dışında ile cümle
dışında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Herkes onun gerçekten yurt dışından geldiğine inanır.Allgemein wurde angenommen, dass er außer Landes geflüchtet war.
Bunun dışında senaryolar yazdı ve iki film yönetti.Währenddessen schrieb er zwei Sachbücher und führte bei mehreren Filmen Regie.
Bunun dışında kalan bölgelerde ortalama yükseklik 200 m ila 350 m arasında yer almaktadır.Davon abgesehen sind die restlichen Ebenen zwischen 200 und 350 Meter hoch gelegen.
İki milletvekili seçimi ile bir yerel seçim dışında katıldığı tüm seçimlerde halk tarafından seçildi.Beide Kandidaten wurden im ganzen Staat ohne Wahlkreisaufteilung gewählt.
1999 yılında organizasyon ilk defa Avrupa ve Kuzey Amerika dışında yapılmıştır.Im Jahr 2013 veranstaltete die Serie zum ersten Mal Rennen außerhalb der Vereinigten Staaten.
Oyunları Devlet Tiyatroları ve özel tiyatrolarda yurt içi ve yurt dışında oynandı.Zu Festivals und besonderen Gelegenheiten waren Theatergruppen aus dem In- und Ausland zu Gast.
Bunun dışında farelerde yapılan bir araştırmada, fruktozun obezite riskini arttırdığı görülmüştür.Es gibt allerdings eine Studie, laut der Ballaststoffe das Risiko erhöhen.
Bunların dışında da yazılmış çok sayıda tezkire mevcuttur.Hinzu kommen die dort hinterlassenen zahlreichen Inschriften.
Claudius'un aşk hayatı döneminin üst sınıf Romalılarına göre alışılmışın dışındaydı.Claudius’ Liebesleben war ungewöhnlich für einen höherklassigen Römer.
Bu inşaatın sonunda "TAE A" dışında bütün binalar yenilenmiştir.Diese Bauart wurde gleichzeitig mit der Baureihe A III geliefert.
Bunların dışındaki ülkeler yani 3. dünya ise ezilen ülkelerdir.Die Erste und die Dritte Welt – Das Elend der armen Länder.
Hatta yurt dışında bu eğlence araçları Dodgem adı ile bilinir.In anderen Ländern ist dieser Sportwagen auch als GTO bekannt.
Ayrıca yurt içinde ve dışında 120 resim sergisi düzenledi.Außerdem ordnete er 21 in- und ausländische Sammlungen neu.
Reigns, Strowman'a Spear yaparak onu ringin dışındaki yere düşürdü.Reigns versetzte Strowman einen Spear, der ihn auf den Boden warf.
Sonunda dava mahkeme dışında anlaşıldı.Der Fall wurde außergerichtlich geklärt.
Dokdor ya da hemşire kısa aralıklar dışında bulunmamaktadır.Miss Suki oder Amerika ist nicht weit.
Yurt dışında göçmen sayısı fazla olması hasebiyle Havaalanı yurt dışı seferleri yapmaktadır.Während eines Aufenthalts im Ausland bleibt – mit einigen Ausnahmen – das aktive Wahlrecht aufrecht.
Bir doğru ile dışındaki bir nokta düzlem belirtir.Eine richtige Antwort wird mit einem Punkt honoriert.
Bunun dışında sahip olabileceği cariye sayısı sınırsızdı.Die Höhe des Betrages war nicht begrenzt.
Bu olay da Sony'yi askeri amaç dışında transistörü kullanan ilk şirket yapmıştır.Dies machte Sony zum ersten Unternehmen, das Transistorradio von Grund auf zu produzieren vermochte.
Kuzey Amerika'da, bu makineler tipik olarak süpermarketlerin dışında yer almaktadır.In den USA dagegen ist diese Form der Distributionslogistik ein gängiger Zusatzservice der Supermärkte.
Bunlar dışında, desteklediği taraflar tam olarak bilinmeyen iki kişi daha hayatını kaybetmiştir.Dieser fragt ihn angesichts der beiden Toten, ob er kein Herz habe.
Bunun dışında uzaktan akrabası Hindistan Cevizinin aksine fazla sulamaya da ihtiyaç duymaz.Sie benötigt anders als der Indische Wasserfreund jedoch eine sehr gute Beleuchtung.
Bunun dışındaki saatlerde genelde tekrar programları verilir.Zu besonderen Anlässen wird die Sendung mitunter außerhalb produziert.
Ancak bunun dışında uzun süre başarı kazanamadılar.Den Erfolg lange genießen indes konnte er nicht.
Bu iki uç görüşün dışında üçüncü ve daha olumlu bir görüş de bulunmaktadır.Diese hatte als Abgangsgleise außer den beiden Lokschuppengleisen zwei weitere Außengleise.
Bu roller dışında genelde küçük roller almıştır.Dort erhielt sie zumeist kleinere Rollen.
Yasal sistem dışında kalan diğer konular oldukça karışıktır.Zudem ist der staatliche Gebrauch außerhalb der Rechtssphäre unpräzise.
Yahudi cemaati sitesinde bu sinagog dışında diğer dinî binalar ve bir de okul bulunmaktaydı.Im Synagogengebäude befand sich neben einem Schulraum auch die Wohnung des jüdischen Lehrers.
Su dışında kaldığı zamanlar derisi ıslak kalabildiği sürece yaşamla olan savaşına devam eder.Nach dem Fang überlebt er lange Zeit außerhalb des Wassers solange seine Haut feucht gehalten wird.
Yetişikin erkekler sürü dışında yaşarlar.Die erwachsenen Tiere leben an verschiedenen Gehölzen.
Yıldızın dışında gerçekleşen fiziksel süreçlerle oluşan değişimlerdir.Die Wechselkurse entstehen vollkommen außerhalb dieses Systems.
Bu nedenle 88. dakikada kırmızı kartla oyun dışında kaldı.Dabei erhielt sie in der 68. Minute aufgrund einer Tätlichkeit die Rote Karte.
Bu spor, Britanya dışında pek popüler değildir.Als solche ist der Sovereign auch außerhalb Großbritanniens beliebt.
Bunun dışında kasabamıza önemli bir stratejik konum kazandırmaktadır.Dadurch kam der Stadt auch eine besondere strategische Bedeutung zu.
Bu serinin Avrupa kıtası dışında bulunan tek parçasıdır.Es handelt sich damit um die einzige Alytes-Art außerhalb Europas.
Yurt disinda yasayan Bayramlilar köy ekonomisine büyük katkilarda bulunmaktadirlar.Nachdenken über entschleunigende Landfluchten in der Großstadtwüste.
Orta Doğu, Arla'nın Avrupa dışındaki en büyük pazarı idi.Die MENA-Region ist Arlas größter Markt außerhalb Europas.
İspanyol topraklarında İspanyolca dışındaki tüm dillerin konuşulması yasaklanmıştır.Jedwede ungarischsprachige Äußerung wurde verboten.
"Oh", ABD dışında da hit oldu.Damit hat er auch außerhalb der Vereinigten Staaten einen gewissen Bekanntheitsgrad erreicht.
Bunun dışında Türkiye'deki çeşitli sanatçılar ile beraber müzik yapmıştır.Im Unterschied zu vielen anderen Musikern blieb er im Land.
Yurt dışında çalışan insanlar da vardır.In der Armee arbeiten auch Ausländer.
Silahların özellikleri mühimmatları dışında hemen hemen aynıdır.Die Raketenartillerie unterscheidet sich nur durch die Munition.
Babasının yurt dışında öldüğü söyleniyor.On dit que son père serait mort à l'étranger.
Yaşlı bir kadın dışında otobüs boştu.Le bus était vide, à l'exception d'une vieille dame.
Günah dışında her şeye direnebilirim.Je peux résister à tout sauf à la tentation.
Odada Marie ve Jean dışında kimse yoktu.En dehors de Marie et de Jean, personne n'était dans la pièce.
Tom ders çalışmak dışında her şeyi yapar.Tom fait tout sauf étudier.
Arkadaşlarının dışında kimse geliyor mu?Quiconque vient-il en dehors de tes amis ?
Bunun dışında kal.Tiens-toi en dehors de ça !
Nuh dedi: “Allah’ın merhamet ettiği dışında hiç kimse için Allah’ın kararından kurtaracak yoktur.”Et Nuh lui dit: "Il n'y a aujourd'hui aucun protecteur contre l'ordre d'Allah.
Dediler ki: "Atalarımızdan işittik; ince dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış.Il dit: "Mes parents, ce sont les Beni-Haschim et les Beni Abd-Manâf".
Lüksemburg dışındaki bütün katılımcı ülkeler Lugano'ya iki tane juri üyesi göndermişti.Chaque pays participant envoya à Lugano deux jurés, sauf le Luxembourg.
1996 yılından beri yurt dışında oynayan Fransız oyuncular da bu ödülü kazanabilmektedirler.Depuis 1996, les joueurs français évoluant à l'étranger le sont également.
Avusturya ve müttefiklerinin çoğu Kuzey Almanya Konfederasyonu dışında bırakıldı.L'Autriche et la plupart de ses alliés furent exclus de la Confédération de l'Allemagne du Nord.
Bunun dışında Polis araçları ve itfaiye Fransa'dakiyle aynıdır.Les véhicules de police et pompiers sont également les mêmes qu'en France.
İtalya dışında "espresso corretto" adıyla da bilinmektedir.Cette boisson est connue en dehors de l'Italie sous le nom d'espresso corretto.
Alalah'da bulunan kitabeler dışında hiçbir kaynakta İdrimi’den söz edilmez.En fait, ce verset ne se trouve pas dans les Évangiles mais dans le Livre d'Isaïe (Is.
Kitap Door Duisternis tot Licht (Işık Karanlığın Dışından Gelir) olarak adlandırıldı ve 1911'de yayınlandı.Le livre fut intitulé Door Duisternis tot Licht (« Des ténèbres à la lumière ») et fut publié en 1911.
Grup ardından kilisenin dışında Bob'u baygın bir halde bulur.Le groupe retrouve ensuite Bob, inconscient, à l'extérieur de l'église.