Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Z mojego punktu widzenia, pop-up shops tworzą potrzebę pośpiechu.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.מנקודת המבט שלי, אחד הדברים שחנויות פופ-אפ עושות הוא ליצור דחיפות וחוסר.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.في تصوري، أحد الأشياء التي تفعلها محلات الـ "بوب أب" هي أنها تنشئ نوع من العجلة والإلحاح
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.はかなさと切迫感を生み出すことです こうした店では ビジネスで好まれる
Bir akşam, kiraz almak için girdikleri dükkanda, Ben dayanamayıp elini tuttu.Op een dag stonden ze in een winkel en Ben kon het niet weerstaan om haar hand vastpakken.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.A intrat în Paris într-un magazin de haine vintage împreună cu o prietenă.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Bemegy egy antik ruhaboltba Párizsban egy barátjával.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Cô đi đến một cửa hàng rượu tại Paris Cùng với bạn của mình
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Dia pergi ke sebuah butik antik di Paris dengan seorang temannya
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Ela entra numa loja vintage em Paris com uma amiga.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Elle va dans une boutique vintage à Paris avec une amie.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.그녀는 파리에 있는 구제의류(빈티지) 가게에 그녀의 친구와 함께 갔어요.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Sie besucht dieses Vintage-Geschäft in Paris mit einem Freund.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Va a cierta tienda vintage en París con una amiga.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Va in questo negozio di vestiti d'epoca a Parigi con un'amica.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Wchodzi do dobrego, paryskiego sklepu, z przyjaciółką.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Ze gaat naar een tweedehands winkeltje in Parijs met een vriendin.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Πηγαίνει σε ένα κατάστημα ρούχων εποχής στο Παρίσι με μια φίλη της.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Заходит она как-то в Париже со своей подругой в винтажный магазин
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Отива в един винтидж магазин в Париж със своя приятелка.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.Якось в Парижі заходить вона в вінтажний магазин зі своєю подругою.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.היא הלכה לחנות וינטג' בפריז עם חברה.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.تذهب إلى متجر الأزياء العتيقة هذا في باريس مع إحدى صديقاتها.
Bir arkadaşıyla birlikte... ...Paris'te bir vintage dükkanına gidiyor.友達と行き バレンシアガのジャケットを見つけました
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.A deschis un magazin de calculatoare apoi a studiat pentru a deveni cosmeticiană şi a mai deschis o afacere.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Ela abriu uma loja de informática e depois estudou para ser esteticista e abriu outro negócio.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Ella abrió una tienda de computadoras, luego estudió para ser esteticista y abrió otro negocio.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Ibu membuka toko komputer lalu belajar menjadi ahli kecantikan dan membuka toko yang lainnya.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.어머니는 컴퓨터 가게를 차렸다가 나중엔 미용사 공부를 해서 미용 사업을 시작하셨습니다.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Mẹ mở cửa hàng máy tính rồi học nghề chuyên viên thẩm mĩ và mở một cơ sở kinh doanh khác.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Nyitott végül egy számítógépes üzletet, azután meg kozmetikusnak tanult, és egy másik vállalkozásba kezdett.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Odprla je trgovino z računalniki, nato je šla v kozmetično šolo in odprla še eno podjetje.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Otevřela si obchod s počítači, pak se učila být kosmetičkou a začala nové podnikání.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Otvorila si počítačový obchod, potom študovala za kozmetičku a otvorila si ďalší obchod.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Otworzyła sklep z komputerami, potem studiowała, by zostać kosmetyczką i otworzyła inny biznes.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Poi aprì un negozio di computer e studiò da estetista, e così iniziò un'altra attività.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Sie eröffnete ein Computergeschäft, machte dann eine Kosmetikerausbildung und eröffnete noch ein Geschäft.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Ze opende een computerzaak en leerde toen voor schoonheidsspecialiste en startte nog een bedrijf.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Άνοιξε ένα μαγαζί με υπολογιστές, μετά σπούδασε αισθητικός και άνοιξε και άλλη επιχείρηση.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Мама открыла компьютерный магазин, а затем училась на косметолога и занялась другим бизнесом.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Моя мама відкрила комп'ютерну крамницю, а потім вивчилася на косметолога і розпочала ще одну справу.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.Тя отвори компютърен магазин, след това учи да стане козметичка и стартира друг бизнес.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.היא פתחה חנות מחשבים ואחר למדה להיות קוסמטיקאית ופתחה עסק נוסף.
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.فتحت متجر لاجهزة الحاسب الاّلي وثم درست لتعمل في التجميل وفتحت نشاطاً اّخر
Bir bilgisayar dükkanı açtı sonra da güzellik uzmanı olmak için eğitim aldı ve başka bir kurdu.その後 美容師になる勉強をして 美容室も開きました お客の女性たちから
Bir de dükkandan, eğer kaldıysa, 53'lerden getirmesini söyle ona.A řekni mu, ať ze skladu přinese třiapadesátky. Tedy jestli tam ještě nějaké jsou.
Bir de dükkandan, eğer kaldıysa, 53'lerden getirmesini söyle ona.Fagli portar su qualche pezzo del 53, se ce ne sono ancora.
Bir de dükkandan, eğer kaldıysa, 53'lerden getirmesini söyle ona.I powiedz mu by przyniósł 53' ze sklepu, jeżeli jakieś zostały.
Bir de dükkandan, eğer kaldıysa, 53'lerden getirmesini söyle ona. Kalmış olması lazım.-Han kan ta upp 53vorna från källaren.
Bir de dükkandan, eğer kaldıysa, 53'lerden getirmesini söyle ona. Kalmış olması lazım.Πες του να πάρει τα 53άρια από το υπόγειο αν υπάρχει υπόλοιπο.
Bir de dükkandan, eğer kaldıysa, 53'lerden getirmesini söyle ona.Mándale a buscar unos 53, si aún quedan.
Bir de dükkandan, eğer kaldıysa, 53'lerden getirmesini söyle ona.Sag ihm, er soll ein paar 53er von unten holen.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.Abbiamo anche la prova di un laboratorio orafo d'élite che dimostra che lì c'era una città molto importante.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.Imamo tudi dokaze prestižni delavnici nakita, kar nakazuje, da je šlo za zelo pomembno mesto.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.Istnienie luksusowej biżuterii potwierdza, że to niezwykle ważne miasto.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.이 곳에는 매우 중요한 보석 작업장이 있던 증거도 있는데, 이는 어떤 측면에서 이 도시가 매우 중요한 지역이었음을 말해줍니다.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.Máme také důkazy o tom, že zde byly elitní šperkařské dílny, což značí o významnosti tohoto města.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.Também temos sinais de uma oficina de joias de elite, o que mostra que havia ali uma cidade importante.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.Wij hebben ook bewijs van een elite juwelierswerkplaats, waaruit blijkt dat het een zeer belangrijke stad was.
Bir de orada ne varsa, önemli bir şehrin olduğunu gösterecek seçkin bir mücevher dükkanımız var.Ми знайшли елітні ювелірні майстерні, які доводять, що тут знаходилось важливе місто.