dışarıda ile cümle

dışarıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Dawn, dışarıda Amanda ile karşılaşır.Vai embora com o amigo e Amanda.
Dışarıdan kız alışverişide yapılmaya başlanmıştır.Começou então a apresentar-se em shopping.
Dışarıda yemek yemeyi çok seviyorum.Ele gosta muito de cozinhar.
Bunları dışarıdan almak için para da yoktu.Também quase não havia dinheiro vindo do exterior.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Depois que eles saem, o Conde Orlando entra.
Araplar ya değişecekler ya da değişim dışarıdan empoze edilecek.”Mude a auto-imagem, e ambos serão transformados."
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.A arma estava desmontada.
Ankara Kalesi dışarıdan görümüne göre daha büyüktür.O Destiny's Child é mais profundo do que as pessoas vêem por fora.
"Dışarıda kalan, hem güçlü hem de zayıftır."O estranho, ambos força e fraqueza.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Nesse instante, os três ouvem um barulho.
Tamamen dışarıdan gelire dayanmaktadır.É realmente baseado unicamente no que é o lado de fora.
(1. çoğul şahıs) Siz lütfen dışarıda bekleyin(iz).Não se corta a letra s. Exemplo 1: Não corras (tu) para lá.
Tuğladan oluşan yer döşemesi dışarıdan birkaç cm yüksekliktedir.A sua velocidade de saída do campo de gelo é de alguns centímetros por dia.
Ya da dışarıdan aktif edilir.Ela é formada de dentro para fora.
Hatta genellikle dışarıdan görülemez.É também (muitas vezes) para o exterior.
Ertesi gün Carol evin penceresinden dışarıda bir aylak ile yakalamaç oynayan Lizzie'yi görür.No dia seguinte, Carol está na cozinha da casa e vê Lizzie alegremente brincando com um zumbi no quintal.
Uramaki diğer makimono’lardan pirinci dışarıda, nori içeride olduğu için özellikle görsel olarak ayrılır.Uramaki diferencia-se dos outros maki porque o arroz está na parte externa e o nori na interna.
Dışarıdan sesler duyar.Os sons que vêm da rua.
Praetor Dışarıda 6 Lictor, Roma içinde 2 Lictor.Pretor: 6 lictores fora do pomério, 2 no interior.
Fakat o esnada dışarıdan silah sesleri gelir.Naquele momento, tiros foram ouvidos do lado de fora.
Biz de dışarıdan bir şey yapamıyorduk.Não conseguia nem entrar na casa.
Çünkü zihindeki düşünceler bu haldeyken boşalmış ve dışarıdan kontrol edilebilir hale gelmiştir.Actualmente, e uma vez que está em mãos estatais, apenas pode ser visto a partir do exterior.
Maalesef doktor dışarıda.Receio que o médico tenha saído.
Tom uzun süre dışarıda kalmadı.Tom não ficou fora por muito tempo.
Dışarıdaki parlak, güzel bir gün.Lá fora está um dia brilhante lindo.
Uylakların, geceleri dışarıda dolaşan veya yolculuk eden kimselere musallat olduğuna inanılır.Gelovigen die onder de torii doorlopen verlaten het rijk van de nacht en gaan naar het licht.
Bu tür dışarıdan görünmeyen 74 ile 108 arasında ince ve keskin dişlere sahiptir.Ze hebben 74 tot 108 dunne, scherpe tanden die niet langs buiten zichtbaar zijn.
Geminin içi dışarıda göründüğünden daha büyüktür.Ook de ruimte binnenin de duikboot blijkt groter dan van buiten af bekeken.
İçeride ve dışarıda yetiştirilebilir.Het kan zowel binnen als buiten worden aangebracht.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Het is dus alleen vanaf de buitenkant te bekijken.
Dışarıdan köye kimse gelemez ve karışamaz.Niemand mag het dorp meer in of uit.
Gir içeri, canım oğlum, dışarıda dikilme karşısına.Daar duikt hij onder, wachtend op het moment om toe te slaan.
Son kurguda, çekilmiş sahnelerin sadece birkaçı dışarıda bırakıldı.In het eindscenario zijn enkele van de oorspronkelijke scènes weggelaten.
Herkes dışarıda toplansın.Iedereen wordt naar buiten geroepen.
Biz de dışarıdan bir şey yapamıyorduk.Van buiten zag men er niets van.
Dışarıda belirsiz bir grup takım elbiseli adam vardır ve motel odasına doğru gelirler.Vermomd als getrouwd stel gaan ze naar het motel.
Dışarıdan içeriye, gövdeye hareket ederler.Van binnen weent mijn hart.
Dışarıda pahalı oyuncularla ilgili değiliz.Er is geen relatie met de Deltawerken.
Dışarıda yemek yemeyi çok seviyorum.Ik hield er van om te eten.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Hij zocht tegelijkertijd hulp van buitenaf.
Dışarıdan görüntüsü bir taç kapıyı çağrıştırmaktadır.In het bovenlicht van de deur is een kroon geplaatst.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Ze zien ook hoe de fabriek eruit komt te zien.
Ya da dışarıdan aktif edilir.Wat van binnenuit bewogen wordt.
Dışarıdan gelecek olan turistler için ilçe, sadece bir geçiş yolu durumundadır.De bewoners van het van de buitenwereld geïsoleerde weeshuis kunnen alleen nergens heen.
Dışarıdan bakınca sıcak ve mutlu bir yuva.Het oogt als een warme, benauwde plek.
Bu hükümeti PASOK dışarıdan destekledi.Deze regering werd gevormd door de PASOK.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.Tien jaar lang kon hij alleen schriftelijk contact met de buitenwereld hebben.
Dışarıda giyilen deri ayakkabı ve çizmelere de süslenirdi.Men moest hier zijn buitenschoenen dragen.
Sally dışarıdayken, yani onun haberi olmadan, Anne Sally’nin sepetinden misketi alır ve kendi kutusuna koyar.Als Sally weg is, haalt Anne de knikker uit het mandje, legt die in het doosje en sluit het doosje.
Bu potansiyel dışarıdan gelebilir veya başka maddelerin varlığından kaynaklanabilir.Mogelijk zijn deze ontstaan uit een andere tak van de oorspronkelijke Var.
Aya Sofya'yı dışarıdan gördü.Ze volgde er Sofie Van Moll op.
Canım bu gece dışarıda yemek istiyor.Ik heb zin in uit eten vanavond.
Dışarıda duran BMW’imi görmedin mi?Heb je m’n BMW niet zien staan, buiten?
İçeride ve dışarıda yetiştirilebilir.Można go robić do wewnątrz i na zewnątrz.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Można go obejrzeć tylko z zewnątrz.
(1. çoğul şahıs) Siz lütfen dışarıda bekleyin(iz).Утренний народ), Prisjaga prostoru (ros.
Bu sırada, ekibin diğer üyeleri dışarıda sokağın telefon kablosunu kesti.Później ten system łączności wyparły kablowe linie telefoniczne.
Her zaman dışarıda olmak istiyordum."Zawsze chciał tu być".
Muhtemelen bu gezegen sisteminde dışarıda dolanan bir üçüncü gezegen daha vardır.Prawdopodobnie w systemie tym istnieje również druga planeta.
Makinist dışarıda hareket eden bir şey olduğunu söyler.Kierowca udawał, że zepsuł się silnik samochodu.

İlgili Sayfalar