas ir kelnės.
Daima kendisinden şüphe duyar.Abejutas – žmogus, kuris visą laiką abejoja.
Merkeziyetçilik yönü ise daima ön plandadır.Jų galvos visada yra atgręžtos į teksto priekį.
Daima tedbirli davranırdı.Ta oli ettevaatlik.
Milyar teriminin anlamı kesindir ve daima 109 anlamına gelir.Igal Piibli sõnal olevat tegelikult 99 tähendust jne.
Daima aptalca şeyleri yapar.""Korduma kippuvad küsimused".
Ama istisnalar daima olur.Lisaks on otsustused alati eksistentsiaalsed.
Merle'nin geri dönüşü daima geçici bir durum olarak planlanmıştı.Alev ehitati taas üles korrapärase planeeringuga asulana.
Üniversite öğrencisi Marius ile aralarında bir aşk doğar.Jean Valjean, Marius’u daima korur.Tänavavõitluses jätavad lõpuks elu kõik tudengid peale Mariuse, kelle päästab Jean Valjean.
Uninominal isimler daima büyük harfle başlar.Geokronoloogiliste üksuste nimed kirjutatakse alati suure tähega.
Daima kalın bir sestir.Hädavajalik on pidev niisutus.
Anlam daima bir anlam ufkunda üretilir.Lausega teatatakse alati midagi millegi kohta.