dışarı ile cümle
dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Pencerelerden dışarı eğilmek yasaktır.It's forbidden to lean out of windows.
Biraz temiz hava için dışarı çıkıyorum.I'm going out for some fresh air.
Ben dışarıdayken odayı havalandırır mısın?Would you please air the room while I'm out?
Dışarı çıkmak zorunlu.It's imperative to go out.
Dışarı çıkarken kapıyı kilitleyin.Lock the door when you go out.
Bahçe dışarıdan görülemez.The garden can't be seen from the outside.
Evin dışarısı çok köhneydi.The outside of the house was very run down.
Burada dışarıya gelme.Don't come out here.
Orada dışarı çıkma.Don't go out there.
Onu dışarı atma.Don't throw that out.
Sadece dışarıya gitme.Just don't go outside.
Tom dışarıya gitti.Tom has gone out.
Tom dışarıya gidiyor.Tom is heading out.
Tom henüz dışarıda.Tom is just outside.
Tom burada dışarıda.Tom is out here.
Tom orada dışarıda.Tom is out there.
Tom tam dışarıda.Tom is right outside.
Tom hâlâ dışarıda.Tom is still out.
Tom dışarıda bekliyor.Tom is waiting outside.
Geç saatlere kadar dışarıda kalma.Don't stay out too late.
Geç saatlere kadar dışarıda kalmayın.Don't stay out too late.
Çok dışarı çıkmam.I don't get out much.
Tom dışarıda birinin ıslık çaldığını duydu.Tom heard someone whistling outside.
Bir koruma dışarıda.A guard is outside.
Bir bekçi dışarıda.A guard is outside.
Dışarıda bir gardiyan var.A guard is outside.
Pek fazla dışarı çıkmıyoruz.We don't get out much.
Bütün gece dışarıda kalma.Don't stay out all night.
Dışarıda arabanı görmedim.I didn't see your car outside.
Burada dışarıda bekleyebilirim.I can wait out here.
Dışarı çıktın mı?Did you go out?
Siz arkadaşlar dışarı çıktınız mı?Did you guys go out?
Dışarıda yağmur yağıyor. Eve geri döndüğünde pencereleri kapatmayı unutma.It's raining outside. Don't forget to close the windows when you get back home.
O asla beni akşam yemeği için dışarı çıkarmaz.He never takes me out for dinner.
Dışarı çıkıp hepimizin bilmek istediğini Tom'a sorabilirim.I could come right out and ask Tom what we all want to know.
Akşam, meyveli börek yemek için dışarı çıkıyoruz, tamam mı?We're going out for dumplings in the evening, all right?
Artık çok dışarı çıkmıyorum.I don't go out much anymore.
Bazen bir bira için dışarı çıkarım.I go out sometimes for a beer.
Neredeyse hiç dışarı çıkmam.I hardly ever go out.
Birkaç içki için dışarı çıktık.We went out for some drinks.
Dışarıda Tom'u arıyorum.I've been out looking for Tom.
Haftalardır dışarı çıkmıyorum.I haven't been outside in weeks.
Dışarı çıkmalıyım.I have to go out.
Dışarıda bir şey duydum.I heard something outside.
Hafta içi akşamları dışarı çıkmam.I don't go out on weeknights.
Ben dışarıda oturmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to sit outside.
Onu hemen pencereden dışarı attım.I just threw it out the window.
Sadece bir koşu için dışarı çıktım.I just went out for a run.
Seninle dışarıda konuşmam gerek.I need to talk to you outside.
Evden dışarı koştum.I ran out of the house.
Onun gelip gelmediğini merak ederek pencereden dışarıya baktım.Wondering if he came, I looked out the window.
Yabancı turistler otobüse oturup pencereden dışarı baktılar.The foreign tourists sat on the bus and looked out the window.
Seni burada dışarıda tek başına gördüm ve konuşacak birini isteyebileceğini düşündüm.I saw you out here by yourself and thought you might like someone to talk to.
Tom yiyecek almak için dışarı çıktı.Tom went out to get groceries.
Niçin dışarı çıkıp sarhoş olmuyoruz?Why don't we go out and get drunk?
Seni dışarıda gördüm.I saw you outside.
Sanırım hepimiz dışarı çıkmalıyız.I think we should all go outside.
Tom cuma gecesi Mary ile ve cumartesi gecesi Alice ile dışarı çıktı.Tom went out with Mary on Friday night and with Alice on Saturday night.
Onların ikisinden daha uzun olanı önce dışarıya çıktı.Of the two of them, the taller one went out first.
Eğer hava kötüyse yürümek için dışarı çıkmayacağız.If the weather is bad, we won't go out for a walk.