dışında ile cümle

dışında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yurt dışındaki gezin sırasında benim örneklerimi izlemeyi unutma.Don't forget to follow my examples during your trip abroad.
Kendim dışında kimseye güvenmem.I don't trust anyone except myself.
Baş öğretmen alışılmışın dışında yöntemler kullanır.The headteacher uses unorthodox methods.
Onun alışılmışın dışında mücadele tarzı şaşırtıcı şekilde etkiliydi.His unorthodox fighting style was surprisingly effective.
Bütün hafta şehir dışındaydım.I've been out of town all week.
Şehir dışındaydım.I've been out of town.
Ben sadece buranın dışında isterim.I just want out of here.
Şehrin yaklaşık 3 mil dışında 30 İngiliz dönümü arazim var.I own 30 acres of land about 3 miles out of town.
Tom ve Mary kapının hemen dışında duruyorlardı, birbirlerine fısıldıyorlardı.Tom and Mary were standing just outside the door, whispering to each other.
Bu kavram burada çimlendi ve yurt dışında büyüdü.That concept germinated here and thrived overseas.
Tom'un Mary'nin dışında yeni bir arkadaş yapma zamanı.It's time for Tom to make a new friend besides Mary.
O, kapının dışında duruyor.He's standing outside the door.
O, şehir dışında yaşıyor.He is living outside the city.
Arkadaşım şehir dışında yaşıyor.My friend lives outside the city.
O benim klasımın dışında.He's way out of my league.
O yurt dışında bir dadı olarak çalışıyor.She works as an au pair.
Artık yıllar dışında şubat sadece 28 gün çeker.Except for leap years, February has only 28 days.
Anne babası şehir dışındaydı.His parents were out of town.
Kendimi evimin dışında kilitledim, bu yüzden içeri girmek için pencereyi kıracağım.I've locked myself out of my house, so I'm going to break a window to get in.
Tom restoranın dışında Mary'yi bekliyordu.Tom was waiting for Mary outside the restaurant.
Birkaç dakika içinde buranın dışında olacağız.We'll be out of here in a few minutes.
Bir veya iki hafta boyunca şehir dışında olacağım.I'll be out of town for a week or two.
Tom Mary'ye odasının dışında kalmasını söyledi.Tom told Mary to stay out his room.
Tom her zaman şehrin dışında gibi görünüyor.Tom always seems to be out of town.
Tom önümüzdeki hafta şehir dışında olacak.Tom will be out of town next week.
Tom şehir dışından bir arkadaşım.Tom is a friend from out of town.
Sana bunun dışında kalmanı söyledim.I told you to stay out of this.
Tom ofisin dışında koştu.Tom rushed out of the office.
Gelecek hafta şehir dışındayım.I'm out of town next week.
Tom konunu dışında.Tom's out of the picture.
Tom ofisin dışında.Tom is out of the office.
Onlar seçeneklerin dışında.They're out of options.
Bunun dışında kalıyorum.I'm staying out of it.
Ben şehir dışındanım.I'm from out of town.
Onlar şehir dışındalar.They're out of town.
Ben şehir dışında olacağım.I'll be out of town.
Şehir dışında olacağım.I'll be out of town.
Hava dışında her şey iyiydi.Everything was fine, except the weather.
Yurt dışında okuduğu yıl, Tom'un Fransızcası hızla ilerledi.During his year of study abroad, Tom's French improved rapidly.
Tom'un ucuz bir motelin dışında beklediğini gördüm.I saw Tom standing outside a cheap motel.
Tom binanın dışında Mary'ye eşlik etti.Tom escorted Mary out of the building.
Kulak ağrısı dışında kendimi iyi hissediyorum.I'm feeling OK except for the earache.
Tom kapalı kapının dışında bekledi.Tom waited outside the closed door.
Tom ve Mary kent dışındalar.Tom and Mary are out of town.
Tom şehir dışında olabilir.Tom could be out of town.
Bak! buzdolabının dışında bir hamamböceği var! Hızlı bir şey yap!Look! There's a cockroach besides the fridge! Do something quick!
Senin dışında, başka kimse var mıydı?Was there anybody else besides you?
Ben onun dışında herhangi bir şeyi yapacağım.I'll do anything but that.
O, lahana dışındaki tüm sebzeleri sever.She likes all vegetables except cabbage.
Onlar lahana dışındaki tüm sebzeleri severler.They like all vegetables except cabbage.
Bu bir film dışında bir şey gibi görünüyor, değil mi?This seems like something out of a movie, doesn't it?
Mekan boştu. O, bir kutunun arkasına saklanmış bir kedi dışında, karanlıkta yalnızdı.The place was empty. She was alone in the darkness, except for a cat hiding behind a box.
Ona mutlak hakikat dışında hiçbir şey söyleme.Don't tell her anything except the absolute truth.
Bana söylediğinin dışında onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.I don't know anything about him except what you told me.
O şimdi altı yıldır yurt dışında bulunuyor.He's been abroad for six years now.
Bu sizin yargı alanınızın dışındadır.It's outside your jurisdiction.
Tom kalktı ve ofisin dışında Mary'yi izledi.Tom stood up and followed Mary out of the office.
Suyun dışında kal.Stay out of the water.
Orada vahşi lavantanın dışında hiçbir şey yetişmiyordu.Nothing grew there besides wild lavender.
Kar ön kapının dışında yığılmıştı.The snow was piled up outside the front door.

İlgili Sayfalar