dışarıda ile cümle
dışarıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ali liseyi dışarıdan bitirdi.Али заочно закончил лицей.
Onun tahta evi 6 taraflıdır ve dışarıdan beyaz at derisiyle örtülmüştür.Его бревенчатый дом имеет шестиугольную форму и обшит снаружи белой конской шкурой.
Dışarıdan yardım alamıyordu.Оставалось надеяться на помощь извне.
Oysa şimdi dışarıdayım.И вот я выхожу.
Karnı aç, yiyecek bir şeyi yok ve dışarıda yağmur yağıyor.Поесть, когда голоден, обсохнуть и согреться, когда идет дождь.
Maturette iyidir fakat Klozyo dışarıda ölür.Это была клоунада, причем клоунада пошлая.
Ilık ila serin hava şartlarında dışarıda barınabilir.Они могут спать на улице в холодном климате.
İçeride değil, dışarıda - somutta.Наружная — наружу, внутренняя — вовнутрь.
Dışarıdaki grup içeri girer.Губарев с группой прошли внутрь.
Benim grubuma dışarıdan hiçbir para girişi olmadı” cevabını vermiştir.«У нашей общины совсем нет денег» — отвечали они.
Dışarıdan içeriye, gövdeye hareket ederler.Они проникают в твою душу, и ты гниешь изнутри.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.Она сразу понимает, что внутри пещеры что-то не так.
Dışarıdan da eleştiriler vardır.Есть и критика.
(1. çoğul şahıs) Siz lütfen dışarıda bekleyin(iz).Crysis 2: не дождётесь! (неопр.).
İçeriden ve dışarıdan bağdadi üzerine samanlı sıva yapılmıştır.Натереть тальком резиновые манжеты изнутри и снаружи.
O yıldan önce yalnız 6 kişi dışarıdan okuyabildi.Из всего прошлогоднего состава осталось лишь 6 человек.
Dışarıdan fark edilebilecek şekilde uzama veya büyüme görülmez.Выбраться из лифта или хотя бы просто посмотреть, что снаружи, невозможно.
Örneğin sadece dışarıdan incelenmiş olsun.Осмотр возможен только с внешней стороны.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.Там же продолжала работать.
Bu ihanetin içeride ve dışarıda destekçileri vardır.У этой гипотезы есть как сторонники, так и противники.
Ateşleme dışarıdan yapılıyordu.Нам казалось, что стреляют только снаружи.
Bunun yerine dışarıda durup olayları izleyen bir insan kalabalığı oluşturmaya başladılar.И снаружи собралась толпа людей, следящих за происходящим.
"Agaş dışarıda çok durma eve gel!"Зайди ко мне, когда вернешься! — Б.»
Dışarıda giyilen deri ayakkabı ve çizmelere de süslenirdi.Мы сняли с Колчака сапоги и всю одежду.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Не ощущаешь присутствия кого-то постороннего.
Bir gün arkadaşlarıyla dışarıdayken yakışıklı bir genç görür ve ona aşık olur.Увидев столь добродетельного и красивого молодого человека, она влюбилась в него.
Herkes dışarıda toplansın.Все собрались.
Bu kuşatma üzerine dışarıdan yardım alamayan şehir, teslim olmak zorunda kaldı.Жители города, не получившие помощь от Ассирии и доведённые осадой до людоедства, сдались.
Dışarıdan sesler duyar.Наверху слышен шум.
Yolcular şaşırmış bir şekilde duvarlara tıklar ve aynısını dışarıdaki de yapar.Люди по всей стране высовываются из окон и кричат то же самое.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.Пары двигаются в закрытой позиции внутрь круга и из него.
Sonradan şöyle der: "Biz ailemizden, dışarıdan bilinmeden insanlara bakmaya izin istedik.По его словам таким названием они хотели «отодвинуть не желающих нас слушать людей подальше».
Kanal, programları dışarıdan satın almakta veya kendi hazırlamaktadır.Почти все приборы ему пришлось либо выписывать из-за границы, либо конструировать самому.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Первым был вызван граф Арундел.
Daha sonra Varşova ayaklanmasında dışarıdan yardım almadan Almanları yenmiştir.После Варшавского восстания был принудительно эвакуирован немцами из Варшавы, после чего пропал без вести.
Tapie Asya'ya üretimi dışarıdan yapmayı kararlaştırdı.قرر تابي نقل الإنتاج إلى آسيا.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.70% من البلاد منطقة جبلية وعرة ويصعب الوصول إليها في أغلب الأحيان من الخارج.
Daha sonraki yıl, 2005'te, dışarıdan alınan göç 135.890'a gerileyerek ufak bir azalma göstermiştir.وفي عام 2005، انخفضت الهجرة انخفاضًا طفيفًا حيث وصلت إلى 135.890 شخص.
Makinist dışarıda hareket eden bir şey olduğunu söyler.ميكانيكيا هناك اقتراحين المختلفة التي تحدث داخل المحرك.
Gir içeri, canım oğlum, dışarıda dikilme karşısına.اهرب، يا صديقي، إلى عزلتك.
Kışları, Ruslar genellikle banya sonrası yıkanmaya dışarıda devam ederler.جرت العادة تناول شاي الدارسين شتاءً بعد الخروج من الحمام خصوصآ.
Tüp hastada acıya neden olmaz ve hastaların yine de dışarıdan beslenmelerine engel olmaz.الانبوبة ليست مؤلمة ولا تمنع المرضى من تناول الطعام بالفم، إذا رغبوا في ذلك.
Dışarıda belirsiz bir grup takım elbiseli adam vardır ve motel odasına doğru gelirler.ثم كل ذلك الأثاث الجميل الذي كان ليكون في الصالون.
Yasalara göre dışarıda (mikro-dünyanın ötesinde) günah, suç, ilkellik vardır.من مرادفات الإثم: الخطأ (الخطيئة) والذنب والمعصية والسيئة.
Bir kısım halk da silahlı olarak dışarıdan geldi ve hep birlikte ayaklandılar.حشود من السكان رحبت بالثوار بحماسة، و العديد من السكان رفع السلاح معهم.
Dışarıdan görüntüsü bir taç kapıyı çağrıştırmaktadır.بوابة إعلام بوابة لسانيات
Sally dışarıdayken, yani onun haberi olmadan, Anne Sally’nin sepetinden misketi alır ve kendi kutusuna koyar.بعد أن تبتعد؛ تأخذ "آن" هذه الكرة من سلة "سالي" وتضعها في صندوقها الخاص.
Buzullar, içeriden ve dışarıdan olmak üzere iki şekilde hareket eder.و هناك ست طرق رئيسية في داخل وخارج المدينة.
Dışarıdaki aylaklar kulüp binasına girmeye başlar ve ikili binadaki odalardan birisinde saklanır.اما قاعة الاستقبال الخاصة بالفندق فهي توجد في الطابق الأول للفندق وتقع بين المبنين.
Ekmek yapmak için dışarıda ve içeride tandırlar bulunmaktadır.يصنع الشاي في داخل المنزل وخارجه.
Yağmurda dışarıda oynamamalıydım.كان يجب أن لا ألعب خارجاً في المطر
Tom geç saatlere kadar dışarıda kalmamalıydı.لا ينبغي لتوم أن يكون خارجا حتى وقت متأخر.
Ülkenin %70'i dağlık olup engebelidir ve dışarıdan genellikle erişilemez.Cerca de setenta por cento do país é montanhoso ou de colinas e normalmente inacessível do exterior.
Tapie Asya'ya üretimi dışarıdan yapmayı kararlaştırdı.Tapie decidiu mudar a produção para a Ásia.
Etrafa kapalı kalan Mısır'ın aksine Yunanistan dışarıdan gelen kuvvetlerin sürekli tehdidi altındaydı.Diferentemente do Egito isolado, a Grécia foi freqüentemente ameaçada por forças externas.
Okumayanlar da dışarıda çalışmaktadır.Os que compram livros também não leem.
Saint-Rémy'de iken Van Gogh zamanını dışarıda zeytin bahçelerinde ağaçları resmederek geçirmiştir.Van Gogh gastava seu tempo no hospício de Saint-Rémy fora do prédio, pintando as árvores dos olivais.
Herkes dışarıda toplansın.Todos aparecem lá.
Biraz dengesizlerdir ve genellikle ilk önce dışarıdan dolanırlar.De certo modo irracionais, costumam destruir o que há pela frente.
Bu bakımdan bilgi sistemleri de dışarıdan ve içeriden girdi olarak bilgi ve veri sağlar.Porque este tipo de tecnologia permite o acesso a dados e informações em qualquer momento e em qualquer lugar.