Yüksek güven düzeyleri bireylerin kendi inançlarını destekleyen bilgi arama tercihlerini azaltmaktadır.تُقلِّل مستويات الثقة المرتفعة من تَفضيل المعلومات المؤيِّدة لمعتقدات الفرد.
Politikalar, kullanıcıları farklı uygulama düzeylerine gruplamak için kullanılır.تُستخدم السياسات لجمع المستخدمين إلى مستويات تنفيذ مختلفة.
2000’li yılların başlarına kadar İsrail’deki doğal gaz kullanımı minimum düzeydeydi.حتى أوائل عقد 2000، كان استخدام الغاز الطبيعي في إسرائيل متدنياً.
İsviçre yüksek öğrenim düzeyinde yabancı öğrenci oranı açısından Avustralya'dan sonra ikinci sırada gelir.تملك سويسرا ثاني أكبر عدد من الطلاب الأجانب في التعليم العالي بعد النمسا.
Bu düzeylerin üstündeki kan basıncı yüksek komplikasyon riski göstermektedir.ويتوقع من فرط ضغط الدم الذي يتجاوز هذه المستويات إلى إمكانية عالية لحدوث المضاعفات.
Bu tarz altyapılar ancak ulusal düzeyde kararlar sonucu yapılabilir..ويمكن عمل نتيجة قرارت بهذا النوع من البنية التحتية ولكن على المستوى الوطني.
Burada at binmeyi öğrenmiş ve yarışacak düzey kadar ilerlemiştir.كانت قد تعلمت ركوب الخيل بدأت في نهاية المطاف في مستوى المنافسة.
Antalya il nüfusu Türkiye geneline göre daha yüksek bir eğitim düzeyine sahiptir.من ناحية اخرى يمتلك سكان مدينة أنطاليا نظام تعليمى أعلى مقارنة بأنحاء تركيا.
Protein yapısının dört düzeyi vardır.يمكن وصف تركيب البروتينات بأربع مستويات.
Planlı ekonomiyle 1950'lerde sanayi ve tarımda savaş öncesinden daha iyi bir düzeye ulaşıldı..بحلول عام 1950، تجاوزت الجمهورية تماما مستويات ما قبل الحرب في الصناعة والإنتاج .
Ülke genelinde kişi başı düşen millî gelir 320 $ düzeyindedir.يبلغ مستوى دخل الفرد في باقة نحو 920$ للفرد.
2007’de ve 2008’in başlarında, üst düzey yöneticilerin birçoğu Google'ı bıraktı.خلال عام 2007 وبداية عام 2008، ترك العديد من المديرين التنفيذيين شركة جوجل ساعين وراء العمل بشركات أخرى.
Epilepsi: Bu durum, yaşa, bilişsel düzeye ve dil bozukluğunun türüne göre çeşitlilik arz eder.الصرع: توجد اختلافات حول خطر الإصابة بالصرع بحسب عمر الفرد، والمستوى المعري، ونوع اضطراب اللغة.
Bu makamda genellikle elçilikte görev yapan üst düzey bir askerî görevli bulunur.في العادة يشغل هذا المنصب أحد الضباط العسكريين الرفيعي المستوى ويحصل على المنصب أثناء عمله في السفارة.
Jamaika millî futbol takımı, Jamaika'yı uluslararası düzeyde temsil eden futbol takımıdır.منتخب جامايكا لكرة القدم هو المنتخب الذي يمثل جامايكا في كرة القدم العالمية.
Birinci düzeyde 9 il, iki doğrudan yönetilen şehir ve üç özel idari bölüm bulunmaktadır.على أعلى مستوى من تسع محافظات، واثنين من المدن تحكمها مباشرة، وثلاثة تقسيمات إدارية خاصة.
Eğitim seviyesi ortaokul düzeyindedir.هذا لا يختلف عن نظام المدارس المتوسطة.
Aynı zamanda hücre gelişimine katkıda bulunur, kanın şeker seviyesini ortalama düzeyde tutmaya yardımcı olur.أيضاً، مغذية طويلة الأمد ،وتساعد على الحفاظ على نسبة السكر في الدم بمستوى ثابت.
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.نصحت الشرطة السكان بالبقاء في منازلهم وقامت بتفتيش المنطقة، ولكن لم يعثروا على شيء.
Slovenya ve Sırbistan genelindeki yol standardı üst düzeydedir.الطرق في أنحاء صربيا وسلوفينيا جيدة من حيث معدلات معايير الطرق.
Hedefim üst düzeyde oynamaktı.لقد أرادت أن تنتهي على مستوى عالٍ.
Kendisi ve dört veya beş üst düzey kişi bizim bölgemizde olsaydı onları yakalardık." ifadelerini kullandı.لكن ألم يكن لدي أربع أو خمس سيدات، يقمن على خدمتي ؟ !.
Kuzey Kore'nin idari bölümleri, üç hiyerarşik düzey halinde düzenlenmiştir.يتم تنظيم التقسيمات الإدارية في كوريا الشمالية إلى ثلاثة مستويات هرمية.
Evli ve üç çocuk babası olan Öz, az düzeyde Arapça bilmektedir.رزق الحطاب الفقير وزوجته ابنة، لما بلغت الثالثة من عمرها، لم يكن باستطاعة الوالدين إطعامها.
Bir pencereyi ekranın üst kısmına yapıştırmak ekranı en üst düzeye çıkarır.أو تنتقل إلى قائمة واحدة من الجزء السفلي من الشاشة إلى الأعلى.
Bütün bunlara rağmen yine de refah düzeyleri oldukça yüksektir.رغم طولها فإنها على درجة عالية من التنظيم.
Ayrıca, hükümet başkanları düzeyinde de bir konsey oluşturuldu.كما وتستطيع الحكومة التصرُّف عبر لجانها الوزارية أيضًا.
Ulusal düzeyde, ilk olarak koçluğunu Martin Witkowski yaptı.على المستوى الوطني، كان مدربها هو مارتن ويتكويسكي.
İki ülke arasındaki ticari ilişkiler asgari düzeydedir.وبهذا فالأحداث الحدودية بين البلدين ليست بقليلة .
Çin'in uluslararası düzeyde önemli ve etkin rol oynadığı ilk tarihi örnek Han Hanedanı dönemindeydi.شهدت الصين للمرة الأولى في تاريخها الدخول في علاقات دولية أثناء فترة حكم أسرة هان.
Paraschos Zardinidis büyüdü ve Yunan Hava Kuvvetlerinde üst düzey bir subay oldu.وهناك وافقت عائلة والده على دعمه فترعرع باراساشوس زاردينيديس وأصبح ضابطاً كبيرًا في سلاح الطيران اليوناني.
Arzu edilen güven düzeyini yükseltmek, güven aralığının genişlemesine yol açar.فالعلاقات التي تُرضي الرغبة في الحميمة تؤدي إلى تعلق أكثر أمنا.
Epigenetikler herhangi belirli bir genin aktivitesi düzeyine değinmektedir.ويشير علم التخلق إلى مستوى نشاط أي جين معين.
Üniversite düzeyinde eğitim ise bazı istisnalar dışında ücretsizdir.التعليم العام مجاني تقريباً بغض النظر عن الجنسية.
Ağaçları ve örgüleri(mesh) iki ağ düzeyinde iletişimi uzatmak için ZigBee yönlendirici kullanımına izin verir.كلا الأشجار وطريقه النجمه تسمح باستخدام الموجهات زيجبي لتوسيع الاتصالات على مستوى الشبكة.
Azerbaycan'da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri düzeyde olduğu görülür.حيث يميل المسيحيين أن يكونوا أكثر تعليماً وثراءاً بالمقارنة مع باقي الطوائف في سوريا.
Lisans düzeyinde.فوق رتبة الشفانين.
Genelde eğitim düzeyi daha düşüktür.كما زاد مستوى التعليم بشكل عام.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!مما يدل على وجود خلفية طبية لدى القاتل..!!
Ortalama sıcaklıkta büyük bir artış gözlendi, deniz düzeyi yükseldi.وشهدت معدلات الحرارة زيادة فائقة، وارتفع مستوى البحر.
Böylece bitkilerin bulunduğu ortamlardaki toprak ve suda yüksek düzeyde bakır birikiminin önüne geçilmiştir.فيما يتعلق بهذه فإن صحة الإنسان والمياه الجوفية كانت في وضع قاتل.
2011 ve 2012 yıllarında Estonya'nın en üst düzey futbol ligi olan Meistriliiga'da yer almıştır.يمثل جامعة بريتوريا، وقد صعد إلى دوري جنوب أفريقيا الممتاز لكرة القدم في موسم 2011/2012.
Ciddi ve düzeyli bir sohbet, neredeyse yasaklanmış gibiydi.كان صخمًا بسيط الشكل قليل الكلام متلعثم وكان عدوانيًا في الحديث ويكاد يكون بلا لباقة على الإطلاق.
Ayrıca Adana'da önlisans ve lisans düzeyinde üniversite öğrenimi gören kişi sayısı 47.136 kişidir.وعلاوة على ذلك هناك 47.136 شخص يدرسون في الجامعة في مرحلة البكالريوس وما يعادلها في أضنة.
(Ancak bu kadar parlak aydınlık düzeyleri göze zarar verbilir.)ولكن كيف يمكن لامرئ أن يكون متبلد الأحاسيس إلى هذه الدرجة؟.
Sirius’ün uzaklığı 8.6 ışık yılı, görünür ışıltı düzeyi de -1.46 kadirdir.هذا هو نجم أبيض—مزرق مسافة 8.6 سنة ضوئية وضوح هو 1.46 من الدرجة.
Yargı organı görevini hem ulusal hem yerel düzeyde yürütüyor.السلطة القضائية تعمل على المستويين الوطني والمحلي.
Bunun sonucu DNA'nın üst düzey yapısı oluşur.وينتج عن ذلك خضوع الجهاز الأدنى للجهاز الأعلى.
İngiltere'de üst düzey Sivil Savunma Eğitimi aldı.مساعد ملحق عسكري في بريطانيا لشؤون التدريب.
Sokak düzeyinde görünümler geçmişte mevcuttu, ancak artık yokdur.كان للتمثال سابقاً هالة من حوله ولكنه غير موجودة الآن.
Yaşam tarzında yapılan değişiklikler ve ilaçlar ürik asit düzeylerini düşürebilir.يعمل كل من تغيير نمط الحياة والأدوية على خفض مستويات حمض البول.
Köy halkının birçoğu emekli düzeyindedir.الكثير من سكانها هم من المتقاعدين.
Bu değer ülkelerin sağlık düzeyi hakkında bilgi verir.تقل هذه النسبة في الدول المتقدمة لجودة الرعاية الصحية.
Eyalet sultanları ve üst düzey din adamlarından oluşan bu kişiler vergi ödemiyor.مثلاً الدوريان الإنجليزي والاسكتلندي يخصمان عشر نقاط من الفريق الذي لا يقوم بسداد ديونه.
Ancak tüm bu çalışmalar teorik düzeyde kalmış, uygulamaya geçirilmemiştir.على كل حال يبقى هذا المفهوم غير مطبق بشكل عملي ويبقى نظريا.
Bu tarihte ilk defa şehirde medrese açılarak üst düzey eğitim verilmeye başlanmıştır.كانت تلك المرة الأولى التي وضعت فيها الطبقة العاملة في المدينة تحت الضوء.
Gutun sebebi kanda ürik asit düzeylerinin yükselmesidir.يرجع سبب الإصابة إلى ارتفاع مستوى حمض البول في الدم.
O zamandan beri, Çin ve Kazakistan liderleri sıklıkla üst düzey resmi ziyaretlerde bulunmuşlardır.Desde então, os líderes da China e do Cazaquistão frequentemente trocaram visitas oficiais de alto nível.
2007’de ve 2008’in başlarında, üst düzey yöneticilerin birçoğu Google'ı bıraktı.Em 2007 e até o início de 2008, vários dos principais executivos deixaram o Google.
Bu düzeylerin üstündeki kan basıncı yüksek komplikasyon riski göstermektedir.A pressão sanguínea acima destes níveis acarreta um risco elevado de complicações.