daima ile cümle
daima kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O da Şükufe'yi sevdiğinden daima aralarında husumet çıkar.Hem die voortkomt uit Hen beiden, Zij gelijke dank gebracht.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Er moet dus iets zijn dat altijd bestaan heeft.
Ama arkadaşlarını daima korur.Hij staat altijd voor zijn vrienden klaar.
Eylemleri daima “özgürlük” amacında olmalıydı.De praktijk werd altijd verondersteld op "vrijwilligheid" te berusten.
Bitkiler daima yeşildir.De planten zijn groenblijvend.
Böylece geçmişi daima yüceltme sorunu meydana gelmektedir.In het middel moet dus steeds het doel gloren.
Seferlere giderken yanlarında daimâ Bektaşî dede ve babaları eşlik ederlerdi.Dit moedigde haar (en haar ouders) aan om door te gaan.
Bu tarz çoğu kez house müziğin akustiği gibi hissedilebilir ancak bu daima geçerli değildir.Soms is de muziek religieus van aard, maar dit is niet altijd het geval.
Cerrahi turnike hemen hemen daima uygulanır.De volgende regels zijn bijna altijd van toepassing:
Daima aptalca şeyleri yapar."Ze doet nooit gewoon.”
Oyunun sonunda daima kurban sunulmuyordu.De moordenaar wordt dus op het einde van het spel niet automatisch bekendgemaakt.
Dolayısıyla zonklama modları daima aynı açı altında görülmektedir.Het blikje wordt altijd onder dezelfde hoek waargenomen.
İrin daima fistülize olma eğilimindedir.De plicht drukt altijd op de schouders.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Daarbij wordt hij verslonden door de tyrannosaurus.
Ölüm Yiyenler onun büyü gücünden daima korkmuşlardır.De oude goden sterven dus langzaam, maar zijn nog altijd een (vage) bedreiging.
Ön ve arka ayaklarında daima beş parmakları vardır.De voor- en achterpoten zijn altijd voorzien van vijf vingers respectievelijk tenen.
Daima kendisinden şüphe duyar.Zelf had hij ook voortdurend twijfels.
Ama istisnalar daima olur.Daarbij zijn er altijd afwijkende regels.
Bir boyutlu matrisler de daima köşegendir.Een millésimé is altijd brut.
Kendi öz belirliliği ve gerçekliği daima örtülü kalmıştır.Fantasie en werkelijkheid lopen voortdurend door elkaar.
Daima cephede olmak isterler.Hij was regelmatig aan het front.
Aslında daima aynı görünür.Ze hebben altijd dezelfde vorm.
Şair, yazılarında daima aile büyüklerine saygı duyulmasını, öğütler.Het gedicht is steeds in de familie zeer in eer gehouden.
Yanında daima bir masa da vardır.Er is steeds een topblaadje aanwezig.
Podocarpus'un 105 türü, 1–25 m yükseklikte (nadiren 40 m'e) daima yeşil fundalar veya ağaçlardır.De 105 soorten zijn groenblijvende struiken of bomen van 1-25 m hoog (zelden tot 40 m).
Butler, daima tartışma konusu yazar oldu.Geller is altijd omstreden geweest.
Domuzgillerin her ayaklarında daima 4 parmakları vardır.De achterpoten dragen altijd vier tenen.
Protein kristalleri hemen hemen daima solüsyonda büyütülür.Stamcellen worden tegenwoordig vrijwel altijd rechtstreeks uit het bloed gehaald.
Daima yalnız yaşarlar.Ze schrijven altijd alleen.
Daima bir savaş vardı.Er was voortdurend strijd en oorlog.
Daima yeşil ağaç veya çalılardır.Wiecznie zielone drzewa lub krzewy.
Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin.Byłeś względem mnie niesamowicie cierpliwy i niewiarygodnie dobry.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Nie doznają oni cierpienia, lecz nieustannie towarzyszy im uczucie tęsknoty.
Böke, daima kazanan demektir.Perskie oczko zawsze oznacza wygraną.
Buna rağmen liberal reformlar gerçekleştirilmesine daima karşı çıktı.W parze za tymi zmianami szły reformy wolnorynkowe.
Daima cephede olmak isterler.Jest zawsze w pierwszej linii.
Bitkiler daima yeşildir.Są to rośliny zawsze zielone.
Daima aptalca şeyleri yapar."Pracuje systematycznie”.
En son durumunda, Morrigan, daima annesine direnen "kaba" bir kişi olarak tasarlandı.W konsekwencji stworzona została jako „ordynarna” postać, która zawsze sprzeciwia się swojej matce.
Daima bir savaş vardı.Oczywiście, była już wojna.
Oyun oynamayı sevmektedir, herkese iyi davranır ve daima mutludur.Lubi zgadzać się ze wszystkimi i zawsze.
Ön ve arka ayaklarında daima beş parmakları vardır.Łapy przednie i tylne mają po pięć palców.
Yapıcı tenkide daima hazırız.W nurcie formacji ciągłej.
Eylemleri daima “özgürlük” amacında olmalıydı.W istocie wymagają oni czegoś więcej od "wolnej woli".
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Tam zostaje ona zaatakowana przez Tyranozaura.
Dizi daima farklı olmaya devam edecek ve Dale'i öldürme kararı, kolay alınmış bir karar değildi."Zawsze będę kibicem Arsenalu, decyzja o odejściu była bardzo trudna.".
Gryffindor öğrencilerine daima yardımcı olur.Grzegorz Wydra Absolwenci chor. szt.
Japonya’da yeşil çay (oça) daima suşi le birlikte servis edilir.Do sushi najczęściej zamawia się zieloną herbatę.
Uninominal isimler daima büyük harfle başlar.Pierwszy człon nazwy zawsze zapisywany jest wielką literą.
Dosta düşmana karşı daima dik durmuş asla zaafiyet göstermemiştir.Okrutność wobec wroga nigdy nie jest za wielka.
Mezarın üstüne daima ay ışığı vuruyordur.Nad miastem wciąż świeci tytułowy księżyc.
Bir boyutlu matrisler de daima köşegendir.W liczbie mnogiej wołacz jest zawsze równy mianownikowi.
Ardından Tamer Yiğit'inde baş rolünde oynadığı Daima Kalbimdesin filminde oynamıştır.W międzyczasie zagrała główną rolę w serialu Kachorra to ja.
Daima edepli bir hâlde otururdu.Siedział zawsze w mocnej medytacji.
Şara, daima Esed rejiminin güvenilir bir destekçisi oldu.W ostatnim czasie FOD pełniła normalną pomocniczą służbę policyjną.
Daima düşünceliydi.Zawsze poważna.
Daima tedbirli davranırdı.Postępował ostrożnie.
Bu süre içinde daima ezilenin, mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu.Den som bryter detta minnesmärke skall ständigt plågas av arghet.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio formgav alltid sina villor med utgångspunkt från deras omgivning.
Birimler daima küçük harfle yazılır.Artnamnet skrivs alltid med liten bokstav.