dışarı ile cümle
dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom masasının üstüne oturdu, pencereden dışarıya baktı.Tom sat on top of his desk, looking out the window.
Sen dışarıdayken Tom telefon etti.Tom phoned while you were out.
Pencereden dışarı bakmayı durdur.Stop staring out the window.
Pencereden dışarı bakmayı kes.Stop staring out the window.
Dışarıda sıcaklık sıfırın altında dört derecedir.The temperature outside is four degrees below zero.
Onlar onun sefer tasını çalıp pencereden dışarı attılar.They stole her lunchbox and threw it out the window.
Bir ziyaretçi bekliyorum bu yüzden şimdi dışarıya çıkamam.I'm expecting a visitor, so I can't go out now.
Biz saat on birde oradan dışarı çıktık.We went out from there at eleven.
O herhangi birimizden izin almadan dışarı çıktı.He went out without permission from any of us.
O, pencereden dışarı bakarken oraya oturdu.He sat there looking out the window.
Ben dışarıdayken eve gözkulak ol.Watch over the house while I am out.
O, polisi görür görmez dışarı koştu.As soon as he saw the cop he ran out.
Yorgunum. Dışarı çıkmadan biraz dinlenmem lazım.I'm tired. I'd better take some rest before I go out.
O dışarıda yemek yedi.He ate out.
Bu kadar soğuk olduğunda canım dışarı çıkmak istemiyor.When it's this cold, I don't like going outside.
Tom büyük bir patlama duydu ve ne olduğunu görmek için dışarıya koştu.Tom heard a big explosion and ran outside to see what had happened.
Tom bir patlama duydu ve ne olduğunu görmek için dışarıya koştu.Tom heard an explosion and ran outside to see what had happened.
Çocuklar nadiren dışarıya çıkar.The children rarely go outside.
Okuldan geldim, sonra arkadaşlarımla dışarı çıktım.I came back from the school, then I went out with my friends.
O, zaten dışarı çıkmak istemiyordu.She didn't want to go out anyway.
Lütfen şişeyi pencereden dışarı atmayın.Please don't throw the bottle out the window.
Dışarıda soğuk ve rüzgarlı.It's cold and windy outdoors.
Bugün dışarıda mıydın?Were you outdoors today?
Dışarı soğuk mu?Is it cold outside?
Dışarıda bekleyen o adam kimdi?Who was that man waiting outside?
Bu gece dışarısı zifiri karanlıktı.It was pitch-dark outside tonight.
İşten sonra dışarı çıkmak ister misin?Would you like to go out after work?
Tom yatak odası penceresinden dışarı atladı.Tom jumped out of his bedroom window.
Burada dışarıda olman gerekmiyor.You're not supposed to be out here.
Burada sigaraya izin verilmiyor. Kanserinizi dışarıda besleyin!Smoking is not allowed here. Please feed your cancer outside!
Dilini dışarı çıkar ve "aah" de.Stick out your tongue and say "aah."
Dışarı hâlâ aydınlık.It's still light out.
Ben asla evli bir kadınla dışarı çıkmak istemem!I'd never go out with a married woman!
Pencereden dışarıya bak.Look out the window.
Silahını dışarıya at.Throw out your weapon.
Dışarı çıkıyor musun?Are you going outside?
Sen dışarıda mısın?Are you out there?
Herkes beni bulmak için dışarıdaydı.Everybody was out to get me.
Hiç dışarı çıktın mı?Have you been out at all?
Benim arabam dışarıda geride.My car's out back.
Orada dışarıda insanlar var.There are people out there.
Orada dışarıda biri var.There's somebody out there.
Dışarıda ne oluyor?What's going on outside?
Elinizi pencereden dışarı koymayın.Don't put your hand out the window.
Reddetme ve şimdiden dışarı çıkalım.Throw something on and let's go outside already.
Tom gözlerini açtığında, Mary dışarıdaydı.When Tom opened his eyes, Mary was out.
Mutfağımdan dışarı çıkın!Get out of my kitchen!
Ben geldiğimde o dışarıdaydı.When I came, he was out.
O neden dışarıda? Onu içeri davet et!Why's he outside? Invite him to come in!
Hava müsait olursa yarın dışarı çıkacağız.We'll go out tomorrow if the weather permits.
Anahtarı içeride bırakıp dışarı çıktım.I was locked out of my house.
Ben dışarı çıkıp havai fişekleri izleyeceğim.I'll go out and see the fireworks.
Benimle dışarıya gel.Come outside with me.
Kahvaltı için dışarı çıkmak ister misin?Do you want to go out for breakfast?
Tom'a hava karardıktan sonra dışarı çıkmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to go out after dark.
Köpeğimin havladığını duydum, bu yüzden perdeleri açtım ve dışarı baktım.I heard my dog barking, so I opened the curtains and looked outside.
Tom'a karanlıktan sonra dışarıya çıkmamasını söyledim.I told Tom not to go out after dark.
Tom'a karanlıktan sonra dışarıya gitmemesi gerektiğini söyledim.I told Tom that he shouldn't go out after dark.
Bu akşam dışarıda yiyebileceğimizi umuyordum.I was hoping we could eat out this evening.
Bir ara dışarı çıkmalıyız.We should go out sometime.