Ana içeriğe geç
Sözlük

dünyada ile cümle

dünyada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yalan dünyada ne iş tuttum.No he engañado en las medidas de los campos.
Krupp, 18. yüzyıldan itibaren dünyadaki çoğu ordu tarafından kullanılmış bir savaş topu ailesidir.Cañón Krupp, familia de piezas de artillería utilizadas por distintos ejércitos del mundo desde el siglo XIX.
Dünyada bir tane bulunmaktadır.El mundo es uno.
Antonio Saura tabloyu "dünyadaki en güzel resim" olarak gördüğünü açıkladı.Fue admirado por su coterráneo Antonio Saura, que lo calificó como «el cuadro más bello del mundo».
Sadece dünyada bulunur.Única en el país.
Bütün dünyada yaygındır.Es común en todo el mundo.
Cehennem: Cehennem, dünyada yaşarken affedilemeyecek derecede şeytani suçlar işleyenlerin gidecekleri yerdir.En el Infierno se encuentran quienes justificaron sus pecados y no se arrepintieron.
Bu arada dünyada da garip şeyler olmaya başlamıştır.A partir de ese momento comenzaron a suceder extrañas cosas.
Kırlangıçgiller (Hirundinidae): Tüm dünyada yayılış gösterirler.Testigos de Jehová: Están extendidos por todo el país.
Dünyada yapılacak en mühim şey göklere uçmaktadır.Su mayor deseo es ir al cielo.
Heykel, yükseklik bazında dünyadaki en yüksek İsa heykelidir.Es una de las estatuas de Jesucristo más altas del mundo.
İşte ben buna dünyada barış derim-Anna?¿Qué pasa actualmente con la paz en el mundo?
"Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir"."5000 años mirando al Sol".
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.En sentido estricto equivaldría en castellano a un ‘estar hasta las narices’.
Bu da dünyada kullanılan petrolün %17'sine eşittir.Es equivalente al 5% del petróleo que hay en el mundo.
Dünyadaki en büyük akvaryumlardan biridir.Contiene el acuario más grande del mundo.
Gerçek dünyada bu işlemlerin hiçbiri mükemmel verimlilikte değildir.En el mundo real casi ningún bien es complementario perfecto de otro.
Türkiye ve dünyada olup bitenler hakkında haberler vermektedir.Él les dijo que tenían que contar lo que estaba sucediendo al país y al resto del mundo.
İsrail dünyadaki en büyük 43. ekonomiye sahiptir.La economía de Suecia es la 33.ª mayor del mundo.
Jasmine (Tanrıça), bütün dünyada hüküm sürmek ister.Porque yehhuatl reúne en sí mismo todas las variantes (éste, ese, aquel).
2007 yılı istatistiklerine göre 33 milyon HIV Pozitif kişi dünyada yaşamaktadır.En el año 2007 se calculaba que había 33,2 millones de personas en todo el mundo con el VIH.
Ancak bu küçük, sıkıntılı dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değildir...En este mundo sucio no hago yo nada.
Sana hasret kalan evlâdın için dünyâda Varsa kahrolmadan ârâm edecek yer, neresi?Los pies con que pisotea vuestras ciudades ¿de dónde los saca si no es de los vuestros?
Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım.Vivían tranquilos e integrados en la comunidad.
Dünyada 36 ülkede halihazırda toplam 143 Hard Rock Cafe bulunmaktadır.Ahora ya son 144 los países que tienen objetivos de política de energía renovable.
Dünyada en çok hasılat yapan of the Dead serisidir.Son el más famoso por la serie The House of the Dead.
6 Ekim'de ise tüm dünyada satışa çıkmıştır.Y por último, el 6 de septiembre en el resto del mundo.
Unsurlarımı, elementlerimi gerçek dünyadan alır ve bunları fantezi, hayal gücüyle birleştiririm.Trata de captar el mundo real y la fantasía al mismo tiempo.
Dünyada 100 Ünlü Futbolcu.1.000 datos locos del fútbol mundial.
Domuz eti, dünyada en çok tüketilen et çeşitlerinden biridir.La carne de pollo es una de las más saludables del mercado.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Estos hallazgos causaron una gran emoción en todo el mundo.
Dünyadaki en iyi ofis binasını inşa etmek için bir şansımız var.Se planeó para que fuera el edificio de oficinas más eficiente del mundo.
Dünyada en uzun süre boyunca hizmette kalmış silahtır.Es el instrumento de más larga supervivencia en el mundo.
Dünyada ondan güzeli yoktu.No hay nada agradable en ella.
Rinso dünyada ilk toplu pazarlanan sabun tozlarından biriydi.Rinso fue uno de los primeros detergentes de lavado en polvo en ser mercadeados en forma masiva.
Haziran 2012'de takım FIFA'nın dünyada sıralamasında yer almadı.En marzo de 2012, el equipo no se clasificó a la Copa del mundo femenino por la FIFA.
Kanada'dan sonra dünyada ikinci yerdedir.En Canadá, ocupó la segunda posición.
Modern dünyada da böyle bu.Creo que eso es algo que sucede en el mundo de hoy.
Ateş ağaçları, dünyadaki "en renkli ağaçlar" olarak tanımlanabilir.Los depósitos son conocidos como "las latas de espinacas más grandes del mundo".
Bu yüzden eksikli olan şeylerden yaratılan bir dünyada kötülüğün olması doğaldır.Es algo parecido a lo que ha pasado con Bad Religion.
ABD'de 70 milyon dolar, tüm dünyada 372 milyon dolar hasılat gerçekleştirmiştir.Ha sumado EE.UU.$70 millones en todo el mundo​.
Dünyada en büyük Fanta tüketicisi Brezilya'dır.Dentro de América del Sur su mayor aliado militar es Brasil.
Tv dizisi Bionic Woman ile tüm dünyada tanındı.Es más conocida por haber protagonizado la serie de televisión The Bionic Woman.
“Küreselleşen Dünyada Şiddeti Kavramsallaştırmak.”«Suprimir la injusticias en todas partes del mundo».
Dünyada bunu başaran büyük ihtimalle tek insandı.Probablemente fuera el único pueblo fortificado en la época en todo el país.
Hastalığın konakçı sayısı az olmasına rağmen tüm dünyada yaygındır.Es una enfermedad rara, aunque se ha descrito en todo el mundo.
Tecrit (izolasyon veya hiçleşme), bir insanın dış dünyadan koparılarak kendi haline bırakılması olayıdır.El martilleo interior se vuelve algo que sucede en el exterior.
Kıta olarak Avrupa, dünyada en büyük ekonomiye sahiptir.Tokio tiene la mayor economía en una ciudad en el mundo.
Titanic battıktan sonra tüm dünyada şok etkisi yaratmıştır.Tras estás palabras el mundo del tenis quedó conmocionado.
Tel Aviv bu bağlamda, dünyada en çok suşi lokantası barındıran üçüncü kentidir.Teresina es también la tercera ciudad donde más secuencias de descargas eléctricas ocurren en el mundo.
Çizgi dizinin DVD'si de tüm dünyada piyasaya çıktı.La fusión de sedes también se dio a nivel mundial.
Tren, dünyada ilk kez 1800'lü yılların başında, İngiltere'de kullanılmaya başlanmıştır.Su uso se registra por primera vez en Inglaterra en el siglo XVII.
Dünyadaki en iyi oyuncuların çoğu NHL'dendir (Ulusal Hokey Ligi).Mejor seleccionador nacional del mundo según la IFFHS.
Saklambaç, bütün dünyada yaygın bir biçimde oynanan bir çocuk oyunudur.El escondite inglés es un juego infantil con gran popularidad entre los niños de todo el mundo.
Bu araç dünyada tek olma özelliğine de sahiptir.Allá usted verá una cosa única en el mundo.
Ardından tüm dünyada satışına başlanmıştır.Comienza a vender internacionalmente.
Ayrıca İnternet ve uydu aracılığıyla tüm dünyadan takip edilebilmektedir.También se transmite para todo el país y el mundo vía internet.
(Bu miktar dünyadaki tüm nehirlerin toplam su miktarına yakındır.)(Enviada especial a casi todos los países del telón de acero).
Bölge ayrıca dünyadaki birkaç görkemli macera yarışına da ev sahipliği yapmaktadır.Es también miembro del jurado de numerosos concursos de prestigio en todo el mundo.
Dünyada 40'tan fazla ülke kullanmıştır.Consiguió más de 40 internacionalidades para su país.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod