Domuz eti, dünyada en çok tüketilen et çeşitlerinden biridir.Die Schweinedysenterie gehört zu den weltweit gravierendsten Darminfektionen von Mastschweinen.
Tüm dünyada turneler gerçekleştirdi.Sogar Touren um die ganze Welt wurden angeboten.
Monarşi, yüzyıllar boyu, dünyada en yaygın yönetim biçimiydi.Zu dieser Zeit war er weltweit der Monarch mit der längsten Regierungszeit.
(Dünyada ses duvarını aşan ilk uçaktır.)(Erste Zeile Der Mond, der steht am höchsten, die Sonn will untergehn).
Kulübe üye olanların dışında tüm dünyada yaklaşık 1.800 peñas (kulübe bağlı resmî taraftar grupları) vardır.Inklusive der Tochterunternehmen gehören rund 1800 Filialen weltweit zu dem Konzern.
Çünkü dünyada ve imgesel algılarda; belirli paradigmaları oluşmuş bir iyilik veya kötülük algısı yoktur.Weder im Meer noch auf dem Land, Weder auf gutem noch auf schlechtem Boden.
Öte dünyadan görüntü verebilme.Ein Spiegelbild der Welt kannst Du nicht sein.
Yine bir göstergenin gerçek dünyadaki karşılığına gönderge denir.Vergleichbar ist das mit dem Versenden eines Briefes in der realen Welt.
Endemik olarak dünyada yalnızca Türkiye'de Eskişehir ilinde bulunur.Es kommt als Endemit nur im zentralen Mexiko vor.
Dünyada bugüne kadar batmış bir denizaltı müze haline getirilmemiş.Bisher wurde kein Boot dieser Klasse als Museum erhalten.
C-47'ler dünyada 90'dan fazla ülke tarafından kullanılmıştır.P4C wird heute in mehr als sechzig Ländern weltweit praktiziert.
Ana madde: Termoelektrik üreteç Dünyadaki elektriğin yaklaşık %90'ı ısı enerjisi ile üretilir.Das bedeutet: rund die Hälfte der erzeugten Energie fällt als Abwärme an.
Neotropikler hariç tüm dünyada yaygın olarak bulunurlar.Die Gruppe ist weltweit, mit Ausnahme der Neotropis verbreitet.
Çok az görülen bir hastalık olup, dünyada sadece 791 vakaya rastlanmıştır.Dieser spezifische Ausdruck trifft nur auf die Epidemie 1379 zu.
Los Angeles'ta ilk olarak birçok hayran tüm dünyadan katıldı.In Los Angeles kam es zum ersten Medaillengewinn des Landes.
Dünyada da o banknotlar geçerli olacaktır.Auch Zeitreisen sind in dieser Welt möglich.
Yani bir anlamda insanoğlu önceleri dünyadan etkilenirken şimdi dünyayı etkilemektedir.Durch seine Gestimmtheit ist der Mensch ursprünglich bezogen auf die Welt.
Dolayısıyla dünyada şu anda 33 yüzgeçayak türü vardır.In der Folge existieren für diese Art mindestens 33 Synonyme.
Aksi takdirde Glory sonsuza kadar dünyada kalacaktı.Dabei würde sich das Universum bis in alle Ewigkeit monoton ausdehnen.
Üçlü başka bir dünyada yaşıyor gibiydi.Real war wie von einem anderen Planeten.
Bu müziği dünyadaki izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. dedi.Daher hatte Desplat versucht, den Zuschauer mit der Musik auf diese Reise mitzunehmen.
Dünyada şu ana kadar sadece bir grup şanslı insan tarafından görülebilmiştir.Es ist weltweit bisher von nur einem einzigen Fundort bekannt.
Dünyada ise 8 milyondan fazla sattı.Es verkaufte sich weltweit über 8 Millionen Mal.
Thor Asgard'a dönerek Odin'e Dünyada kalacağını söyler.Gemeinsam wollen sie Odin überreden, Thor zurück nach Asgard zu holen.
Deşifre Uluslararası zengin bir teröristtir ve dünyadaki terör örgütlerinin paralarını işletmektedir.Don ist der Boss einer internationalen Drogenmafia und wird von der Polizei weltweit gesucht.
Dünyada yaklaşık olarak 100,000 ila 150,000 civarı zürafa bulunduğu tahmin edilmektedir.Von diesen stehen schätzungsweise nicht mehr als 100–115.000 am Yalu.
Kongreye tüm dünyadan yaklaşık 200 delege katılmıştır.Sie hatte über 200 Teilnehmerinnen aus aller Welt.
Newsweek, bütün dünyada dağıtılmakta olan haftalık Amerikan haber dergisidir.Newsweek ist ein wöchentlich erscheinendes US-amerikanisches Nachrichtenmagazin mit Hauptsitz in New York.
Şalom gazetesi bu yönüyle dünyada tek olma özelliğini sürdürmektedir.Diese Art der Spurführung ist weltweit einmalig.
Dünyada kullanımı giderek yaygınlaşmakla birlikte teknik beceri gerektirir.Atomwaffen werden aufgrund der allgemeinen Zugänglichkeit der Technologie weltweit verbreitet sein.
Bu tür etkinlikler, çağlar boyunca tüm dünyada yaygın ilgi görmüştür.Seit einigen Jahren gewinnen diese Ansätze weltweit an Bedeutung.
Ayrıca dünyada asırlardır avcı da bulunmamaktadır.Als Jäger hat man nicht das Recht, überall zu jagen.
Dünyada 150 milyon evcil manda olduğu tahmin edilir.Der weltweite Bestand wird auf 150.000 geschlechtsreife Individuen geschätzt.
Otis Elevator Company veya Otis dünyadaki en büyük asansör ve yürüyen merdiven üreticisidir.Die Otis Elevator Company ist der weltweit größte Produzent für Aufzugsanlagen.
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de doğum oranları azalmaktadır.Deshalb müssten die Geburtenzahlen auch in Industriestaaten sinken.
Film, günümüzün çok uzağındaki bir gelecekte ve tamamen kurgusal bir dünyada geçmektedir.Es ist ein Film, der in eine sehr spezifische Ära und in einen sehr spezifischen Ort eintaucht.
Tüm dünyada bilinen bir yazardır.C'est un écrivain réputé dans le monde entier.
Dünyada birçok değişik halk vardır.Il y a beaucoup de peuples différents dans le monde.
Dünyada birçok iyi şey var.Il y a beaucoup de bonnes choses dans le monde.
Dünyada birçok insan açtır.De nombreuses personnes dans le monde ont faim.
O, dünyadaki en zengin adam.C'est l'homme le plus riche de la Terre.
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz?Dans quel monde vivons-nous ?
Dünyadaki eski şehirlere ilgim var.Je m'intéresse aux villes anciennes du monde entier.
Onun ismi tüm dünyada bilinir.Son nom est connu dans le monde entier.
Dünyadaki en romantik şehir hangisidir?Quelle est la ville la plus romantique du monde ?
Madem Marika dünyadaki en iyi kız, neden onunla evlenmedin?Puisque ta Marika est la meilleure fille au monde, alors pourquoi ne l'as-tu pas épousée ?
Madem senin Marika dünyadaki en iyi kadın, neden boşandın ondan?Puisque ta Marika est la meilleure femme au monde, alors pourquoi as-tu divorcé d'elle ?
Dünyada oluşan en ufak şey daima muhteşem bir tesadüfün sonucudur.La moindre chose qui se forme au monde est toujours le produit d'une formidable coïncidence.
Super Junior tüm dünyada 100 konser vermiş ilk Koreli sanatçıdır.Super Junior est le premier artiste coréen ayant effectuer 100 concerts dans le monde entier.
Dünyadaki sağlık öğrencilerinin ilk ortak sempozyumu 7-12 Kasım 2005 tarihinde Malta’da gerçekleşti.Le premier symposium commun aux étudiants en Santé du monde a eu lieu à Malte du 7 au 12 novembre 2005.
Parçanın final dakikasında 3D Homer, gerçek bir dünyada Los Angeles'ta canlı çekimle sona ermektedir.Dans la dernière minute de Homer³, le Homer en 3D se retrouve dans un monde réel, à Los Angeles.
İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyâda ve âhirette temiz ve güzel eylerim." dendi.Que je sois en eux et toi en moi, afin qu'ils soient rendus parfaits dans l'unité ».
Dünyada bilinen ilk kadın hekimdir.Elle est la première femme médecin connue au monde,,.
Bu kitapta Song, 2024 yılında, dünyada tek para birimi sistemi olgunlaşacağını belirtti.Dans ce nouveau livre, Song prédit qu’en 2024, le système de monnaie unique mondiale sera arrivé à maturité.
Bu, tüm dünyada bulunan 13 Callebaut Çikolata Akademisi'nin ilki oldu.C’est la première des 13 Académies du chocolat Callebaut, installées un peu partout dans le monde.
Serama, dünyadaki en küçük tavuk ırkıdır.La serama est la plus petite race de poule domestique au monde.
Ancak Palladio'nun dünyadaki en etkili takipçisi, İngiliz Inigo Jones oldu.Le disciple anglais de Palladio le plus influent était Inigo Jones.
Günümüzde en hızlı gelişen Afrika ülkesi olarak tahmin edilir (Dünyada en hızlı gelişen 6.)..Son rythme de croissance urbaine est actuellement le plus élevé d'Afrique (et le sixième au monde).
Ünlü olabilirsiniz-hatta dünyada hiç para olmasa da."C'est vrai: vous pouvez être célèbre - même s'il n'y a plus d'argent dans le monde. ».
Challenger II, dünyadaki en ağır ve en iyi korunan tanklardan biridir.Le Challenger 2 est considéré comme un des chars les mieux protégés au monde.