DSS, dünyada en geniş bir biçimde temsil edilen Amerika Birleşik Devletleri kanun uygulayıcı kuruluşudur.DSS es la agencia de aplicación de la ley de los EE.UU. más ampliamente representada en todo el mundo.
O zamandan beri bu standart elektronik cihaz şirketleri tarafından tüm dünyada kabul edilmiştir.Desde entonces, esta norma fue adoptada por las compañías electrónicas de todo el mundo.
Common - Elam Ferguson, dünyada kendine bir yer bulmaya çalışan eski bir köle.Common como Elam Ferguson: un esclavo recién liberado que intenta encontrar su lugar en el mundo.
"Hayali bir dünyada yaşıyorlar".Están viviendo en un mundo de fantasía."
Fiziksel dünyada "gerçek" bir vücutları yoktur.Ellos no tienen un cuerpo "real" en la realidad externa.
Dünyadaki en güzel kadından daha güzel bir görünüşe sahip olabilir.Posiblemente la mujer más bella del mundo.
Çin'in antimon rezervleri dünyadaki bilinen en büyük rezervlerdir.Las reservas de antimonio de China son las más grandes del mundo.
777F'in, 2009'da hizmete girdiği zaman, dünyada en uzun menzilli yük taşıtı olması beklenmektedir.Cuando el 777F entró en servicio en 2008 es el avión de carga con el alcance más largo del mundo.
Tongariro Milli Parkı, dünyada kurulan dördüncü milli park olmuştur.El Parque nacional de Tongariro fue el cuarto Parque nacional establecido en el mundo.
Güney Amerika ve Antarktika hariç tüm dünyada yayılış gösterirler.Se distribuyen por todo el mundo, excepto Sudamérica y la Antártida.
Doktor ve Bill günümüze döndüklerinde Nardole, Doktor'u dünyada kalma yeminini bozduğu için azarlar.Al regresar al presente, Nardole regaña al Doctor por romper su juramento de quedarse en la Tierra.
Tutti gabbatı! - "Dünyada her şey bir jesttir...") opera sona erer.Tutti gabbati! / "Todo en el mundo es burla..
Şirket, Boeing 737'nin dünyadaki en büyük işletmecisi konumundadır.Era el mayor operador de Boeing 717 del mundo.
Almanya ticari fuarlar için dünyada en iyi konumda bulunur.Alemania es la ubicación más importante para las ferias comerciales del mundo.
Almanya dünyadaki rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi teknolojisi alanında bir numaralı üreticidir.Alemania es el principal productor de turbinas eólicas y tecnología de energía solar en el mundo.
Dünyada İspanyolca konuşan 470 milyon ila 500 milyon insanın olduğu tahmin edilmektedir.Se calcula que más de 495 millones de personas hablan español en todo el mundo.
Sağlam yapısı, düşük fiyatı ve etkili oluşu onu dünyada en çok kullanılan tanksavar silahı yapmaktadır.Su robustez, simplicidad, bajo costo y eficacia le han hecho el lanzacohetes antitanque más usado en el mundo.
Dünyadaki kadın müzelerini ve girişimlerini takip etmektedir.Monitorea las actividades de dichos museos y sus iniciativas en todo el mundo.
PerkinElmer, S&P 500 dizininde yer almaktadır ve dünyada 125 ülkede faaliyet göstermektedir.PerkinElmer forma parte del Índice S&P 500 y opera en 150 países.
1869 - Dünyada ilk kartpostal Avusturya'da basıldı.1869: Austria establece el primer correo mundial.
Dünyadaki ilaçların büyük bir kısmı tablet şeklindedir.La mayoría de las presentaciones son en forma de comprimidos.
Taş balığı, bilindiği kadarıyla dünyadaki en zehirli balık cinstir.El pez piedra es el pez más venenoso del mundo.
Eğer emegenler olmasaydı dünyada hiçbir kötülük olmayacaktı.Sin él el brujo no sería nada.
Bütün dünyada yalnızca 200 kadar türü bulunur.Hay unas 200 especies en todo el mundo.
Yapılmış olsaydı dünyadaki en uzun köprü olacaktı.Cuando se terminó, era el puente de madera más largo del mundo.
HPV virusu bütün dünyada yaygın olarak bulunmaktadır.Las infecciones por VPH ocurren a nivel mundial.
Sözler şöyleydi; Eğer benden önce ölürsen, dünyada benim olan ne kalır?Cuando el porvenir se nos muere antes que nosotros, ¿qué hacemos en el mundo?
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.El país fue declarado oficialmente como el primer estado ateo del mundo.
Ortalama olarak dünyada saniyede sekiz bin kutu Coca-Cola tüketildiği saptanmıştır.Cada segundo del día se consumen cerca de 8000 refrescos de The Coca-Cola Company.
Yine bir göstergenin gerçek dünyadaki karşılığına gönderge denir.Significa que usted está solicitando un préstamo al resto del mundo.
Ölçek, modelin gerçek dünyadaki eşdeğeri ile ilgilidir.Una escala relaciona el modelo con su contraparte en el mundo real.
Örnek vermek gerekirse Bologna Üniversitesi dünyadaki en eski üniversitesidir.Se cree que la Universidad de Bolonia es la universidad más antigua del mundo occidental.
Dünyada Single CD'si 1.Sencillo en CD 1.
Dünyadaki 14 sekizbinliğe tırmanma başarısı gösteren dördüncü kişi olmuştur.Es famoso por haber sido la primera persona del mundo en escalar las 14 cumbres de más de 8.000 metros.
Ülke, dünyadaki en çok gaz rezervlerine sahip ülkeler arasındadır.Es el tercer país con las más grandes reservas de gas del mundo.
Bu sistem bugün dünyada en yaygın kullanılan zaman biçimidir.Este sistema es el sistema de notación de tiempo más utilizado en el mundo actualmente.
Carol, Lizzie'ye güçsüz biri olduğunu ve bu dünyada artık güçsüzlere yer olmadığını söyler.Ella sin rodeos le dice a Lizzie que ella es débil, y en este mundo tiene que ser fuerte.
Kongreye tüm dünyadan yaklaşık 200 delege katılmıştır.Ha dado más de 200 conferencias alrededor del mundo.
Albüm tüm dünyada büyük bir ticari başarı elde etmiştir.El álbum obtuvo un gran éxito comercial a nivel global.
Brandon, dünyada birçok yerin adıdır.Bangor es el nombre de muchas ciudades del mundo.
Karartma duyurusu tüm dünyada yapıldı.Los efectos de la erupción se sintieron en todo el mundo.
Nart destanların göre dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağı emegenlerdir.La creencia es que aquellas heridas son por el mal del mundo.
Şu anda, dünyadaki en uzun yedinci asma köprüdür.Es el séptimo puente colgante más largo del mundo.
UnderWorld ismi verilen bu dünyada zaman gerçek dünyaya göre çok daha hızlı geçmektedir.El transcurso del tiempo en Underworld es variable y es mucho más rápido que en el mundo real.
"Arkeologlar dünyadaki en eski balık kancasını çıkarttılar".«Científicos reconstruyen el árbol más antiguo del mundo».
Pandava kardeşler çok büyük başarıya ulaştıktan sonra dünyadan feragat etmeye karar verdiler.A su debido tiempo los hermanos Pándava deciden, ya en edad avanzada, renunciar al mundo.
Tüm dünyada turneler gerçekleştirdi.Realizó giras por todo el mundo.
Dünyada toplam motorlu taşıt üretiminin yaklaşık % 70 ini otomobil üretimi oluşturmaktadır.Aproximadamente 60% del traslado laboral diario conduce en coche .
Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır.Establece que la realidad existe independientemente de la conciencia humana.
Serinin hikâyesi doğaüstü yeteneklerin var olduğu bir dünyada kuruludur.Cuenta la historia de un hombre que posee habilidades sobrenaturales.
Otis Elevator Company veya Otis dünyadaki en büyük asansör ve yürüyen merdiven üreticisidir.Otis Elevator Company es el principal fabricante de sistemas de ascensores y escaleras mecánicas.
Dünyada ilk kez savaşta top kullanılmıştır.Fue una de las primeras veces que se utilizó esta arma en combate.
Polimerin dünyada ilk kez kullanıldığı tabancadır.Es el primer fusil de asalto que se utilizó ampliamente en el mundo.
DAL(DATA ACCESS LAYER) veri tabanının altında yatan karmaşıklığı dış dünyadan saklar.El DAL esconde esa complejidad del almacén de datos subyacente del mundo externo.
FIFA 2005 soundtrack'inde dünyadan geniş çaplı müzik bulunmaktadır.FIFA Football 2005 incluye una gran variedad de música alrededor del mundo.
Tüm dünyada kullanılan alüminyumun %50'si geri kazanılmaktadır.El 50% del aluminio producido por la Unión Europea proviene del reciclado.
Dünyada ilk 300 üniversite arasında yer almaktadır.Según las clasificaciones, esta se ubica entre las 300 primeras universidades del mundo.
Bir deve terbiyecisinin yeni dünyada ne işi vardır?¿A quien beneficia realmente el nuevo terrorismo mundial?
Hikâyesi distopik bir dünyada geçer.La historia se desarrolla en un mundo remoto.
Bhutan'da bu süre içinde televizyon yasaklanmıştı ve Bhutan dünyada televizyonu yasaklayan tek ülkeydi.Bután fue el último país en legalizar la TV.