Ana içeriğe geç
Sözlük

düzey ile cümle

düzey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Temmuz 2017'de, kulüp Ukrayna'nın en üst düzey üçüncü futbol ligi olan Druha Liga'ya katıldı.Mit einem dritten Platz 2017 stieg man schließlich in die Thai League, der höchsten Liga Thailands, auf.
Yüksek düzeyde bir devlet görevlisinin oğlu olan Huri Paris'te hukuk öğrenimi gördü.Brune, Sohn eines königlichen Advokaten, wollte in Paris Rechtswissenschaften studieren.
Atışlarda geriye tepme uygun düzeydedir.Es folgten Shootings im OK!
A Lyga, Litvanya'daki en üst düzey futbol ligidir.Die A lyga ist die höchste Spielklasse im litauischen Fußball.
Su, en düşük ortalama düzeyini aralık ayında almakta, mayıs ayında ise en yüksek düzeye ulaşmaktadır.Der niedrigste mittlere Wasserstand wird im Dezember gemessen, der höchste im Mai.
Zhoukou şehri bir semt, bir ilçe düzeyi şehir ile sekiz ilçeye ayrılmaktadır.Administrativ setzt sich Zhoukou aus einem Stadtbezirk, einer kreisfreien Stadt und acht Kreisen zusammen.
Üretim düzeyi zaten Birleşik Krallık ve Almanya'da daha yüksektir.In den USA wuchsen Produktion und Konsum stärker als in Deutschland.
Kanton ve belediye düzeyinde de bu araçlar daha geniş ve farklı olarak uygulanır.Die Anforderungen, welche die Kantone und Gemeinden stellen, sind höchst unterschiedlich.
Tuhaf olan bunların orta üç, lise bir vb. düzeyinde verilmesiydi.Die dreiteilige, dreigeschossige Fassade war gegliedert durch einen Mittelrisaliten mit Dreiecksgiebel.
1950'li yılların sonunda dışarıya göç en üst düzeye çıkmıştır.Ende der 1950er Jahre wurde es ruhiger auf der Terrasse.
Babası Maarif Nazırlığı'nda yüksek düzeyde görev yapmış bir devlet adamıydı.Er weiß nur, dass ihr Vater ein hochrangiger Mann vom Fürstenhof war.
Bölgede su rezervleri iyi düzeydedir.Die Fischbestände vor Ort sind gut.
Xilin Gol aymağı, iki ilçe düzeyi şehir, bir ilçe ile dokuz sancağa ayrılmaktadır.Auf Kreisebene setzt sich Xilin Gol aus zwei kreisfreien Städten, einem Kreis und neun Bannern zusammen.
Küçükbaş hayvancılık da sınırlı düzeyde yapılmaktadır.Das Rind ist in kleinerem Maßstab dargestellt.
İkili 1990'larda Mother Destruction adıyla ekstansif düzeyde birlikte çalıştı.Ils collaborèrent tous les deux de manière intensive dans les années 1990 sous le nom Mother Destruction.
İstanbul büyüklüğünden dolayı aynı anda NUTS 1, NUTS 2 ve NUTS 3 düzeyi sayıldı.Ils sont considérés à la fois comme une région de niveau NUTS 1, NUTS 2 et NUTS 3.
Düşük toksisite: Viral vektörün enfekte ettiği hücrenin fizyolojisi üzerinde asgari düzeyde etkisi olmalıdır.Faible toxicité : le vecteur viral doit avoir un effet minimal sur la physiologie de la cellule qu'il infecte.
Ulusal düzeyde gerçekleştirilmektedir.Elles accèdent donc à l’échelon national.
Aileler arasında yardımlaşma ileri düzeydeydi.Un système d'entraide entre les familles était très développé.
Ab initio yöntemlerinde, bir teori düzeyi (yöntem) ve bir temel küme tanımlanması gerekir.Les méthodes ab initio nécessitent donc d'établir un niveau d'application de la théorie (méthode) et une base.
Rotaract kulüp faaliyetleri genellikle kulüp düzeyinde gerçekleşir.La plupart des activités Rotaractiennes ont lieu au niveau des clubs.
Yargı organı görevini hem ulusal hem yerel düzeyde yürütüyor.Le pouvoir judiciaire opère à la fois au niveau national et au niveau local.
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Cette voie n'est pas reconnue au niveau international.
Bulamama(Miss): Aranan verinin alt düzey bir bellekte bulunmasıdır.Mais celui qui, ne l'ayant pas connue, a fait des choses dignes de châtiment, sera battu de peu de coups.
Hedefim üst düzeyde oynamaktı.Mon défi est de jouer au plus haut niveau.
Genellikle bu bilinen düzey, ortalama deniz seviyesidir.Par exemple, il est souvent suffisant de savoir quelle est la valeur moyenne.
Ülkenin yüksek sanayileşme düzeyine rağmen, topraklarının neredeyse üçte biri ormanlarla kaplıdır.Malgré sa position très urbaine, un tiers du territoire est couvert par la forêt.
Ebu Ali, İsrail tarafından öldürülen Filistin hareketinin en eski ve üst düzey liderlerinden biridir.C'est l'un des plus anciens leaders palestiniens tué par Israël.
Köy halkının birçoğu emekli düzeyindedir.Enfin, de nombreux habitants du village sont à la retraite.
Şehir Venezuela'nın en üst düzey sanayi ve üretim şirketlerini barındıran ekonomik merkezidir.La ville est un pôle économique où sont réunies les plus grandes industries et usines du Venezuela.
Hinggan aymağı, iki ilçe düzeyi şehir, bir ilçe ile üç sancağa ayrılmaktadır.La ville est départagée en deux parties : Vendat le Vieux (ancienne ville) et Vendat le Jeune.
Her düzey de kendi grafik ve müzik temalarına sahiptir.Chaque album possède son propre thème et ses propres musiciens.
Türkmenistan da yüksek düzeyde temsil edilmiştir.Le Portugal est également bien représenté.
Ando gençler düzeyinde 2 kere Junior Grand Prix Finali'ni kazanmış ve 2004 Dünya Gençler şampiyonu olmuştur.Andō remporte deux fois la Finale du Grand Prix junior et est championne du monde junior en 2004.
Uluslararası düzeyde Slovakya adına 19 resmi karşılaşmaya çıkmıştır.Une minute de silence a été observée par 19 diplomates internationaux à Taiwan.
İller il düzeyi idari bölümler arasında bulunan bir başka idari bölümdür.Et le signe est un segment (d’univers) qui thématise d’autres segments (d’univers).
Hayat bilgisi, çeşitli ülkelerde ilkokul düzeyinde verilen ders.Nous voulons, nous revendiquons l’ouverture sur la vie à tous les niveaux de l’enseignement.
Büyükler düzeyinde uluslararası bir yarışmadır.Toutefois il existe à présent des compétitions féminines de niveau international.
4 Eylül Salı yangının neden olduğu yıkımın en üst düzeye çıktığı gündür.Le mardi 4 septembre est la journée où les dégâts sont les plus importants.
1994 yılında uluslararası düzeyde yarışmaya başladı.Il a commencé sa carrière au niveau international en 1994.
Bu tek bağlanma yeri 10−14 düzeyinde bir affiniteye sahiptir ve çapraz bağlanmaya (cross linking) neden olmaz.Ce site a une affinité de 10−14 mol/L et ne peut pas causer de liaison non spécifique.
1985 yılında ilk kez kadınlar için üst düzey lig düzenlenmiştir.En 1985 le collège reçoit pour la première fois des filles dans les sections supérieures.
Ardışık değişiklikler sadece WYSIWYG düzeyinde yapılır.Le changement d’heure ne s’appliquera qu’en zone occupée.
Mahallenin Üniversite düzeyindeki eğitim oranı %80'leri bulmaktadır.Les autorités locales estiment le taux de scolarisation à 80 %.
Bu yaklaşımlar bebeklikten yetişkinliğe kadar eğitimin tüm düzeylerindeki insanlar için geçerlidir.Certains individus gardent ce type de régime jusqu'à l'âge adulte.
Kısa sürede ülke düzeyinde bilinen bir isim haline geldi.Il est connu pour s'être fait rapidement un nom sur la scène internationale.
Sirius’ün uzaklığı 8.6 ışık yılı, görünür ışıltı düzeyi de -1.46 kadirdir.Sirius possède une magnitude apparente de -1,46.
Tek bir gemileri bile batmayan İngilizlerin can kayıpları asgari düzeydeydi.Un seul des marins britanniques était encore en vie.
Fuhuş genellikle düşük düzey hükümet yolsuzluğuyla doğrudan bağlantılıdır.La prostitution est souvent directement liée à la corruption des petits fonctionnaires.
İki ablası gelişimlerini normal düzeylerde sağladı ve evlendi.Ses deux sœurs ont eu une croissance normale.
Ülkede yetersiz beslenme de yüksek düzeydedir.Manger sur la rue est considéré mal élevé.
Muharebelerde Japon kayıpları azımsanacak düzeydedir.Les pertes japonaises au combat furent faibles.
Fakülteler'in başındaki en üst düzey görevli dekandır.La position est occupée par l'officier le plus senior des FAC.
Halkın eğitim düzeyi iyi derecededir.Le niveau d'éducation de la population est élevé.
Ayrıca bazı üst düzey devlet görevlilerini ve ülkedeki yargıçları atar.Il désigne quelques-uns des hauts fonctionnaires et les juges de la Cour suprême.
Göl deniz ile aynı düzeydedir.La rivière est entièrement au niveau de la mer.
Köy halkının eğitim düzeyi % 90'lara varmıştır.Les résidents ont le droit à une réduction de 90 %.
Yeni Zelanda'nın bölgeleri (İngilizce: region), Yeni Zelanda'nın birinci düzey idari bölümleridir.Les premiers colons Européens divisèrent la Nouvelle-Zélande en provinces.
İslami ilimlerin tahsilini uluslararası düzeyde sürdürmüştür.Nous devons savoir si cette course met Singapour en lumière sur le plan international.
Lizbon bölgesi Avrupa Birliği ortalamasının üzerindeki refah düzeyi ile Portekiz’in en zengin bölgesidir.Lisbonne est la ville la plus riche du Portugal avec un PIB par habitant supérieur à la moyenne européenne.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod