dışarıda ile cümle

dışarıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Eftersom jag vill veta vad folk ansåg.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Fordi jeg ville vide hvad der er derude.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Halusin kuulla ihmisten näkemyksiä.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Karena saya mau tahu apa yang mereka bilang antara lain.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Ker sem želela vedeti, kaj je tam zunaj.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.저는 다른 사람들은 어떻게 생각하는지 알고 싶었지요.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Mert szerettem volna tudni, mit gondolnak az emberek.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Parce que je voulais savoir ce qui se cache derrière tout ça.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Perché volevo sapere cosa c'è là fuori.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Ponieważ chciałam wiedzieć, co znajdę na zewnątrz.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Porque eu queria saber o que se passa lá fora.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Porque yo quería saber... qué hay allá afuera.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Protože jsem chtěla vědět jak to mají ostatní:
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Voiam să ştiu ce păreri există.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Want ik wilde weten wat er aan de hand is.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Επειδή ήθελα να ξέρω τι συμβαίνει εκεί έξω.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Защото исках да знам какво има там.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Потому что я хотела в этом разобраться.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.Тому що я хотіла знати, у чому справа.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.כי רציתי לדעת מה נמצא שם בחוץ.
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.لأننى أردت أن أعرف ماهية الإجابات .
Çünkü dışarıda ne var, bilmek istiyordum.知りたかったのです 不調で夫に助けを求めなければならず
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Bởi vì, không giống như Chúa, chúng ta thật ra không biết cái gì đang diễn ra ở trên đó.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Denn anders als Gott haben wir nicht wirklich eine Ahnung von dem, was hier abläuft.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Fordi, i modsætning til Gud, ved vi ikke rigtig hvad der foregår derude.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Karena, tidak seperti Tuhan, kita tidak benar-benar tahu apa yang terjadi di luar sana,
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.우리는 신이 아니라 일어나고 있는 일들을 알지 못하기 때문입니다.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Koska, toisin kuin Jumala, emme tiedä, mitä maailmassa tapahtuu.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Mert mi, Istennel ellentétben nem igazán tudjuk, mi történik a világban, hogy miről szól ez az egész.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Omdat we, in tegenstelling tot God, niet echt weten wat er aan de hand is.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Parce que, contrairement à Dieu, nous ne savons pas vraiment ce qui se passe là-bas.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Pentru că, spre deosebire de Dumnezeu, nu prea ştim ce se întâmplă în lume.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Perché, a differenza di Dio, noi non sappiamo cosa stia succedendo davvero là fuori.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Ponieważ, w odróżnieniu od Boga, nie wiemy co się tam dzieje.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Porque, a diferencia de Dios, no sabemos realmente lo que está pasando afuera.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Porque, ao contrário de Deus, não sabemos o que acontece lá fora.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Pretože, narozdiel od Boha, my skutočne nevieme, o čom tam vonku ide.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Protože, narozdíl od boha, ve skutečnosti nevíme, co se všude děje.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Γιατί, σε αντίθεση με τον Θεό, δεν ξέρουμε πραγματικά τι συμβαίνει εκεί έξω.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Защото, за разлика от Господ, ние всъщност не знаем какво се случва отвъд.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Потому что, в отличие от Бога, мы действительно не знаем, что там происходит.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.Тому що, на відміну від Бога, Ми не знаємо, направду, що там відбувається.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.כי, שלא כמו אלוהים, אנחנו לא באמת יודעים מה קורה שם בחוץ.
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.لاننا كبشر .. على عكس " الله " نحن لا نعرف مالذي يحدث حقاً
Çünkü, tanrıdan farklı olarak, dışarıda neler olup bittiğini gerçekten bilemeyiz.すべての出来事を把握はできません また 他の動物と違って
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Agora temos a comida — que costumava ser o centro, o núcleo social de uma cidade — na periferia.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Aici avem hrana -- care era pe vremuri centrul, miezul social al oraşului -- la periferie.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Az étel -- ami valaha a központ volt, a város társadalmi központja -- a peremre szorult.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Di sini kita punya makanan -- yang dulu adalah pusat, inti sosial kota -- menjadi di luar batas.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Hier haben wir das Essen - also war hier der Mittelpunkt, der soziale Kern einer Stadt -- in der Peripherie.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Ici nous avons la nourriture qui était autrefois le centre, le noyau social de la ville, à la périphérie.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Jídlo bývalo středobodem, jádrem společenského setkávání se ve městě a na periferiích.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.도시의 사회적 구심점이던 식품이 지금은 외곽으로 밀려나버렸습니다.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Nu har vi maden - som engang var midtpunkt og den sociale kerne af byen - i periferien.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Ở đây chúng ta có thực phẩm -- thứ từng là trung tâm, là cốt lõi xã hội của thành thị -- ở bề ngoài.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Tenemos la comida -que solía ser el centro, el núcleo social de la ciudad- en la periferia.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Voedsel, dat ooit centraal stond, dat de sociale spil was van de stad -- staat nu aan de periferie.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Тепер їжа -- яка раніше була центром, соціальним ядром міста -- знаходиться на периферії.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.Тук храната - която е била центърът, социалното ядро на града - е в периферията.
Daha önceden merkezde bulunan, şehrin sosyal merkezini oluşturan yiyeceklerimiz, burada daha dışarıda kalıyor.هنا لدينا الغذاء -- الذي كان المركز و الجوهر الإجتماعي للمدينة -- على المحيط

İlgili Sayfalar