dışarıda ile cümle

dışarıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Δεν μπορεί κανείς να ωθήσει τα συναισθήματα κάποιου άλλου προς τα έξω.
Köyün eski yerleşim yeri, günümüzdeki konumundan 2 kilometre dışarıdadır.Η αρχική του τοποθεσία ήταν 2 χιλιόμετρα από τη σημερινή του θέση.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Ο βιομηχανικός τομέας δεν είναι ανεπτυγμένος και τα καύσιμα εισάγονται.
Uzun süre yaşadığı hapishane hayatına alışmış, dışarıdaki düzene ayak uydurmak zorunda kalmak ona zor gelir.Δυσκολεύεται να προσαρμοστεί στη ζωή έξω από τη φυλακή και φοβάται πως ποτέ δε θα τα καταφέρει.
Bu hükümeti PASOK dışarıdan destekledi.Υποστηρίχθηκε από το ΠΑΣΟΚ.
Özellikle I. Perde ve bale parçası tamamıyla dışarıda bırakıldı.Πινακίδες Γραμμικής Α και Γραμμικής Β βρέθηκαν στη Φαιστό κυρίως.
Karnı aç, yiyecek bir şeyi yok ve dışarıda yağmur yağıyor.Άρχισε να βρέχει και να έχει πυκνή ομίχλη, τόσο που δεν διακρίναμε τίποτα.
Genç nüfusun önemli bir bölümü dışarıda yaşamaktadır.Ένα πολύ μικρό μέρος της διοικητικής του έκτασης είναι παραθαλάσσιο.
Tom'un arabası dışarıda park edilmiş.Το αυτοκίνητο του Θωμά είναι παρκαρισμένο έξω.
En son ne zaman dışarıda yedin?Πότε ήταν η τελευταία φορά που έφαγες έχω;
Çünkü artık olmak istediğim yerde, dışarıdayım."Men nu er jeg der, hvor jeg gerne selv vil være."
Bununla beraber, panik odasına dışarıdan ulaşmak mümkün değildir.Og ikke for at slippe ud af sin kolde lejlighed.
Dışarıdan bir ses duyarlar ve Danielle Sayid'i yalnız bırakarak sesin peşine düşer.De hører et hyl udenfor, og Danielle forfølger det, idet hun efterlader Sayid alene.
Kentin havaalanı olan Åre Östersund Havaalanı, merkezden 11 kilometre dışarıda yer alır.Lufthavnen Åre Östersund Airport ligger på Frösön, 11 kilometer fra centrum.
Bu kuşatma üzerine dışarıdan yardım alamayan şehir, teslim olmak zorunda kaldı.Byen fik ingen hjælp udefra, og måtte snart overgive sig.
Dışarıdaki grup içeri girer.De personer indenfor.
Eğer sistemi dışarıdan incelersek durumun farklı olduğunu görürüz.Men som tiden går, opdager de at noget er anderledes.
Ayrıca, dışarıda birçok yerleşimci tecavüze upramış, öldürülmüş ve kaçırılmıştır.Derudover voldtog, myrdede og kidnappede de et betydeligt antal nybyggere i grænseområderne.
Dışarıdan aldığı yardımın büyük kısmı da Hindistan'dan gelmektedir.Øen får den største del sine indtægter fra udenlandske bistand, især fra New Zealand.
Maturette iyidir fakat Klozyo dışarıda ölür.Kun underlæben, skikken er uddød.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.70 % av landet er fjellområder og ofte utilgjengelig.
Alternatif teoride, kökeninden daha dışarıda olan Kuiper belt, güncel gözlemler tarafından desteklenmedi.En alternativ teori, at de stammer fra lengre ute i Kuiperbeltet, støttes ikke av nåværende observasjoner.
Buna ek olarak dışarıdan sağlanan interrupt ı (INT) vardır.Av denne fikk han blant annet en innføring i landmåling.
Etrafa kapalı kalan Mısır'ın aksine Yunanistan dışarıdan gelen kuvvetlerin sürekli tehdidi altındaydı.I motsetning til det isolerte Egypt, ble Hellas jevnlig herjet av eksterne makter.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.Disse finnes selvfølgelig i to posisjoner, inne og ute.
Bu bakımdan bilgi sistemleri de dışarıdan ve içeriden girdi olarak bilgi ve veri sağlar.Disse impulsene formidler informasjon om tilstanden i og utenfor kroppen.
Dışarıdan sesler duyar.Utenfor hørtes krangel.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur lakin haftada 2-3 kez dışarıdan doktor gelmektedir.De har ikke lege stasjonært her fast, men det kommer lege hit 2-3 ganger i året.
Dışarıdaki duvarların, genellikle tamamen bakımsız, 10,5 ila 11,3 km ile şehri çevrelediği tahmin edilir.De ytre murene, mesteparten forfalt, ble anslått til å være mellom 10,5 og 11,3 km i lengde.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Men ingen hjelp kom.
Hatta onların dışarıda resim yapmasını alaya alıyordu.Han fikk også stilt ut malerier på forskjellige utstillinger.
İçeride ve dışarıda yetiştirilebilir.Innenfor og utenfor.
Geri kalan kısmı dışarıdan karşılanmaktadır.Resten ble auksjonert bort.
Oysa şimdi dışarıdayım.Den er nå borte.
Turistik tesislerin restoran ve kafeteryaları da dışarıdan gelen konuklara açıktır.Parkering for beboere og gjester finnes også utendørs.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.Hun tror noe utenfor har flyttet på ham.
Dışarıdan bakıldığında ise irili ufaklı oyuklar, pencereler göze çarpmaktadır.Gjennom det runde, det buede eller firkantede vinduet fikk barna se filmsnutter.
İçeride ve dışarıda yetiştirilebilir.Bisa ditanam di dalam maupun di luar ruangan.
Boru hatlarıyla dışarıdan gaz çoğunlukla Rusya, Hollanda ve Birleşik Krallık'tan gelmektedir.Jalur pipa gas kebanyakan datang dari Rusia, Belanda, dan Britania Raya.
Bunun dışındaki tüm tehditler ve katliamlar hep dışarıdan yönlendirilir.Usaha dan ancaman merusakan dari pihak-pihak luar selalu diawasi.
(1. çoğul şahıs) Siz lütfen dışarıda bekleyin(iz).Bah, pigi la kamu dulu - (Saya menjawab kamu) Pergilah kamu dahulu.
Johnson oradan ayrılmak ister. ma dışarıda fazla kar yağmaktadır.Bart senang sekali dan ia mau bermain salju di luar.
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.Aparat terus menembaki dari luar.
Herkes dışarıda toplansın.Semua orang berdiri.
Ama dışarıda bulunan her köylümüzün köye ait özlemi mutlaka vardır.Sarana Ibadah tiap-tiap Masjid di wilayah Desa juga tak ketinggalan mendapatkan bagian.
Bir yandan da dışarıdan liseyi bitirdim ama üniversiteye gitmedim.Setelah lulus sekolah menengah atas, ia tidak melanjutkan ke perguruan tinggi.
"Dışarıda kalan, hem güçlü hem de zayıftır."Orang luar, memiliki kekuatan maupun kelemahan.
Bazen mide kasılmaları dışarıdan hissedilebilir.Terkadang, penari Jaran Kepang mengalami keserupan.
Kesici dişlerin büyük kısmı dışarıdan görünür, kalan kısmı kafatasındaki oyuklara bağlıdır.Sebagian besar taring dapat dilihat dari luar, sementara sisanya melekat pada sendi di tengkorak.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Sementara itu Sukesa yang penasaran mengintai dari luar.
Dışarıdan sesler duyar.Terdengar suara asing.
Bu nedenle benim için dışarıda yemek bir hayat tarzı.Makanan yang ditampilkan diperlihatkan sebagai gaya hidup.
Dışarıdaki grup içeri girer.Mereka pun menyerbu masuk.
Dışarıdaki grup içeri girer.Đội xung kích lọt vào bên trong.
Dönen tek kısım motorun içindedir ve büyük ihtimalle dışarıdan görünmez.Chỉ các bộ phận quay là nằm bên trong động cơ, và có thể không được nhìn thấy từ bên ngoài.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.70% diện tích là đồi núi và thỉnh thoảng rất khó tiếp cận.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Đúng lúc đó, họ nghe thấy có tiếng ồn ào phía bên ngoài.
Namaz bitince dışarıdan birçok ses gelmeye başlar.Sau cuộc khai quật, nảy ra nhiều tiếng đồn đãi.
Gir içeri, canım oğlum, dışarıda dikilme karşısına.Đứng ở cửa ra vào, đi về phía sau bạn, đến bên bạn trên vỉa hè."
Geri kalan kısmı dışarıdan karşılanmaktadır.Bên kia được chọn phần còn lại.

İlgili Sayfalar