dağınık ile cümle

dağınık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom çok dağınık görünüyor.Tom seems to be very disorganized.
Tom çok dağınıktı.Tom was very disorganized.
Tom dağınık görünüyordu.Tom seemed disorganized.
Tom, Mary'nin dağınık olduğunu söyledi.Tom said that Mary was disorganized.
Tom, dağınık olduğumu biliyor.Tom knows that I'm disorganized.
Tom bu dağınıklığı toparlamalı.Tom needs to clean up this mess.
Tom bu dağınıklığı toparlamak zorunda.Tom has to clean up this mess.
Bu dağınıklığı daha sonra toparlayacağım.I'll clean up this mess later.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar dağınık görünmüyor.Tom doesn't seem to be as disorganized as Mary seems to be.
Tom'un dağınık olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is disorganized.
Sami dağınıklığı temizledi.Sami cleaned up the mess.
Tom'un dağınık olduğunu biliyorum.I know Tom is disorganized.
Tom çok dağınık, değil mi?Tom is very messy, isn't he?
Tom dağınık bir insan, değil mi?Tom is a messy person, isn't he?
Kürküme bakmazsam, çok dağınık hale gelir.If I don't take care of my fur, it gets real messy.
Saçıma bakmazsam, gerçekten dağınık oluyor.If I don't take care of my hair, it gets really messy.
Sonunda, Jin ordusu dağınık hale geldi, moralini kaybetti ve parçalanmaya başladı.Eventually, the Jin army became disorganized, lost its morale, and started breaking up.
Afrika zengin fosil kayıtlarına sahiptir, ancak dağınık ve eksiktirler.Africa has a rich fossil record, but it is patchy and incomplete.
Pasiphae grubu oldukça dağınıktır.The Pasiphae group is very dispersed.
Yörüngenin parametresi küçük dağınıklıklar gösterir (15 < Δv < 80 m/s).It shows little dispersion of orbital parameters (15 < Δv < 80 m/s).
Ertesi yıl boyunca süren dağınık isyanlara rağmen Galya tam olarak fethedildi.Despite scattered outbreaks of warfare the following year, Gaul was effectively conquered.
Bizanslılar, 14 gemilik bir filoyu Rusların dağınık monoxyla filosunu takip için yollamışlardır.The Byzantines sent a squadron of 14 ships to pursue the dispersed monoxyla of the Rus'.
Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.These men, unlike their comrades, were fully armed for battle.
Ayrıca dağınık disk cisimleriyle karşılaştırmaya bakınız.See also the comparison with scattered disk objects.
Şehirdeki yerleşim ise kısmen dağınık ve çarpık, kısmen düzenlidir.It is located in the western portion of the city and bounded by the city proper and Brgy.
İngiltere'nin fethine kıyasla plansız ve dağınık olsa da aynı derecede kalıcı ve etkili olmuştur.Compared to the conquest of England, it was unplanned and unorganised, but just as permanent.
A sarsak ve dağınık şekilde hareket eder.It is circular and in partial ruin.
Böylece okul iyice dağınık bir hale gelmiştir.This led to the school becoming heavily oversubcribed.
Sakar ve dağınıktır.Glare and disruption.
Kavakdere köyü ise dağınık yerleşme yapısına sahiptir.The adult leaves have a disjunct arrangement.
Yerleşimler dağınık şekildedir.Leaves are in fragmentary condition.
Perry Green İngiltere'de Hertfordshire'da Much Hadham yakınlarında dağınık bir köydür.Perry Green is a scattered hamlet in Hertfordshire, England, near Much Hadham.
Çıplak gözle görülebilen nesnelerin çoğunun kimliği dağınık yansıma kullanılarak tespit edilebilir.Most objects that can be seen with the naked eye are visible due to diffuse reflection.
Büyük Britanya'da yaygın fakat dağınık olarak görülür.In Great Britain it has a very scattered distribution and is widespread but localised.
Sağlam kalan Pers gemileri dağınık olarak çekilerek Phalerum limanına sığındılar.Ships that have been damaged can be repaired by directing them back to the player's home port.
Hammer ise bu dükkanların çarşı içinde dağınık bir vaziyette olduğunu aktardı.Kamara stated that he found all of these goods loose in a bin.
Bunlar Dünya'ya Yakın Cisimler, Centaurlar, Kuyruklu yıldızlar ya da Dağınık Disk cisimleridirler.These include the near-Earth asteroids, centaurs, comets, and scattered disc objects.
Dağınık saçları vardır.She has brond hair.
Büyük Britanya'da dağınık olarak görülür.It is thought to be extinct in Great Britain.
Bilgisayar oyunları dikkat sorunlarına ve daha fazla dikkat dağınıklığına neden olur.Video games lead to attention problems and greater distractability.
Dağınık kartlar düzenli olanlardan daha fazla dizilime de sahip değil.It's not like these can take on more configurations than these cards can.
Bu yüzden dağınık.So they diffused.
Bunu çok dağınık yaptım.I'm making this messy.
Dağınık olabilir, hangi elektronun kime ait olduğu anlaşılmayabilir.It might be messy, it might not be clear where these electrons belong.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.I should probably get going anyway and let you guys clean this whole fucking mess up.
Biraz dağınık yazıyorum ama anlayacağınızı düşünüyorum.Another coordinate axes.
Burada aklımda oldukça karışık dağınık ve kafa karıştıran bir düşünce var.Here I have a very complicated, messy, confused idea in my head.
Burası bir kaç yıl boyunca çok dağınıktı.[Diana] It was kind of a mess in here for many years.
Dağınıklık için özür dilerim.Sorry for the little bit of messiness, right?
Bizim için ne gibi ilginç sorular olabilir ki dağınık gruplarla olan ilişkimiz hakkında?How might we think differently about our relations with distributed groups of people?
Şu kenara yapayım; çok dağınık olmak istemiyorum.I'll do it on the side here; I don't want to be too messy.
Çünkü bu problem büyük, karışık ve dağınık.It's because it's a big problem, and it's complicated and messy.
Yuvaya çok hasar verir... ...bu durumda dağınıklığı toparlamak için fazladan işçi gerekir.There's a lot of damage to the nest, and extra ants are needed to clean up that mess.
Çok dağınık olduğundan, bu örneği silmek daha iyi olacaktırErasing might be a good option with this one, since it's fairly messy.
İnsan ilişkileri çok zengin olduğu gibi dağınık ve talepkar.Human relationships are rich and they're messy and they're demanding.
her yeri dağınık görünebilir de.Tabi her şey mükemmel, biraz dağınık görünecek.
Fakat hoş bir dağınıkFakat hoş bir dağınık
Hem kolay hem de dağınık görünüyorOldukça kolay, basit ve dağınık
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.This is not an actual photograph of my son's room; his is messier.
Bütün her şeyin dağınık görünmesini sağlar.It makes everything look a little bit messy.

İlgili Sayfalar