Onun düzinelerce İngilizce kitapları var.He has dozens of English books.
O, bir yaz rock festivali düzenledi.He organized a summer rock festival.
O, gölün çevresinde bir tur düzenledi.He conducted us on a tour around the lake.
O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.He is now setting things in order in his room.
Test kağıtlarını düzeltmekle meşgul.He is busy correcting test papers.
Onun katılımı düzensiz.His attendance is irregular.
Düzenleme ile ilgili biraz bilgisi var.He has some knowledge of editing.
O, odasını düzenledi.He put his room in order.
Duvarda düz bir çizgi çizdi.He drew a straight line on the wall.
O bir düzine yumurta aldı.He bought a dozen eggs.
Onlar burada toplantı düzenledi.They held the meeting here.
Onlar Tom'un doğum günü için parti düzenleyecekler.They will get up a party for Tom's birthday.
Onlar neden bir yolcu listesi düzenlemedi?Why didn't they draw up a passenger list?
Onlar bir toplantı düzenlediler.They arranged a meeting.
Özgürlük için bir protesto yürüyüşü düzenlediler.They held a protest march for freedom.
Onlar bir kutlama ziyafeti düzenledi.They held a congratulatory banquet.
Onlar yeni cumhurbaşkanı için bir akşam yemeği düzenlediler.They held a dinner for the new president.
Başkana suikast düzenlemeye kalkıştılar.They attempted to assassinate the president.
Dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı.They believed that the earth was flat.
Onlar işçilerine düzenli istihdamı garantiledi.They guaranteed regular employment to their workers.
Bir işçi sendikası düzenleyecekler.They will organize a labor union.
Onun oyunculuğu profesyonel düzeydedir.Her acting is on the level of a professional.
Onun için bir hoş geldin partisi düzenledik.We had a welcome party for her.
Onun düğünü ne zaman düzenlenir?When will her wedding be held?
Onun ifadesi düzmeceydi.Her statement was false.
O eve giderken düz bir lastik aldı.She got a flat tire on her way home.
O, iki düzine yumurta satın aldı.She bought two dozen eggs.
O düzenli bir güzellik.She is a regular beauty.
O, mendilini düzgünce katladı.She folded her handkerchief neatly.
O, düz mavi bir elbise giydi.She wore a plain blue dress.
Çiçekleri güzel düzenledi.She arranged the flowers beautifully.
O, çiçekleri düzenlemeyi seviyor.She likes to arrange flowers.
Onun düzgün bir el yazısı vardır.She has very neat handwriting.
O her zaman temiz ve düzenli.She is always neat and tidy.
O, beni düzenli olarak ziyaret ederdi.She used to visit me regularly.
O düzenli olarak beni ziyaret ederdi.She used to visit me regularly.
O düzenli olarak piyano çalışması yapar.She practices playing the piano regularly.
Odasını her zaman temiz ve düzenli tutar.She always keeps her room neat and tidy.
O, bir düzine yumurta satın aldı.She bought a dozen eggs.
Küçük tepeler uçaktan düz görünüyorlar.Small hills look flat from an airplane.
Düzensiz bir nabzım var.I have an irregular pulse.
Eşyalara çeki düzen vermek çok zordur.It's very difficult to put things in order.
Düz arazi hiçbir dağ veya tepeye sahip değildir.Flat land has no mountains or hills.
Düz İngilizce ile yazmaya çalış.Try to write in plain English.
Pirinç fiyatları hükümet tarafından düzenlenir.Rice prices are regulated by the government.
Avukat benim vasiyetimi düzenledi.The lawyer drew up my will.
Şerif, kasabada düzen tesis etti.The sheriff established order in the town.
Annem odamın düzensiz olmasından hoşlanmıyor.My mother doesn't like my room being untidy.
Annem dişlerini düzelttirmek için gün aşırı diş hekimini ziyaret eder.My mother visits the dentist's every other day to get her teeth fixed.
Annem çiçek düzenleme öğretir.My mother teaches flower arranging.
Ben dışarıdayken odama çeki düzen verin lütfen.Please put my room in order while I am out.
Bir evin düzensiz olmasına katlanabilirim ama kirli olmasından hoşlanmıyorum.I can put up with a house being untidy, but I don't like it to be dirty.
Kitaplarınızı düzeltin.Put your books in order.
Ayda bir kez toplantı düzenleriz.We hold a meeting once a month.
Düzenli bir hayat sürdürmenin çok iyi olduğunu düşünüyorum.I think it is very good to lead a regular life.
Yarın bu zamana kadar her şeyi düzenli istiyorum.I want everything in order by this time tomorrow.
Yarınki parti için yeme içme işini düzenledim.I arranged catering for tomorrow's party.
İthalat düzenlemeleri son zamanlarda gevşetilmiştir.Import regulations have been relaxed recently.
Düzenli olarak kıyafetler alacak kadar para kazanmıyorum.I don't earn enough money to buy clothes regularly.
Ziyaret eden yazarın onuruna bir parti düzenlendi.A party was held in honor of the visiting writer.