Şalom gazetesi bu yönüyle dünyada tek olma özelliğini sürdürmektedir.Su decoración característica es única en todo el mundo.
Amaçları onu avatar halindeyken yok etmek ve dünyadaki tüm liderleri ortadan kaldırmaktır.Su objetivo es hacerse con el dominio del mundo y matar a todos los Drifters.
(Mezmur 111:10) “RAB, ‘Kulum Eyüp’e bakıp da düşündün mü?’ dedi, ‘Çünkü dünyada onun gibisi yoktur.Dijo algo como: "Tienes que ver eso porque en el Sur eso no va a sentar bien".
Dünyadaki en gülünç şeydir o.Te lo aseguro, es la cosa más cómica del mundo.
Sonunda bir gün doğar ve dünyada kalmaya ve yaşamaya karar verir.Así que un día, regresa y decide quedarse.
Tüm dünyadaki kullanıcılar için kullanılabilir durumdadır.Pueden ser utilizadas por el usuario en general.
Örneğin geometrinin kaynağı gerçel dünyadaki mesafelerin hesaplanmasına dayanmaktadır.En geomática la geocodificación es el proceso de asignar geoidentificadores a elementos del territorio.
Birçok onur ödülü ve Fransa'da ve Dünyadaki çeşitli akademik topluluklara olan üyeliklerine layık görüldü.Con numerosas muestras fue conocido de los coleccionistas franceses y de los del Mundo.
Bunun yanında dünyadaki en büyük bakır rezervleri, Filipinler'dedir.La mayor concentración de tiburones ballena en el mundo se encuentra en Filipinas.
Zamanla ünü tüm Balkanlara yayılan Esma Recepova dünyadaki Romanların idolü haline gelmiştir.Dando un salto de millones de años en la historia llegamos a la época Íbera.
Bu düzenli olan dünyadaki üst seviye fizikçilerin toplanmasıydı.Estos congresos, de periodicidad trianual, reunían a los mejores físicos del mundo.
Dünyada yaşayan en hızlı darbeci hayvandır.¿Cuál es el animal más resistente del mundo?
Dünyada kişisel çıkarlarını milli çıkarlardan önde tutan politikacılardan nefret ediyorum.Odio i politici del mondo che mettono gli interessi personali davanti a quelli del loro Paese.
Dünyadan birçok hayvan türü yok oldu.Molte specie animali sono scomparse dalla Terra.
Şeytan, dünyada en çok cehaletten beslenir.Il male sulla terra viene alimentato principalmente dall'ignoranza.
Dünyadaki birçok insan hala yoksulluk içinde yaşar.Nel mondo molte persone vivono ancora in povertà.
O, dünyadaki tek kız olsa bile onunla flört etmem.Non ci proverei nemmeno se fosse l'unica ragazza sulla faccia della Terra.
Bira, dünyadaki en eski ve en yaygın alkollü içeceklerden biridir.La birra è una delle più diffuse e più antiche bevande alcoliche del mondo.
"Hayali bir dünyada yaşıyorlar".Stanno vivendo in un mondo di fantasia."
Fidel Castro, "Niemeyer ve ben dünyadaki son komünistleriz" demiştir.Fidel Castro una volta disse: "Niemeyer ed io siamo gli ultimi comunisti".
Törende sunucu Selena Gomez, MTV'nin tüm dünyadan 154 milyon oy aldığını açıkladı.Durante la serata Selena Gomez ha annunciato che MTV ha ricevuto oltre 154 milioni di voti da tutto il mondo.
Yönetmen McG, Bale'i "dünyadaki en güvenilir aksiyon yıldızı" olarak görüyordu.Il regista McG definì Bale "la star d'azione più credibile al mondo" durante la produzione.
Dünyada anadili İngilizce olanların yaklaşık üçte ikisi Birleşik Devletler'de yaşamaktadır.Circa i due terzi dei madrelingua inglesi vivono negli Stati Uniti.
Yasak Şehir, dünyada halen var olan en geniş saray kompleksidir ve 72 hektarlık bir alanı kaplar.La Città Proibita è il più grande complesso di palazzi esistente al mondo coprendo 72 ettari.
Program tüm dünyada AGT Communications Group (Rusya) tarafından organize edilir.L'organizzatore globale del programma è AGT Communications Group (Russia).
Yahudi Nüfus Araştırması'na göre, 2002 yılında dünyada 13,3 milyon Yahudi yaşıyordu.Nel 2002, secondo il citato sondaggio, esistevano 13,3 milioni di ebrei in tutto il mondo.
Sora ve Shiro kardeşler hem gerçek dünyada hem de oyunlarda ayrılamaz bir ikilidir.I fratelli Sora e Shiro sono inseparabili, sia nel mondo reale sia in quello videoludico.
Dünyadaki her şeyin ve herkesin çok "mutlu" olduğunu düşünür.Trova che tutto il mondo e tutte le cose esistenti siano "felici".
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.Nessun altro al mondo possiede valori così radicati di libertà, uguaglianza e fraternità".
Nautilus, dünyadaki ilk kullanılabilir denizaltı.Il Nautilus fu il primo sommergibile funzionante.
Yapılmış olsaydı dünyadaki en uzun köprü olacaktı.Al momento della costruzione era il ponte più lungo del mondo.
Prometyum dünyada doğal olarak bulunmamaktadır.Il promezio non si trova in natura sulla Terra.
Dünyada karada ve denizde toplam 40,000'den fazla petrol sahası bulunmaktadır.Esistono più di 40.000 campi petroliferi in tutto il globo, in terra come in mare.
Yeni Dünyada birkaç ay kaldıktan sonra Kolomb ve Pinzón Kardeşler İspanya’ya dönüş yolculuğuna çıkarlar.Dopo aver passato alcuni mesi sull'isola, Colombo ed i Pinzón partirono per il viaggio di ritorno.
Dünyada milyonlarca insan, paranormal yeteneklerine sahip olduğuna ikna olmuştur.I suoi seguaci erano convinti che possedesse abilità paranormali.
Foton Dünyadaki astronomiyle ilgilenen gözlemevine vardığında neler olacaktı ?Nel momento in cui il fotone arrivasse a un osservatorio astronomico a terra, cosa accadrebbe?
Dünyadaki sıcaklığın temel kaynağı güneştir.La fonte esterna di calore è il Sole..
Kumsusan Güneş Sarayı, komünist bir lidere ithaf edilen dünyadaki en büyük müzedir.Il Kumsusan è il più grande mausoleo dedicato a un leader comunista.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.Il diventare, in senso nobile, "nulla" in questo mondo è la condizione per diventare «qualcosa nell'altro».
Ben'i dünyada kahramanlığını destekler.Julie dà una bella mano a Ben in Guerra dei Mondi.
Dünyada sadece 8 tane Semavi bulunmaktadır.Solo nel Regno Unito ne sono presenti 8.
Dünyadaki Yahudi nüfusu 750,000'di.La popolazione mondiale degli ebrei è stimata a 750.000.
1869 - Dünyada ilk kartpostal Avusturya'da basıldı.1869 - L'Austria emette la prima cartolina postale.
Savaş, dünya çapında ilgi gördü ve dünyadaki donanmalarda hemen etkilerini gösterdi.La battaglia fu seguita con interesse da tutto il mondo, ed ebbe effetti immediati su tutte le navi.
Yalan dünyada ne iş tuttum.Mi ha insegnato che c'è una menzogna nel mondo.
Mark I, Birleşik Krallık tarafından üretilen ve dünyada savaş alanında kullanılan ilk tanktır.Il Mark I fu il primo carro armato, sviluppato dal Regno Unito.
Tüm dünyadaki kullanıcılar için kullanılabilir durumdadır.E' letto ormai da utenti di tutto il mondo.
Dünyadaki en nadir nişanlardan biriydi.È uno dei rapaci più rari del mondo.
Dünyadaki son şeytandır.Qui, fu l'ultimo demone dell'Inferno.
Ama bana göre kocamın kanı dünyadaki en güzel şey."Giacché il male è la migliore energia dell'uomo».
"Love Sex Magic", albümün ABD'de ikinci teklisi ve tüm dünyada ilk teklisi olarak yayınlandı."Love Sex Magic" è il 2° singolo negli Stati Uniti, primo nel resto del mondo, estratto dall'album.
Ülkenin vatandaşları dünyadaki en yüksek hayat standartlarından birine sahiptir.Il Paese ha uno dei più elevati tassi di aspettative di vita al mondo.
Dünya Böbrek Günü tüm dünyada her yıl mart ayının ikinci perşembe günü kutlanmaktadır.La Giornata mondiale della vista si celebra ogni anno il secondo giovedì del mese di ottobre.
Dünyada Single CD'si 1.Cd 1 Padre davvero...
Modern dünyada da böyle bu.Così va il corso del mondo.
Bu dünyada yapılan ilk tarifeli ticari uçak seferi kabul edilir.Questa è la prima volta che una licenza di questo tipo viene assegnata a un velivolo commerciale.
Bu en çok ziyaret edilen ulusal İspanya park ve dünyada en çok ziyaret edilen biridir.È il parco nazionale più visitato in Europa e uno dei più visitati nel mondo.
Brandon, dünyada birçok yerin adıdır.Westport è il nome di molte località di varie parti del mondo.
Örnek vermek gerekirse Bologna Üniversitesi dünyadaki en eski üniversitesidir.L'Università di Bologna è considerata la più antica università del mondo occidentale.
Dünyada en fazla pirinç üretimi Güneydoğu Asya'da, özellikle de Muson Asyası'nda yapılmaktadır.La principale industria sull'isola è la produzione della canna da zucchero, in particolare nel nord.