Diğer bir deyişle, yaşlanan bir dunyada tek genç ülke olacagidir.In other words, it will be the only young country in an aging world.
Bu önemlidir çünkü dünyadaki çevre problemlerini de çözmek için ona gereksinim duyarsınız.It's important because you need it to solve the world's environment problems.
Hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada yanlış olan bir şeyler vardı.You've felt it your entire life that there is something wrong with the world.
Sınırların olmadığı bir dünyada mı yaşıyoruz?Do we live in a borderless world?
Bu güncel siyasi harita günümüzde dünyada 200'den fazla ülke olduğunu gösteriyor.Contemporary political map shows that we have over 200 countries in the world today.
1945'te dünyada sadece 100 ülke vardı.1945 there were just 100 countries in the world.
Bugün dünyada 200 ülke var.Today we have 200 countries in the world.
Şimdi dünyadaki en önemli stratejik yerlerden birine odaklanalım.Let's zoom in on one of the most strategic areas of the world,
Farkettiğim diğer bir şey şu ki, Kadın dünyadaki en güçlü insandır.The other thing that I have realized, that the woman is the most strong person all over the world.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.I might be one of the most impatient people in the world.
Yaşamakta olduğumuz hızlı dünyada durup çiçekleri koklamak için her zaman vaktimiz yok.In the fast paced world that we live in, we don't always have time to stop and smell the roses.
Çöplerin olmadığı bir dünyada yaşayabileceğimizi düşünecek kadar gerçekçilikten uzak değilim.I'm not that unrealistic that I think we can live in a waste-free world.
Bu bütün dünyadaki CO2 miktarı kadar.That's about as much CO2 as there is in the whole world.
Karmaşık bir dünyada var olan karmaşık sorunları çözemeyiz demeye çalışmıyorum.I'm not trying to say we can't solve complicated problems in a complicated world.
Bu dünyada milyonların hiçbir zaman deneyimleyemeyeceği bir hediye.It's a gift that millions and millions in the world will never experience.
Ve dinin korsanlıkla kaçırıldığı bir dünyada yaşıyoruz.And we are living in a world that is -- where religion has been hijacked.
Dünyada görmek istediğin değişim ol, demişti, Mahatma Gandhi."Be the change you want to see in the world," said Mahatma Gandhi.
Bu odadaki herkes, dünyadaki herkes, bu şecerelerden birinde yer alıyor.Everybody in this room, everybody in the world, falls into a lineage somewhere on these trees.
Ayrıca, bu araştırmayı dünyadaki herkese açık hale getirmek istedik.But, in addition, we wanted to open up this study to anybody around the world.
Bu kutsal üçleme dünyada üzerinde yaşamamızı sağlar Bunlardan birisi olmadan düzgün çalışmayızI'm someone who's still exploring it and, and I want more people to talk about it with
Bilimcilere, yaşamın dünyada nerede başlamış olabileceğini yeniden düşündürdü.It made scientists rethink where life on Earth might have actually begun.
4 yıl içerisinde dünyadaki herkesi geçerdik.Within four years we would be blowing everyone in the world away.
Dünyada henüz hiçbir ülke, cinsiyet eşitliğini sağladığını söyleyemiyor.No country in the world can yet say that they have achieved gender equality.
Jeopolitik dünyanın, sanal dünyadan öğreneceği o kadar çok şey var ki.The geopolitical world has got a lot to learn from the digital world.
"Burada dünyada başkalarına yardım etmek için varız."We are here on earth to help others.
Bütün dünyada. Tohumlar -- bazıları çok teknik gerektirmiyor.The seeds -- some of if is very untechnical.
"Acı gerçek şu ki dünyadaki kötülüklerin çoğu kötü olmayı seçen kişiler tarafından yapılmıyor."The sad truth is that most evil done in this world is not done by people who choose to be evil.
Bu dünyadaki en büyük santrifüj.This is the world's largest centrifuge.
Endüstrileşmiş dünyada ise, yaşlılıktan ölen insanların oranı %90'a çıkıyor.and about 2/3 of them die of age-related causes.
Çünkü kimse, dünyanın barış içinde olmasından, dünyadaki en güçlü ülke kadar büyük yarar görmez.For no one has a greater stake in a peaceful world than its most powerful nation.
Kendisi amnezik (bellek kaybı) ve çok büyük ihtimalle dünyadaki en zayıf hafızaya sahip.He's an amnesic who had, very possibly, the worst memory in the world.
Bu, dünyadaki çoğu sorunun en büyük nedeni.That's a major cause of most the world's problems.
Ve bana biraz baskı yapıldığında, dünyadaki tüm insanları duyuyorum.And when I get a little bit of press, I hear from people all over the world.
Dünyadaki her şeyden daha güzel! "You are prettier than anything else in the world!"
"It'sa gizli bahçe, ve ben ayakta olmak istiyor dünyada tek değilim.""It's a secret garden, and I'm the only one in the world who wants it to be alive."
Böylece, bu şekilde karşılıklılık etiğinin haricinde tutulanlar dünyada sorunları çoğuna neden oldu.So, it's these exclusions to the golden rule that amount to a lot of the world's trouble.
Bunlar her zaman modern dünyada gördüklerinizdir.And you see this all the time in the modern world.
Ve bilirsiniz, bazen insanlar dünyadaki sıfırsız toplam dinamiklerini kabul etmezler.And also, sometimes people don't recognize the non-zero-sum dynamics in the world.
Diğer basit programlar doğal ve sosyal dünyadaki işlemler için iyi modeldir.Other simple programs are good models for processes in the natural or social world.
Bugün yaşadığımız dünyadan hepiniz sorumlusunuz.You're all so responsible for this world that we live in today.
Elbetteki, TED, ünü dünyada kendisini ön plana çıkarmakta.Of course, TED, the reputation precedes itself all over the world.
Mesela bu dünyada BBC'nin görevi nedir?What's the role of the BBC, for instance, in that world?
Dünyada her saniye bir milyar kum taneciği var oluyor.One billion grains of sand come into existence in the world each second.
Dünyadaki astronomların çoğunun yanında bir teleskop vardır.Some of the world's astronomers have telescopes nearby.
Avustralya'dan Susan Jackson dünyada önde gelen atletlerle çalışmış bir isim.Susan Jackson from Australia, who did work with some of the leading athletes in the world.
Dünyadaki dinleri semavi dinler ve doğu dinleri olarak ayırıyor, ancak bu yeterince ayrıntılı değil.It divides the world into Abrahamic religions and Eastern religion, but that's not detailed enough.
Bu tüm dünyada yaşanan bir şey.It has happened across the world.
Dünyadaki ortalama çocuk sayısı günümüzde Kolombiya'da olduğu gibi -- 2.4.The average number of children in the world is like in Colombia -- it's 2.4 today.
Ve dünyada iki milyar çocuk yer alıyor.And there are two billion children in the world.
Çünkü sanal dünyada ölçebileceğiniz şey her şeydir.Because what you can measure in virtuality is everything.
Ama burada sanal dünyadayız, bunlar gerçek kutular değil.But we're in virtuality. These aren't real boxes.
Ve sonuçta, bu dünyada sizleri bağlılıkla bırakmak istiyorum.And in the end, it's this word, "engagement," that I want to leave you with.
Kendi dünyasının hemen yanındaki diğer dünyadan sözetmesinden çok hoşlanıyordum.I loved when he was talking about this other world that's right next to this world.
Böyle insanlardan dünyada milyonlarca değilse de binlercesi var.There are thousands if not millions of them on the planet.
Dünyada yeni bir çılgınlık ortaya çıktı.The world has a new mania.
Dünyada başka evrensel diller de var.The world has other universal languages.
Dünyadaki pek çok kişi, herhangi bir konuyu ancak yüzeysel bir şekilde anlar.Most people on the planet Earth only scratch the surface of a subject.
Hikâye anlatma, dünyada birçok çatışma dolu alanlarda, barışı sağlamak için kullanılmaktadır.Storytelling has been used to foster peace in a number of conflict-ridden areas around the globe.
Bu dünyada var olabilmesinin tek yolu jıgolo olmak.His only hope for existence on this planet is as a gigolo. (Laughter)
Öyle bir şey dünyada yok.That thing doesn't exist in the world.