dağınık ile cümle
dağınık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gördüğünüz gibi aynı derecede dağınık ofisin içinde.Equally untidy office there, as you can see.
Güzel görünmezdi ve daha başlamadan dağınıklığı toplamak zorunda kalırdınız.It doesn't look good, and you have to clean up the mess before you can even start.
Girilmesi, denizcilerin, küçük bir dağınık cemaat bulundu ve denizcilerin eşleri ve dul.Entering, I found a small scattered congregation of sailors, and sailors' wives and widows.
Saçları dağınık, elbisesinin ön kısmı düzensiz, çıplak ayakları ise biraz çirkin.The priest of her times said that she looked like
Yani diyorum ki bu bir çeşit dikkat dağınıklığıSo I'm saying this is kind of a distraction.
Sen ne daginik yiyorsun!You're such an enthusiastic eater!
Evet, bu denklem biraz karışık ve dağınık.I know this is messy.
dağınık ve karmaşık olabilir.messy and complicated.
Ben bir sürü dağınık fikirle başladım, yaklaşık sekiz veya dokuz yıl önce.I started with a lot of loose ideas, roughly eight or nine years ago.
Senin bu işleri bilmediğin belli bırak dağınık kalsınDoesn't look like you're in this business Leave it
Etrafın nasıl gözüktüğünü biliyorum. ama her zaman bu kadar dağınık değildir.I know how it looks in here. But it's not always so messy.
Sen onları toplu sanırsın, ama kalbleri dağınıktır. Öyledir, çünkü onlar düşünmez bir topluluktur.There is a grievous punishment for them.
Ki sizin emek ve gayretiniz mutlaka dağınık ve parça parçadır.That your endeavour is for different ends.
Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalbleri dağınıktır.You think they are united, but divided are their hearts.
Halbuki kalpleri darma dağınıktır.Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan, düşünmeyen bir güruhtur.That is because they are a people who reflect not.
Kendi aralarında şiddetli ayrılık vardır. Sen onları toplu sanırsın, ama kalbleri dağınıktır.They experienced the consequences of their decisions.
Dağınık dosyaları becerikli şekilde kullanHandle sparse files efficiently
Yörüngenin parametresi küçük dağınıklıklar gösterir (15 < Δv < 80 m/s).It shows little dispersion of orbital parameters (15 < Δv < 80 m/s).
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.The Pasiphae group is very dispersed.
Konvektif kaldırma dağınık hava kütlesi herhangi bir ön taraftan uzak olması durumunda oluşur.Convective lift can occur in an unstable air mass well away from any fronts.
Dünya Dışı Kaynaklardan Gelen Dağınık IşıkScattered light from extraterrestrial sources
Aşk ve evlilik hakkındaki görüşleri dağınıklıktan iyimserliğe kadar uzanıyordu.Her views of love and marriage ranged from the scathing to the optimistic.
Yakında aynı nehir kıyısı boyunca en az 33 dağınık kemik keşfedildi.Soon at least 33 widely scattered bones were discovered along the same river bank.
Kanadında siyah bir çizgi vardır ve kuyruğunda dağınık koyu siyah bir şerit vardır.The wing has a black bar and the tail has a diffuse dark band.
Susan özgür ruhlu, biraz dağınık zihinli, genç bir hanımefendidir.She is a free-spirited, somewhat scatterbrained, young lady, unfettered by logic.
Dağınık, radyoaktif olmayan koronal plazma ısıtmanın bir ölçüsünü temsil eder.It represents a measure of diffuse, nonradiative coronal plasma heating.
Bu ulusların küçük, oldukça dağınık bir nüfusu var.These nations have small, highly dispersed populations.
"Sosyal yaşam dağınık, belirsiz ve duygusaldır."Social life is messy, uncertain, and emotional.
Türkiye'de dağınık halde bulunan Gürcü kökenli göçmen grupları Chveneburi olarak biliniyor.Immigrant groups of Georgian origins, found scattered in Turkey are known as Chveneburi.
Ölümcül tip ise dağınık salgınlarda ortaya çıktı ve nispeten az kişiyi öldürdü.The deadly type appeared in scattered outbreaks, also killing relatively few.
Autonoe, kocası Aristaios ile birlikte ölülerin dağınık kalıntılarını aramaya gitti.Autonoe along with Aristaios her husband went in search of the scattered remains of the dead.
Dirk yaklaşık 190 boyunda, sarp görünümlü, koyu dalgalı saçlı ve dağınık bir yapıya sahiptir.Dirk is 6 ft 3 in (190.5 cm) tall with craggy looks, dark wavy hair, and a rangy build.
Düz alanlar çoğunlukla ot, söğüt ve defne gibi dağınık ağaçların bulunduğu tarım arazileridir.The flat areas are mostly grass and farmland with scattered trees such as willows and laurels.
Daha dağınık tarım yapılan alanlarda, akan su genellikle mevcut değildir.In areas of more scattered agriculture, running water is often unavailable.
MPC (127546) 2002 XU93 77.904° 4 Aralık 2002 Bir damokloid ve dağınık disk nesnesi.MPC (127546) 2002 XU93 77.904° December 4, 2002 A damocloid and SDO.
İtalya'daki görünüşlerine dair anlatımlar kısıtlı ve dağınıktır.Accounts of his appearances throughout Italy are scarce and scattered.
Kardeşimin odası hep dağınıktır.Das Zimmer meines Bruders ist immer unaufgeräumt.
Tom'un odası çok dağınık.Toms Zimmer ist unaufgeräumt.
Alışıldığı üzere saçı uzun, dağınıktır ve sırtına doğru uzanır.Für gewöhnlich ist ihr Haar lang und struppig und hängt über ihren Rücken.
Bunların altında ise yine dağınık halde uzun kemikler vardır.Auf ihnen befinden sich große verlängerte Höcker.
İngiltere'nin fethine kıyasla plansız ve dağınık olsa da aynı derecede kalıcı ve etkili olmuştur.Im Vergleich zur Eroberung Englands war der Ablauf ungeplant und unorganisiert, aber trotzdem andauernd.
Düz arazinin azlığı dağınık yerleşimi ortaya çıkarır.Es räumt dem Staat das Eigentum an (ausgewählten) Bodenfunden ein.
Yerleşim dağınık değildir.Der Unterbau ist ungegliedert.
Bu sırada, o civarda dağınık halde bulunan müfrezelerimize hücum ederek Viranşehir’i işgal ettiler.Wir ließen ihnen Unsere Zeichen zukommen, aber sie wandten sich von ihnen ab.
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.Trouhadec erscheint ihnen ziemlich deprimiert.
Bu lekeler sırtın ortasında daha küçük ve dağınık olarak bulunur.Dieser ist klein und befindet sich hinter der Mitte.
Konuları işleyişlerinde de dağınıklık görülür.Während der Durchführung entsteht ein Durcheinander.
Yerleşme dağınık bir hal almıştır.Verwirrung gestiftet" habe.
Diğer troçkist hareketler dağınıktır.Die Trochochaetidae sind getrenntgeschlechtlich.
Dağınık giyindi.Elle portait un négligé.
Annem odamın dağınık olmasından hoşlanmıyor.Ma mère n'aime pas que ma chambre soit en désordre.
Sonunda, Jin ordusu dağınık hale geldi, moralini kaybetti ve parçalanmaya başladı.Finalement, l'armée Jin s'est désorganisée, son moral s'est effondré et elle a commencé à se disperser.
Bizanslılar, 14 gemilik bir filoyu Rusların dağınık monoxyla filosunu takip için yollamışlardır.Les Byzantins lancent un escadron de 14 navires à la poursuite des monoxyles dispersés des Rus'.
Bu sırada, o civarda dağınık halde bulunan müfrezelerimize hücum ederek Viranşehir’i işgal ettiler.Nous avons posé nos vêtements humide sur leurs bouches, et ils suçaient désespéramment le tout.
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.En effet, le groupe de Pasiphaé est fortement dispersé en inclinaison.
2004 XR190, bir dağınık disk cismi olup olağandışı yüksek eğimli dairesel bir yörüngesi vardır.De plus, l'orbite de 2004 XR190 est relativement circulaire, ce qui est inhabituel pour un objet épars.
Ephedra distachya, Yurdumuzda Akdeniz Bölgesi, Orta ve Doğu Anadolu Bölgelerinde dağınık ollarak bulunur.Ephedra distachya se rencontre communément en France, sur les côtes atlantiques de l'ouest et du sud.
(15874) 1996 TL66, dağınık disk cismi olarak sınıflandırılan ilk gök cismi.(15874) 1996 TL66 (15874) 1996 TL66 est un objet transneptunien découvert en 1996.
Çok dağınık olup, tespitleri bile güçtür.Il est tendu, mal à l'aise ; ses auditeurs aussi.
Dağınık saçları vardır.Il a les cheveux bouclés.