Ana içeriğe geç
Sözlük

dükkan ile cümle

dükkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıntılı analiz için 25 çevrimiçi dükkandan oluşan rasgele bir örnek seçilmiştir.За подробен анализ беше подбрана произволна извадка от 25 онлайн магазина.
Bana karţý gelme! Otur dükkanda!Τι έγινε;
Bayiler, son kullanıcılar için fiziki dükkanlara sahip olmayabilirler.중개인의 경우, 최종 사용자 고객을 위한 물리적인 점포가 없을 수도 있지만
Bayiler, son kullanıcılar için fiziki dükkanlara sahip olmayabilirler.فالوكلاء قد لا يكون لديهم واجهة محل مادية للعملاء النهائيين
Bayiler, son kullanıcılar için fiziki dükkanlara sahip olmayabilirler.小売店は地元に密着し顧客との距離が近いのが特徴です
B dükkanı,%250 kâr uyguluyor.B üzlet -- tehát nekik 250%-os a haszonkulcsuk. x plusz 250%-os áron adják tovább a kerékpárokat.
B dükkanı,%250 kâr uyguluyor.Obchod "B"-- ten má marži 250%,
B dükkanı,%250 kâr uyguluyor.Obchod "B"... ten má maržu 250%.
B dükkanı,%250 kâr uyguluyor.Sklep B - tak więc oni mają utargu 250%.
B dükkanı,%250 kâr uyguluyor.Tienda B ellos tienen un aumento de 250%.
B dükkanı bisikletleri her zaman etiket fiyatının %60'ına satıyor. -A B üzletnek tartós akciói vannak és mindig 60%-kal az ár alatt árul.
B dükkanı bisikletleri her zaman etiket fiyatının %60'ına satıyor. -La Tienda B tiene una oferta permanente, siempre venden al 60% de esos precios.
B dükkanı bisikletleri her zaman etiket fiyatının %60'ına satıyor. -Obchod "B" má stálou slevu a prodává za 60% zveřejněných cen.
B dükkanı bisikletleri her zaman etiket fiyatının %60'ına satıyor. -Obchod "B" má stálu zľavu a prefdáva za 60% zverejnených cien.
B dükkanı bisikletleri her zaman etiket fiyatının %60'ına satıyor. -Sklep B ma stałą sprzedaż i zawsze będą sprzedawać za 60% ich ceny.
B dükkanı ise %250 karla satmaktadır.Mialatt a B üzletnek 250%-os árrése van.
B dükkanı ise %250 karla satmaktadır.Mientras que la Tienda B tiene un 250% de aumento.
B dükkanı ise %250 karla satmaktadır.Podczas gdy sklep B ma 250% utargu.
B dükkanı ise %250 karla satmaktadır.Zatiľ čo obchod "B" má 250% maržu.
B dükkanı ise %250 karla satmaktadır.Zatímco obchod "B" má 250% marži.
B dükkanının satışları ise biraz daha ilginç.Ahora la Tienda B es un poquito más interesante.
B dükkanının satışları ise biraz daha ilginç.A mások bolt, B már egy kicsit érdekesebb.
B dükkanının satışları ise biraz daha ilginç.Obchod "B" je trochu zajímavější.
B dükkanının satışları ise biraz daha ilginç.Obchod "B" je trochu zaujímavejší.
B dükkanının satışları ise biraz daha ilginç.Teraz sklep B jest trochę bardziej interesujący.
Belki de bir dükkân açarım.Magari potrei aprire un negozio.
Belki de bir dükkân açarım.Morda bom odprla trgovino.
Belki de bir dükkân açarım.Oh, misschien ga ik een winkel beginnen.
Belki de bir dükkân açarım.Oh, peut-être que je devrais démarrer un magasin.
Belki de bir dükkân açarım.Oh, talvez abra uma loja.
Belki de bir dükkân açarım.Poate voi deschide un magazin.
Belki de bir dükkân açarım.Quizá abra una tienda.
Belki de bir dükkân açarım.Ω, ίσως ανοίξω ένα μαγαζί.
Belki de bir dükkân açarım.Может, я открою магазин.
Belki de bir dükkân açarım.ربما سأفتح لي دكانا
Ben bu alışkanlıktan gösterilmemiş bir şey varsa bir kitap Dükkanı, çalışmak için kullanılan,Δούλευα σε ένα κατάστημα βιβλίων, έτσι έχω αυτό habbit, αν δω κάτι που είναι misfiled,
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Cred că familia Barricini ar trebui să deschidă un magazin acolo și să vândă ciocolată.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Creo que la familia Barricini debería abrir una tienda ahí en el mausoleo y vender chocolate.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Ich finde die Barricini Familie sollte ein Geschäft eröffnen und Schokolade verkaufen.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Ik vind dat de Barricini-familie er chocolade moet gaan verkopen.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Je pense que la famille Barricini aurait dû y ouvrir une boutique et vendre du chocolat.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.전 바리시니가가 거기 초코렛가게를 열어야한다고 생각합니다.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Penso che lì i Barricini dovrebbero aprire una cioccolateria.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Szerintem a Barricini családnak cukrászdát kellene nyitnia.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Tôi nghĩ họ Barricini nên mở một cửa hiệu ở đó và bán socola.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Uważam, że rodzina Barricini powinna kiedyś otworzyć tam sklep z czekoladą.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Мисля, че сем. Барисини могат да отворят магазин и да продават шоколад там.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.Я думаю, что семье Барричини надо открыть там магазин и продавать шоколад.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.אני חושבת שמשפחת באריצ'יני צריכה לפתוח חנות ולמכור שוקולד.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.أعتقد أن على أسرة باريسيني فتح متجر هناك لبيع الشوكولاته.
Bence Barricini ailesi orada bir dükkan açıp çikolata satmalı.(笑)
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Dal mio punto di vista, quello che fanno i Temporary Store è creare scadenza e urgenza.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Din perspectiva mea, unul din lucrurile pe care le fac aceste magazine e crearea de perisabilitate și urgență.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.제 관점으로는, 팝업 스토어들이 하는 것들 중 하나는 소멸성과 긴급성을 만들어 내는 것입니다.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Meiner Meinung nach bewirken Pop-Up-Stores Vergänglichkeit und Dringlichkeit.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Na minha perspetiva, uma das coisas que as lojas "pop-up" fazem é criarem o efémero e a urgência.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Para mí, una de los efectos de las tiendas "pop-up" es que crean caducidad y urgencia.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Vanuit mijn gezichtspunt is een resultaat van pop-up winkels het creëren van vergankelijkheid en urgentie.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Véleményem szerint ezek az ideiglenes üzletek többek között pillanatnyiságot és sürgösséget generálnak.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Z mého pohledu je jednou věcí, které pop-up stores dělají, to že vytváří netrvanlivost a potřebu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod