dışarıda ile cümle

dışarıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kendisi Yadigar Ejder gibi dışarıda kalmış, soğuktan donarak yaşamını yitirmiştir.Офіційно оголосили, ніби монарх помер від застуди.
"Agaş dışarıda çok durma eve gel!"«Мерщій тікай і довго не вертайся» (фр.
Dışarıda ek işlerde çalışıp harçlık kazanabilir ve dilediği gibi harcayabilirler.Прагне заробити і зекономити на чому завгодно.
Dışarıdaki grup içeri girer.Друзі несуться до входу.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.Він прокидається від того, що хтось стукає в двері.
Bu kuşatma üzerine dışarıdan yardım alamayan şehir, teslim olmak zorunda kaldı.Якби не допомога ззовні, городянам довелося б цього разу здатися.
Dışarıda giyilen ayakkabılardan bazıları mest-ayakkabı gibi iki parçadan oluşurdu.Єдине, що вціліло на плечах — кілька шматків одягу.
Bu bakımdan bilgi sistemleri de dışarıdan ve içeriden girdi olarak bilgi ve veri sağlar.Інформацію можна збирати із зовнішніх і внутрішніх джерел.
Evini aradım ama dışarıda olduğunu öğrendim.Я подзвонив йому додому, але виявилося, що його не було вдома.
Dışarıda birisi var.Надворі хтось є.
Dan, Linda ile dışarıda bir araya geldi.Ден зустрівся з Ліндою на вулиці.
Tom, Mary'yi dışarıda izledi.Том пішов слід за Мері на вулицю.
Bizim Dünyayı Kurtaran Adam dışarıda da büyük yankı uyandırdı 'kült film', 'en kötü film' olarak.Наша людина, яка зберігає світ, також мала великий вплив назовні як "культовий", "найгірший фільм".
Çocuklar büyüyünce dışarıdan kadınlar aldılar.Když synové vyrostli, vzali si manželky odjinud.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Odtud pomoc čekat nemohli.
İçeride değil, dışarıda - somutta.A nebyla to Kvitová. iDNES.cz .
Sevgili, hastanın dışarıdaki olayları duymamasını sağlamaya çalışır.Jen blázen by se staral o to, co se děje venku.
Çünkü artık olmak istediğim yerde, dışarıdayım."Odkud jsem vyšla, tam se vrátím!“.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Nejsou příletem cizinců nijak překvapeni.
Liseyi dışarıdan okudu ve 2005'te dereceyle mezun oldu.Střední školu dokončila na dálku a absolvovala v roce 2005.
Tamamen dışarıdan gelire dayanmaktadır.Proto je srdce zásobováno zvenku.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.Venku je však čeká ozbrojená policie.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Na jednou je z dola slyšet hluk.
Erkekler ise dışarıda başka yaşam alanları ararlar.Anebo si musí hledat další životní prostor.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.Skotové tak měli být napadeni zevnitř i zvenku.
Köy nüfusunun önemli bir bölümü ise dışarıda çalışmaktadır.Významná část obyvatelstva vesnice dojíždí za prací mimo obec.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.On ale stále prohlašuje, že dveře zabouchl vítr.
Herkes dışarıda toplansın.Všichni se připraví.
Mahalleden, dışarıda, Gökbük kökenli, yaklaşık olarak 9000 kişi vardır.Má tak víc obyvatel než metropole, asi 900 000.
Dışarıda olan yok.Nic tam není.
Dışarıda yemek yemeyi çok seviyorum.Ve volném čase rád vaří.
İsveç, her yıl ortalama 6 x enerjisini dışarıdan almaktadır.V průměru zmizelo každý rok 8,6 tun zeminy z hektaru.
Bütün sistem çok basittir ve dışarıda montajlanabilir.Celý komplet je velmi jednoduchý a může být představován jako funkční celek.
Şehre ulaşımı kolaylaştırmak için I-495 ve I-395 yolları şehrin büyük bir kısmını dışarıdan dolaşırlar.Do obce vede silnice III/3955 ze silnice II/395 ve směru od Stanoviště.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Dovedeš si asi představit, jak to tu vypadá.
Karnı aç, yiyecek bir şeyi yok ve dışarıda yağmur yağıyor.Za potravou vylézá po ochlazení nebo po dešti.
Ayrıca dışarıdan ekstra güç ünitesine bağlanabilme özelliği vardı.Poté se rozhodl o rozšíření odbojového spojení mimo Bystřicko.
Aya Sofya'yı dışarıdan gördü.Ráno Eragon uviděl, jak se dráček dívá z okna ven.
Dışarıdan aldığı yardımın büyük kısmı da Hindistan'dan gelmektedir.Většina jeho nálezů pochází z východní Afriky.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.Do roku 1963 mohli na této vysoké škole studovat pouze muži.
Dışarıda bazı yaşayan ölüler, kamyonete tırmanıp Tom ve Judy'nin kömürleşmiş cesetlerini yemeye başlar.Câțiva dintre morții vii se apropie de resturile camionetei, și încep să devoreze resturile lui Tom și Judy.
Dışarıdan Pinkerton'un çağırısı işitilir: "Butterfly!".Pinkerton se întoarce, strigând-o: "Butterfly !
Dışarıdaki insanın amacı hangi odadakinin bilgisayar, hangisinin insan olduğunu tahmin etmektir.Rolul arbitrului este acela de a determina care este om și care calculator.
Kesici dişlerin büyük kısmı dışarıdan görünür, kalan kısmı kafatasındaki oyuklara bağlıdır.O mare parte a colțului poate fi văzută afară; restul este într-o priză din craniu.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Contele Orlok îl primește rece pe vizitator.
Dışarıdan içeriye, gövdeye hareket ederler.El pare să plângă din interior.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.De pe aceste vase au mai spuraviețuit numai șase oameni.
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.Un foc de armă dinafară.
İçeriden ve dışarıdan bağdadi üzerine samanlı sıva yapılmıştır.Este tencuită atât în interior, cât și în exterior.
Yani tümüyle dışarıdan gelme falan değil.Nu ne-au dat voie să ieșim deloc afară.
Dışarıda yemek yemeyi çok seviyorum.Îi place să mănânce nimic.
Ben zombileri dışarıda tutmayı başarır ancak bu esnada tüfeğini düşürür.Ben reușește să-i țină la distanță, dar își scapă carabina.
İşleri geceye uzadığı için dışarıda yatmak zorunda kalmışlardı.Apoi aveau să-i urmărească somnul din timpul nopții.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur lakin haftada 2-3 kez dışarıdan doktor gelmektedir.Blana nu necesită o întreținere elaborată, doar trebuie trimată de 2-3 ori pe an.
Her iki taraf da dışarıdan askeri ve ekonomik destek almaktadır.Al treilea instrument de politică externă asistența de securitate atât militară cât și economic.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.70% din suprafața țării sunt teren muntos adesea inaccesibil.
Oradan oraya savrularak, kimi zaman dışarıda, ormanda yatarak günlerini geçirdi.Au venit asemenea altora, să-și petreacă ziua de sărbătoare la aer liber, în pădure.
"Dışarıda kalan, hem güçlü hem de zayıftır.Ei sunt deși, inegali, foarte fragili și decurenți.
Maturette iyidir fakat Klozyo dışarıda ölür.Căpcăunul s-a luptat, dar a murit epuizat.
Dönen tek kısım motorun içindedir ve büyük ihtimalle dışarıdan görünmez.El a pierdut fața motocicletei pe frânare, ieșind în decor, fără vreo posibilitate de a reveni.

İlgili Sayfalar