dışarı ile cümle
dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Dışarıya gidemezsin.You can't go out there.
Böyle bir günde ceket giymeden dışarı çıkamayız.We can't go outside on a day like this without wearing coats.
Tom'un dışarı gitmesine izin veremezsin.You can't let Tom go outside.
Birlikte yemek yemek için dışarıya çıkmanın seni neşelendireceğini düşünüyordum.I thought going out to eat together would cheer you up.
Dışarıda bir şey duyduğumu düşündüm.I thought I heard something outside.
Dışarıda verandada yiyebileceğimizi düşündüm.I thought we could eat out on the patio.
Ben dışarı çıkabileceğimizi ve yiyecek bir şey alabileceğimizi düşündüm.I thought we could go out and get something to eat.
Akşam yemeği yemek için dışarı çıkacağımızı düşündüm.I thought we were going out to dinner.
Bu bilgiyi dışarı sızdırma.Don't let this information leak out.
Tom her gün saat altıda çöpü dışarı götürür.Tom takes the trash out every day at six o'clock.
O, kafesi açtı ve kuşu dışarı bıraktı.She opened the cage and let the bird out.
O dışarı balık tutmaya gitti.He went out fishing.
Tom Mary ile balık tutmak için dışarı çıktı.Tom is out fishing with Mary.
Dışarı çıkalım ve yıldızlara bakalım.Let's go outside and look at the stars.
Dışarı çıkalım ve bir parti verelim.Let's go out and have a party.
Tom'u oradan dışarı çıkartalım.Let's get Tom out of there.
Buradan dışarı çıkalım, Tom.Let's get out of here, Tom.
Dışarı gidelim ve konuşalım.Let's go outside and talk.
Gelecek pazar dışarıda yiyelim.Let's eat out next Sunday.
Bir içki için dışarı çıkalım.Let's go out for a drink.
Dışarı çıkalım.Let's step outside.
Hadi onu dışarıda kontrol edelim.Let's check it out.
Hadi dışarı çıkalım.Let's go out.
Dışarıda kalmak istiyorum.I want to stay outside.
Dışarıda bırakılmak ister misin?Do you want to be left out?
Seni dışarı koymak istemiyorum.I don't want to put you out.
Ofisimden dışarı çıkmanı istiyorum.I want you out of my office.
Onu dışarı atmak istemiyordum.I didn't want to throw that out.
Tom'la dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go out with Tom.
Dışarı çıkmak ve oynamak ister misin?Do you want to come out and play?
Pencereden dışarı bakmanı istiyorum.I want you to look out the window.
Buradan dışarı çıkmama yardım etmeni istiyorum.I want you to help me get out of here.
Tom yarın gece Mary'yi dışarı çıkarmak istiyor.Tom wants to take Mary out tomorrow night.
Biraz taze hava için dışarı çıkmak istiyorum.I want to go outside for a breath of fresh air.
Belki bir ara benimle dışarı çıkmak ister misin?Would you maybe want to go out with me sometime?
Dışarı çıkmanı istiyorum.I want you to go outside.
Dışarı çıkmanızı istiyorum.I want you to go outside.
Pek çok çocuğun seninle dışarı çıkmak istediğini biliyorum.I know that plenty of guys want to go out with you.
Dışarıdan bir resim çekmenin bir sakıncası yok.It's OK to take a picture from outside.
Dışarı çıkıp temiz hava almak istedim.I wanted to go outside and get a breath of fresh air.
Bu havada dışarı çıkmak çılgınlık.It is bonkers to go out in this weather.
"Burada fotoğraf çekebilir miyim?" "Sadece dışarıda.""Can I take photographs here?" "Only outside."
Sen vardığında evde olmayabilirim, bu yüzden bu olursa sadece dışarıda bekle.I might not be home when you arrive, so just wait outside if that happens.
Tom'un bizimle dışarı çıkıp çıkmayacağını ve yemek yeyip yemeyeceğini öğrenmek istiyorum.I want to find out if Tom is going to go out and eat with us.
Hiç olmazsa pencereden dışarıya bakmak istemediğine inanamıyorum.I can't believe you don't want to at least look out the window.
Kesinlikle yapmak istediğin tek şey hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmak.One thing you definitely don't want to do is to go out alone after dark.
Neden dışarıda oynamaya gitmiyorsun?Why don't you go play outside?
Tom dışarıda köpeği ile frizbi oynuyor.Tom is outside playing frisbee with his dog.
Dışarıda bir şey yapıyordum.I was doing something outside.
Evde kimse yok; hepsi dışarıda.There's no-one in the house; they're all outside.
Ben genellikle diğer insanları görmek istediğim için evden dışarı çıkmam.I don't generally go out of the house to want to see other people.
Onlar dışarıda.They're outside.
Herkes dışarıda.Everyone's out.
Dışarıya bak! Yakında yağmur yağacak gibi görünüyor.Look outside! It looks like it'll rain soon.
Sen dışarıdayken Bay Tanaka aradı.Mr. Tanaka called while you were out.
Tom her gün çöpü saat altıda dışarı çıkarır.Tom takes out the trash every day at six.
Biz sokağa dışarıya fırladık.We rushed out onto the street.
Onu yataktan dışarıya sürüklemek zorunda kaldım.I had to drag him out of bed.
Dışarıya koştum.I ran outside.
Herkes dışarı kaçtı.Everybody ran outside.