dışında ile cümle
dışında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom gelecek pazartesiye kadar ofisin dışında olacak.Tom will be out of the office until next Monday.
Pazar dışında her gün çalışırım.Other than Sundays, I work every day.
Bunun dışında tut.Keep out of this.
Kedi torbanın dışında.The cat's out of the bag.
Siz arkadaşlara odamın dışında kalmanızı kaç kez söyledim.How many times have I told you guys to stay out of my room?
Tom kampüs dışında yaşıyor.Tom lives off-campus.
Ellerinizi pencerenin dışında bırakmayın.Don't leave your hands outside the window.
Mary'nin İsa dışında başka çocukları var mı?Did Mary have any other children besides Jesus?
Pist dışında kayak yaparken düştü.He fell while skiing off-piste.
Yatağın dışında ne yapıyorsun?What are you doing out of bed?
Hapishanenin dışında ne yapıyorsun?What are you doing out of jail?
Tom hapishanenin dışında ne yapıyor?What's Tom doing out of jail?
Tom muhtemelen tam ön kapının dışında.Tom is probably just outside the front door.
Tom bugün alışılmışın dışında sakin.Tom is unusually quiet today.
Tom'un yöntemleri alışılmışın dışındaydı.Tom's methods were unorthodox.
Hakim davanın onun görevinin dışında olduğunu söyledi.The judge said that the case was outside of his jurisdiction.
Belki Tom'un dışında biri daha iyi bir seçenek olurdu.Perhaps someone other than Tom would be a better choice.
Tom yıllardır sadece Boston'un dışında yaşıyor.Tom has been living just outside Boston for years.
Pencerenin dışındaki bir şey Tom'un dikkatini çekti.Something outside the window caught Tom's attention.
Tom'u pencerenizin dışında dinlerken gördüm.I saw Tom outside your window, listening.
Tom'u kapınızın dışında gizlice dinlerken gördüm.I saw Tom outside your door, eavesdropping.
Tom dışında herkes oradaydı.Everybody was there except for Tom.
Sürücü dışında otobüsteki herkes uyuyordu.Everyone on the bus was asleep except the driver.
Tom dışında gerçekten ne olduğunu hiç kimse bilmiyor.No one except Tom knows what really happened.
Bunun dışında kalacağım.I'll stay out of it.
Yaşamak için yurt dışında gitmek büyük bir karardır.Going to live abroad is a major decision.
Kelimelerim bağlamın dışında kaldı.My words were taken out of context.
Tom senin ofisinin dışında duran birini gördüğünü söyledi.Tom said he saw someone standing outside your office.
Henüz senin dışında bir asker yapacağız.We'll make a soldier out of you yet.
Tom dışında kimse gerçekten ne olduğunu bilmiyor.Nobody knows what really happened except for Tom.
Onlar benim fiyat aralığının dışında.They're just out of my price range.
Fiyat aralığım dışında olmayan bir şeyin yok mu?Don't you have something that isn't out of my price range?
Boston'un tam dışında bir restoranda yemek yedik.We ate at a restaurant just outside Boston.
Tam Boston'un dışında bir restoranda yemek yedik.We ate at a restaurant just outside Boston.
Otoparktaki arabaların üçü dışında hepsi beyazdı.All but three of the cars in the parking lot were white.
Evin dışında beyaz bir minibüs durdu.A white van pulled up outside the house.
Seninle bunun dışında konuşabilir miyim?Can I talk you out of it?
Bunun dışında kalın.Stay out of it.
Sadece bunun dışında kal.Just stay out of it.
Sadece bizim yolumuzun dışında kal.Just stay out of our way.
Bunun dışında kalır mısın?Could you stay out of this?
Biz senin yönteminin dışında kalacağız.We'll stay out of your way.
Tom bunun dışında kalmaya karar verdi.Tom decided to stay out of it.
Şerif Tom'a gün batımına kadar şehir dışında olmasını söyledi.The sheriff told Tom to be out of town by sundown.
Tom sana bunun dışında söylemedikçe, yarınki toplantıda olmalısın.Unless Tom tells you otherwise, you should be at tomorrow's meeting.
Ötegezegenler, güneş sistemi dışındaki gezegenlerdir.Exoplanets are planets that are outside the solar system.
Özel durumlar dışında Tom asla içki içmez.Tom never drinks except on special occasions.
Bu şirketin yurt dışında birçok iş anlaşmaları vardır.This company has many business dealings abroad.
Tom yarışın dışında.Tom is out of the race.
Aylığımın dışında, birkaç dolar biriktirmeye başladım.Out of my salary, I had begun to save a few dollars.
Yakında buranın dışında olacağız.We're going to be out of here soon.
Bunun dışında Tom'la konuşmak zorundayız.We have to talk Tom out of this.
Tom bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyor.Tom doesn't want to make a big deal out of it.
Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak zorunda değilsin.You don't have to make a big deal out of it.
Ofis binamızın dışında toplanan büyük bir kalabalık var gibi görünüyor.There seems to be a big crowd gathering outside our office building.
Tom'la ilk kez kasabanın dışında küçük bir barda tanıştım.I first met Tom in a little bar outside of town.
Odamın dışında kalmanı istedim.I asked you to stay out of my room.
Ebeveynlerim şehir dışında.My parents are out of town.
Tom'un dışında başka biri var mıydı?Was there anybody else besides Tom?
Birkaç erken aksamanın dışında proje iyi ilerliyor.Apart from a couple of early setbacks, the project is progressing well.