dışarı ile cümle
dışarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
"Hava nasıl?" "Dışarısı soğuk." "Evet, yağmur da yağmaya başlıyor.""How is the weather?" — "It's cold outside." — "Yes, and it's starting to rain."
Neden dışarıda bekliyorsun?Why are you waiting outside?
Çocuklar dışarıda oynuyorlar.The children are playing outside.
O dışarı gitmeden önce onu arayacağım.I’ll call him before he goes out.
Tom ve Mary'nin çok parası yok bu yüzden nadiren dışarıda yerler.Tom and Mary don't have much money so they seldom eat out.
Tom dışarıda çalışmadan önce hafif bir öğle yemeği yedi.Tom ate a light lunch before working out.
Dışarı çıkalım ve yemek yiyelim.Let's go outside and eat.
Dışarı çıkıp yemek yiyelim.Let's go out and eat.
Dışarıda yiyelim.Let's eat out.
Dışarıda öğle yemeği yiyelim.Let's eat lunch outside.
Dışarıda yemek yemek çok pahalıya mal olur.It costs a lot of money to eat out.
Son zamanlarda dışarıda çok yemek yemiyorum.I haven't been eating out much lately.
Tom, Mary'nin John ile dışarı çıkması kendisine sorun olmamış numarası yaptı.Tom pretended that it didn't matter to him that Mary was going out with John.
Çöpü dışarıya götür.Take the garbage out.
Tom dışarıda bahçede.Tom is out in the garden.
Yiyecek bir şey almak için dışarı çıkıyoruz.We're going out to get something to eat.
Dışarıda yemek için güzel bir gün.It's a nice day to eat outside.
Tom'un ebeveynleri onun okul gecelerinde Mary ile dışarı çıkmasına izin vermeyecek.Tom's parents won't let him go out with Mary on school nights.
Cepheden dışarı gitme.Don't go out the front.
Çöpü dışarıya çıkar.Take out the trash.
Dışarı gel.Come outside.
Tom dışarıda çalışırken iPodunu dinliyordu.Tom was listening to his iPod as he worked out.
Tom çöpü dışarı çıkarmanı istiyor.Tom wants you to take the garbage out.
Tom koridorda dışarı çıktı.Tom walked out in the hallway.
Tom dün gece dışarı çıktı.Tom moved out last night.
Tom ve Mary sabah saat ikide dışarıda balkondaydı.Tom and Mary were out on the balcony at two in the morning.
Tom ve Mary dışarı çıktılar.Tom and Mary went outside.
Tom onun kamerasını kaptı ve dışarıya gitti.Tom grabbed his camera and went outside.
Onunla dışarıya çıkmak eğlenceli.It's fun to go out with her.
Tom ve Mary dışarıda.Tom and Mary are outside.
Tom dışarıda duruyordu.Tom was standing outside.
Tom, yataktan kalktı pencereye doğru yürüdü ve güneş doğarken dışarı baktı.Tom got out of bed, walked over to the window and looked out at the sunrise.
Böyle bir havada gerçekten dışarı çıkman gerekiyor mu?Do you really need to go out in this kind of weather?
Dışarı mı çıkıyorsun?Are you going out?
Oyun oynamak için dışarı çıkmak ister misin?Would you like to come out and play?
Niçin dışarıya çıkmıyoruz?Why don't we go out?
Tom hala dışarıda soğukta mı?Is Tom still out in the cold?
Dışarı çıkıp temiz hava almaya gerçekten ihtiyacım var.I really need to go outside and get some fresh air.
Dışarıda olacağım.I'll be right out.
Hemen dışarıda olacağım.I'll be right outside.
Ben seninle dışarıda buluşacağım.I'll meet you outside.
Sadece gece tek başınıza dışarı çıkmamanız gerektiğini söylüyorum.I'm just saying you shouldn't go out alone at night.
Her gece dışarıda yemekten usandım.I'm sick of eating out every night.
Biz buradan dışarı çıkmak zorundayız.We have to get out of here.
Buradan dışarı çıkmanın zamanı.It's time to get out of here.
Dışarısı soğuk.It's cold out.
Orada dışarısı soğuk.It's cold out there.
Dışarıda bekleyebilirsin.You can wait outside.
Neden Tom hala dışarıda yağmurun içinde duruyor?Why is Tom still standing outside in the rain?
Dışarıda birisi var.Someone's outside.
Hadi dışarı çıkalımCome on. Let's get out of here.
Dışarı gel hadi. Bütün gece yatağının altında saklanarak kalamazsın.Come on out. You can't stay hiding under your bed all night.
Oynamak için dışarı çıkabilir miyim?Can I go out to play?
Tom silah sesleri duydu ve ne olduğunu görmek için pencereden dışarı baktı.Tom heard gunshots and looked out the window to see what was happening.
Tom'un silah atışından önce dışarı gittiğinden oldukça eminim, daha sonra değil.I'm pretty sure Tom went outside before the gunshot, not after.
Dışarıya bakmak istiyorum.I'd like to take a look outside.
Artık tanıdığım hiç kimse dışarıda yemek yemeyi göze alamıyor.No one I know can afford to eat out anymore.
Tom'un Mary'yi akşam yemeği için dışarı çıkaracağını düşündüm.I thought Tom would take Mary out for dinner.
Kendimi tekrar dışarıda kilitlediğime inanamıyorum.I can't believe I locked myself out again.
Bugün dışarı gelemem ve oynayamam.I can't come out and play today.