Ana içeriğe geç
Sözlük

dükkan ile cümle

dükkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Ακούω πράγματα όπως σ' ένα δωμάτιο του σπιτιού, στο υπόγειο, στην καφετέρια, στη βιβλιοθήκη.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Или в какой-то дополнительной комнате в доме, в подвале, в кофейне, в библиотеке.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Или пък някаква допълнителна стая в къщата - мазето, кафенето, библиотеката.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Чую про місця штибу особливої кімнати в будинку, підвалу, кав"ярні, бібліотеки.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.אני שומע תשובות כמו החדר הנוסף בבית, המרתף, בית הקפה, הספרייה.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.سوف أسمع أشياء مثل مثل غرفة إضافية في المنزل , الطابق السفلي , المقهى , المكتبة.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.地下室 カフェや図書館など それに電車や
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Depois compraram doces e bolos numa loja encantadora... ...doces caseiros e deliciosos.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Később, egy helyes kis édességboltban isteni házi készítésű édességeket ettek.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Later kochten ze zelfgemaakte heerlijke snoep en koekjes in een charmante snoepwinkel.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.Más tarde, compraron dulces y pasteles en una encantadora tienda... ...los cuales eran caseros y deliciosos.
Ev yapımı lezzetli tatlılar satan şirin bir dükkandan şeker ve pasta aldılar.لاحقاً، اشتروا الحلوى و قوالب الحلوى في محل صغير جميل كانت مصنوعة منزلياً و شهية
Fakat B dükkanında yüzde altmışlık bir indirim varmış diye düşünüyorsun.Ale w sklepie B, myślicie, że płacicie 60% taniej.
Fakat B dükkanında yüzde altmışlık bir indirim varmış diye düşünüyorsun.Pero en la Tienda B, piensas que obtienes 60% de descuento.
Fakat B dükkanında yüzde altmışlık bir indirim varmış diye düşünüyorsun.Viszont a B boltban úgy gondoljuk, hogy 60%-os akciót csíptünk meg.
Fakat B dükkanında yüzde altmışlık bir indirim varmış diye düşünüyorsun.V obchodě "B" však dostanete 60ti % slevu.
Fakat B dükkanında yüzde altmışlık bir indirim varmış diye düşünüyorsun.V obchode "B" však dostanete 60% zľavu.
FORBERG'İN KRİSTAL VE PORSELEN DÜKKANIFORSBERG CRISTALLI E PORCELLANA - Abbiamo fatto buoni affari, eh? - Non c'č male.
FORBERG'İN KRİSTAL VE PORSELEN DÜKKANIFORSBERG'S CRISTAL Y PORCELANA
FORBERG'İN KRİSTAL VE PORSELEN DÜKKANI Hadi, gidip bira içelim. Önden buyrun, küçük hanım!Reżyseria
FORBERG'İN KRİSTAL VE PORSELEN DÜKKANI Hadi, gidip bira içelim. Önden buyrun, küçük hanım!Titulky [email protected] korekce © faced 2005
FORSBERG'İN KRİSTAL VE PORSELEN DÜKKANIFORSBERG CRISTALLI E PORCELLANA
FORSBERG'İN KRİSTAL VE PORSELEN DÜKKANIFORSBERG'S CRISTAL Y PORCELANA
Geçerken bu civarda süpermarket ya da dükkân var mı diye sordu.Egy véletlenül idetévedt férfi, aki azt kérdezi, hol van a legközelebbi piac vagy vegyeskereskedés.
Geçerken bu civarda süpermarket ya da dükkân var mı diye sordu.Περνούσε και ρώτησε αν υπάρχει σουπερμάρκετ στη γειτονιά.
Geçerken bu civarda süpermarket ya da dükkân var mı diye sordu.يسأل اذا كان هناك سوبر ماركت او دكان
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.그 사람들은 자원봉사자가 정말 필요했거든요. 왜나면 그 병원 선물가게의 평균 자원봉사자들 나이가 75세 였거든요.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.De var desperate efter frivillige. fordi gennemsnitsalderen af de frivillige i hospitalets gavebutik var 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.De var i desperat behov av volontärer eftersom medelåldern hos de nuvarande volontärerna var 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Elszántan szükségük volt egy önkéntesre, mivel az ajándékbolti átlagéletkor 75 körül lehetett.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Ils cherchaient désespérément des volontaires car la moyenne d'âge des volontaires à l'hôpital est de 75 ans.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Mereka putus-asa akan sukarelawan karena umur rata-rata sukarelawan di toko suvenir rumah-sakit adalah 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Nutně potřebovali dobrovolníky protože průměrný věk dobrovolníků u nich v obchodě byl 75 let.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Zúfalo potrebovali dobrovoľníkov, pretože priemerný vek dobrovoľníka v nemocničnom obchode bol 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Έψαχναν απελπισμένα για εθελοντές καθώς ο μέσος όρος ηλικίας των εθελοντών του καταστήματος ήταν 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Им очень нужны были добровольцы. Потому что средний возраст добровольцев в магазине был 75 лет.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Їм дуже були потрібні добровольці. Тому що середній вік добровольців в магазині був 75 років.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.הם היו נואשים למתנדבים. כי הגיל הממוצע של המתנדבים בחנות המתנות של בית החולים היה 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.كانوا في حاجة شديدة إلى متطوعين لأن متوسط الأعمار في محل الهدايا في المستشفى كان 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.ボランティアがどうしても必要だったんですね そう、新しい血を必要としていたわけです
(Gülüşmeler) Dükkanda bluetooth kulaklığımla diğer insanlarla yaptığım konuşmaları duymalısınız.Je moest eens horen wat ik aan de telefoon met mensen bespreek via bluetooth, in mijn atelier.
(Gülüşmeler) Dükkanda bluetooth kulaklığımla diğer insanlarla yaptığım konuşmaları duymalısınız.Sie sollten mal einige der Telefongespräche hören, die ich mit Leuten über Bluetooth im Geschäft habe.
(Gülüşmeler) Dükkanda bluetooth kulaklığımla diğer insanlarla yaptığım konuşmaları duymalısınız.Вам стоило бы услышать некоторые из наших разговоров по телефону по гарнитуре в магазине.
Hadi, dükkan açılmak üzere.Auf geht's, die Geschichte scheint sich auszudehnen.
Hadi, dükkan açılmak üzere.Forza, il negozio sta per aprire.
Hadi, dükkan açılmak üzere.Haide, trebuie să deschidem magazinul.
Hadi, dükkan açılmak üzere.Rusz się, zaraz otwieramy sklep.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Chúng chỉ là những thứ rất rẻ tiền, có sẵn ở kho dụng cụ nhà bạn.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.E exact asta; e un lucru foarte ieftin, disponibil practic la magazinul tău metchim, şi e foarte ieftin.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.É simplesmente aquilo; é uma coisa muito barata, disponível na vossa loja de ferramentas, e é muito barata.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Es sólo eso, algo que no es caro, prácticamente disponible en cualquier ferretería, por muy poco.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Ini hanyalah tali yang tidak mahal, ada di toko bangunan di dekat Anda, dan sangat murah.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Jest ona bardzo tania, osiągalna w każdym sklepie z narzędziami.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Je to presne to; je to veľmi lacná vec, ktorú dostať v železiarstve.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.그것은 그냥 별로 비싸지 않고, 실제로 출물점에서 구할 수 있는 것입니다. 매우 싸죠.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Meer is het niet; het is spotgoedkoop, je kunt het vinden bij de ijzerhandel om de hoek, heel goedkoop.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Pusztán ennyi: olcsó spárga, bármelyik barkácsboltban elérhető, fillérekért.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Schnüre eben, sehr billig, und in jedem Baumarkt zu haben.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.То е само това, то е това много евтино нещо, на разположение на практика в железарията ви, и е много евтино.
Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz.Это просто веревочка, очень недорогая вещица, которую можно купить в любом магазине, она очень дешевая.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod