dışarıda ile cümle
dışarıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Dışarıda bazı yaşayan ölüler, kamyonete tırmanıp Tom ve Judy'nin kömürleşmiş cesetlerini yemeye başlar.當喪屍們正準備從門窗闖進屋子時,有些喪屍則開始吞食湯姆與茱蒂燒焦的身體。
Hatta genellikle dışarıdan görülemez.通常不開放。
Bu doğrudan bağlantı üçüncü taraf geçiş ülkelerini dışarıda bırakır.發表專輯後將消化餘下的國內外行程。
Dışarıda koşuştururken onu Geğirik yakalar.只要多多往外跑就可以遇見他。
Basil kaynağı genelllikle dışarıdadır.迪斯雷利很少出国。
Jose'nin sesi dışarıdan duyulur ("Halte là!").《音乐排排坐》(英语:Oh Sit!
Disekte edilmemiş beyinin insular lobu dışarıdan görülememektedir.未成熟的綠海龜則無法從外觀上辨識出雌雄。
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.尽管没有受邀,约翰·厄奇伯爵还是来了。
İçeride ve dışarıda yetiştirilebilir.如內臟出現或長成。
Ekmek yapmak için dışarıda ve içeride tandırlar bulunmaktadır.為了加快運作,在外方會放有麵包。
Dışarıda ahalinin eğlenme sesleri duyulur.在外有着不好听的传言。
Yasalara göre dışarıda (mikro-dünyanın ötesinde) günah, suç, ilkellik vardır.聖經裡雖沒有出現過原罪、罪性或原罪論等字眼。
Dışarıdaki kişilerin evin duvarlarına yumrukla vurduğunu duyar.她就曾在自家厨房的窗边听到枪声。
Bu ihanetin içeride ve dışarıda destekçileri vardır.奸僧有外援,謀以燈宵三鼓叛獄。
Dışarıdan yardım alamıyordu.도보도 나갈 수 없었다.
İçeride değil, dışarıda - somutta.이것이 없음, 무(無)이다.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.외부에서 어떻게 보느냐와 별개예요.
Türkiye'de dışarıda yemek yemek yanlış algılanıyor.일본에서 식사 중 트림을 하는 것은 예의가 없는 것으로 간주한다.
Çünkü artık olmak istediğim yerde, dışarıdayım."지금 내가 어떤 자리에 있든지 어딜 가든지 나는 예전의 나 그대로죠"라고 말했다.
Gir içeri, canım oğlum, dışarıda dikilme karşısına.경은 태조의 적손이니 속히 출발해서 여기로 오도록 하라.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.알바니아 국토의 70%는 산악 지대로 울퉁불퉁한 지대가 많으며 외부에서 접근이 불가한 곳도 종종 있다.
Biz de dışarıdan bir şey yapamıyorduk.또한 직업을 가질 수 없었다.
Bu nedenle benim için dışarıda yemek bir hayat tarzı.또, 개찰구 밖에는 음식점이 있다.
Bütün sistem çok basittir ve dışarıda montajlanabilir.설계는 전체적으로 정방형 모양인데 외성(外城), 내성으로 구분되었다.
Dışarıda yaşayamaz, sadece ev hayatı için uygundur.지극한 도는 어렵지 않음이나 오직 간택을 꺼림이로다.
Beslenme açısından insanların yiyecekler yoluyla dışarıdan almaları gerekli olan aminoasitlerdendir.이때문에 반드시 음식을 통해 섭취해야 하는 필수 아미노산이 있다.
Bağdadlılar dışarıdan yatdım beklemekteydiler.일행은 노상에 누워 기다리고 있었다.
Dışarıdan da eleştiriler vardır.그 밖에도 이설이 존재한다.
Sulu kar dışarıda kalanları etkiledi ve herkes "soğuktan çok acı çekti".“싸이는 여전히 땀 흘렸고, 모두가 뜨겁게 광란했다(종합)”.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.그러면서 잠시 지옥 내부로 탐험을 실시한다.
Para atılmadıkça kapı dışarıdan açılmaz.돈이 없으면 출항조차 할 수 없다.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.유리병을 사이에 두고 두 전극이 안쪽과 바깥쪽에 놓여 있다.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.그 통곡 소리가 밖에까지 들렸다 한다.
Oysa şimdi dışarıdayım.단지 지금 여기만 있다.
Burada dışarıdan görülebilenler ve genel bilgiler aktarılır.또한 밖에서 안의 물건들이나 전시된 것이 보여져서는 안되게 되어있다.
Herkes dışarıda toplansın.כולם תפשו מרחק ממני.
Para atılmadıkça kapı dışarıdan açılmaz.ללא פתח חיצוני המוגלה לא תתנקז.
Fletcher Andrew, Ryan ve Carl'ı saatler süren bir seçmeye alır, bu sırada sınıf dışarıda beklemektedir.פלטשר עושה אודישנים לאנדרו, רייאן וקרל במשך שעות ארוכות בזמן ששאר חברי התזמורת מחכים בחוץ.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.בהגיעו לטירה מקבל אותו הרוזן אורלוק ומארח אותו לארוחת ערב.
Oysa şimdi dışarıdayım.אני נמצאת בחוץ.
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.התותח הוצא משירות.
Buna ek olarak bu iş dışarıdan kontroller dahilinde devam etmektedir.הם גם משגיחים על מה שקורה מחוץ לקווים.
Köy nüfusunun önemli bir bölümü ise dışarıda çalışmaktadır.רובם המכריע של התושבים עובד מחוץ ליישוב.
Ya da dışarıdan aktif edilir.יכולה להתבצע מבחוץ פנימה או מבפנים החוצה.
Maturette iyidir fakat Klozyo dışarıda ölür.אולם התהליך אינו מושלם, והעכבר החדש מופיע מת.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.כך גם נפסק להלכה.
Araplar ya değişecekler ya da değişim dışarıdan empoze edilecek.”תרצו או לא תרצו, הערבית קיימת כאן".
Dışarıda yaşayamaz, sadece ev hayatı için uygundur.אתה לא יכול להישאר שם לנצח, זה הורג אותך מבפנים.
Ilık ila serin hava şartlarında dışarıda barınabilir.הלילות יכולים להיות קרירים בגלל מזג אוויר המדברי.
Dışarıda büyük bir fırtına kopmaktadır.סערה מתחוללת בחוץ.
Bu ihanetin içeride ve dışarıda destekçileri vardır.לאימונים האלה יש תומכים ומתנגדים.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.אמרו לו הרי עומד על הפתח.
(1. çoğul şahıs) Siz lütfen dışarıda bekleyin(iz).בראשית רבה, פרשה צא, ג.
Dışarıda 2003 yılında Almanya'da 2.06 m'yi geçmiş ve İsveç rekoru kırmıştır.שיאה האישי העומד על 2.06 מטר, נקבע בגרמניה בשנת 2003, הוא השיא השוודי.
Buna dayanılarak dışarıdan getirildiği düşünülmektedir.ראית לנכון להוציא את זה החוצה.
Dolap dışarıdan görülünce küçük, içerden görülünce büyük gözükür.אף שמבחוץ הפח נראה קטן מאד, מבפנים גודלו כגודל חדר.
Gir içeri, canım oğlum, dışarıda dikilme karşısına.בוא לביתי, למקום צנוע, ושם אפטר!
Dışarıdan köye kimse gelemez ve karışamaz.אין לבוא בשעריה ואין לצאת מהם.
Okumayanlar da dışarıda çalışmaktadır.אין אזכור של הישמעאלים מחוץ למקרא.
Dışarıdaki grup içeri girer.כאן הרקדנים נכנסים.