dışında ile cümle
dışında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Araba şehrin beş mil dışında bozuldu.The car broke down five miles outside of town.
Daha önce hiç yurt dışında bulunmadım.I've never been abroad before.
Üç erkek kardeşim var. Biri Japonya'da diğer ikisi yurt dışında yaşıyor.I have three brothers. One lives in Japan and the other two live abroad.
Onun öğretim yöntemleri alışılmışın hayli dışında.His teaching methods are highly unorthodox.
Yağmur yağdığı zamanlar dışında her gün yürüyüşe çıkıyorum.I go for a walk every day, except when it rains.
Biz onu yurt dışından satın almak zorundayız.We have to buy it from abroad.
Özel durumlar dışında asla içmez.He never drinks except on special occasions.
Yenilikçiler televizyonun dışında düşünüyorlar.Innovators think outside the box.
O, kent dışında yaşar.He lives outside the city.
Bütün çikolata kutusunun dışında kiraz likörleri onun gözdeleridir.The cherry cordials are her favorites out of the whole chocolate box.
Jim hiç yurt dışında bulunmadı.Jim has never been abroad.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Politikanın dışında kalacağına söz vermişti.He had promised to stay out of politics.
Almanya, Rusya'nın savaşın dışında kalmasını istiyordu.Germany wanted Russia to stay out of the war.
Amerika Birleşik Devletleri savaşın dışında kalmayı umut ediyordu.The United States hoped to stay out of the war.
İnsanların yiyecek için avlanmanın dışında yapacakları çok az şeyleri vardı.The men had little to do except hunt for food.
O yurt dışındayken, sık sık Skype kullandı.When she was abroad, she often used Skype.
O, ülke dışında olduğu için sık sık Skype kullandı.Because she was out of the country, she used Skype frequently.
Ekselânsları'nın dışında herhangi bir şekilde çağrılmayı kabul etmiyorum.I refuse to be called anything besides "Your Highness".
Bu benim uzmanlık alanımın dışında.That's outside my area of expertise.
Şu anda kilisenin dışında duruyorum.I'm standing outside the church right now.
Dillerin dışında, teknolojiyle de ilgileniyorum.Apart from languages, I'm also interested in technology.
Yurt dışındaydım.I have been abroad.
Benim dışında orta çağ müziğinden hoşlanan bildiğim tek kişisin.You're the only person I know besides me who likes medieval music.
Kendim dışında Beyzbol izlemeyi sevmeyen, tanıdığım tek kişi sensin.You're the only person I know besides myself who doesn't like watching baseball.
İncil'in dışında bir şey okur musun?Do you read something besides the Bible?
O buralı değil. O, ülke dışında doğdu.She's not from here. She was born out of country.
O buralı değil. O yurt dışında doğdu.She's not from here. She was born abroad.
Bu benim sahamın dışındadır.That is outside my purview.
Ben on yıl yurt dışında yaşadım.I lived overseas for ten years.
Benim uydu navigasyon cihazı yurt dışında çalışmıyor.My sat nav doesn't work abroad.
Tom'un tam Boston'un dışında bir sürü arsaya sahip.Tom owns a lot of land just outside of Boston.
Tom hâlâ kasabanın dışında.Tom is still out of the town.
Tom ülke dışında.Tom is out of the country.
Tom'un Boston'un hemen dışında küçük bir çiftliği var.Tom has a small farm just outside of Boston.
Tom arka kapının hemen dışında eski bir sikke buldu.Tom found an old coin just outside the back door.
Tom odasının dışında gürültü olduğu için iyi uyuyamadı.Tom couldn't sleep well last night because it was noisy outside his room.
Tom alışılmış şeylerin dışında neredeyse asla bir şey yapmaz.Tom almost never does anything out of the ordinary.
Otelin dışındaki Tom için bekleyen bir limuzin vardı.There was a limousine waiting for Tom outside the hotel.
Tom'un dışında birinin o işi almayı istemesi pek olası değil.It's unlikely that anyone besides Tom would consider taking that job.
Tom'un dışında herkes Mary'yi bir hırsız olmakla suçladı.Tom all but accused Mary of being a thief.
Tom ve Mary'nin dışında odada hiç kimse yoktu.There was no one in the room besides Tom and Mary.
Dün Tom ve Mary dışında hiç kimse gelmedi.No one came yesterday except Tom and Mary.
Ben tüm fikirlerin dışındayım.I'm all out of ideas.
Hava dışında, harika bir piknikti.Except for the weather, it was a great picnic.
Biz kitabın dışında bir şey bırakmadık.We have left nothing out of our book.
Bu alanın dışında yürümeyin.Do not walk outside this area.
Ölüm dışında her şey için bir çare vardır.There's a cure for everything, except death.
Tom odanın dışında tepindi.Tom stomped out of the room.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom, yurdunun dışında kilitli kaldı.Tom got locked out of his dormitory.
Tom gitar çalmanın dışında çok az şey yapar.Tom does little other than play the guitar.
Tom, penceresinin dışında cıvıl cıvıl kuş sesleri duyabiliyordu.Tom could hear birds chirping outside his window.
Tom'un kesinlikle kalıpların dışında düşünme sorunu var.Tom certainly has trouble thinking outside the box.
Polisler Tom'un yatak odası penceresinin dışında herhangi bir ayak izi bulamadılar.The police couldn't find any footprints outside Tom's bedroom window.
Tom kapının dışında bekledi.Tom waited outside the gate.
Birkaç günlüğüne kasabanın dışında olacağım.I'll be out of town for a few days.
Birkaç küçük hatalar dışında yazınız iyidir.Except for a few minor mistakes, your writing is good.
Jim'in dışında herkes geldi.Everyone but Jim came.
Benim ülke dışında bir hesabım var.I have an account outside the country.