Ana içeriğe geç
Sözlük

dükkan ile cümle

dükkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı dükkanlar dondurma ve şekerli kırmızı fasulye ezmesi veya tapyoka incilerle servis yapıyor.Algumas lojas o servem com sorvete e doce de feijão azuki ou pérolas de tapioca.
Antikacı Dükkanı (İngilizce özgün adıyla The Old Curiosity Shop), Charles Dickens'in bir romanı.The Old Curiosity Shop (pt.: A Loja de Antiguidades) é um romance de Charles Dickens.
Bunlara ek olarak bir kitapçı, hediyelik eşya dükkanı, kütüphane, eğitim merkezi ve kafe bulundurmaktadır.Ele também tem uma livraria, loja de presentes, biblioteca, centro de ensino e café.
Annesi bir kahve dükkanı işletiyordu.Seus pais trabalharam em uma plantação de café.
Ocağa 3 bina ve 3 dükkân kazandırdı.No lugar, construíram 3 casas e venderam os outros lotes.
Grup ilk olarak eskiden bir kasap dükkânı olan Kirchner'in atölyesinde buluştu.Reuniam-se inicialmente no primeiro estudo de Kirchner, que previamente fora um açougue.
Bir kilise, bir bar, bir postane ve birkaç dükkân vardır.Existe também um hotel, um posto de correios, bancos e diversas lojas.
Kitapçı Dükkani.Libreria editora.
Dükkânlar elektronik parçalar üzerinde ihtisaslaşmışlardır.Os subníveis eletrônicos são subdivisões das camadas eletrônicas.
Ünlü kahve dükkânları zinciri Starbucks'un sahibidir.O disco foi distribuído exclusivamente nos estabelecimentos da conhecida cadeia de café Starbucks.
Köprü üzerinde bazı dükkanlar bulunur .Havia mortos em cima da ponte.
Oğlanlar dükkândan çıktılar ve daha da canlı olarak görünmediler.O trem não saiu da estação e as crianças não foram vistas novamente.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Existem aparelhos comercializados em farmácias para fazer esses exames.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.Ele gerencia uma empresa de brinquedos.
Oyuncak dükkanının ismi, Duncan Henderson'ın (yapımcı) isminden alıntıydı.Curiosamente, foi usado o nome original do Mestre dos Magos (Dungeon Master).
Babası giyim dükkanında çalışmaktaydı.Trabalhou com seu tio em uma sapataria.
Dükkanda buluşan bir grup arkadaşın parçası olur.Frédéric torna-se parte de um grupo de amigos que encontra-se na loja.
General Store (Genel Dükkân): Adı gibi her şeyin satıldığı yerdir.O Mercadão de Madureira é um lugar onde se vende de tudo no atacado.
Şarkı bir antika dükkânında kaydedilmiş saat sesleriyle başlar.Cada relógio foi gravado separadamente em uma loja de antiguidades.
1843'ün civarında, Harrogate'de başka bir şube dükkânı açıldı.Rond 1843 werd nog een ander filiaal winkel geopend in Harrogate.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.De eigenaar van een juwelierswinkel.
1883 yılında Berlin'e taşındı ve burada 1887 yılında kendi kitapçı dükkanını açtı.In 1883 vertrok hij naar Berlijn, alwaar hij in 1887 zijn eigen boekhandel begon.
Çizgi roman dükkânı The Android's Dungeon & Baseball Card Shop'ın sahibidir.Comic Book Guy is de eigenaar van een stripboekwinkel genaamd The Android's Dungeon & Baseball Card Shop.
Yeni dükkân gelişti.De nieuwe winkel bloeide.
Kahve Dükkanı'nda çalışan Margaret'tan hoşlanmaktadır.Hij is verliefd op Margaret een roodborstje dat bij de Coffeeshop werkt.
Daha sonra Los Angeles'a gitti ve ünlü Komedi Dükkanı (The Comedy Store) üyesi oldu.Later verhuisde hij naar Los Angeles waar hij lid werd van The Comedy Store.
Bu parkta hiçbir alışveriş dükkanı bulunmamaktadır.In deze wijk zijn geen winkels gevestigd.
Joe Fox, Fox Books (Fox Kitapları) adında büyük kitapçı dükkânları zincirine sahip Fox ailesinin bir üyesidir.Joe Fox (Tom Hanks) runt daarentegen het bedrijf van zijn familie, een grote winkelketen genaamd 'Fox Books'.
Günün belirli saatlerde dükkân sahiplerinin nakliye işlemleri için araç trafiğine açılmaktadır.Op sommige momenten van de dag moeten de bestuurders hun voertuig inleveren.
Bir şaka dükkânıdır.Het is een tuibrug.
Bir kaykay dükkanında çalıştı ve Santa Monica Lisesi'ne gitti.Dano heeft in een skateboardwinkel gewerkt en hij ging naar de Santa Monica High School.
40 dükkân ve yiyecek ve içecek üniteleri mevcuttur.PJIA biedt veertig winkels en eet- & drinkgelegenheden.
Hatta Vito bir dönem Genco'nun çalıştığı bakkal dükkanında çalışır.Eigenaar van een winkel waar Kyoko parttime werkt.
Café tipi dükkânlar sabahın erken saatlerinde kapılarını açarak kahvaltı servisi yaparlar.De vele cafés daar sluiten pas in de vroege uurtjes hun deuren.
Kuyumcunun dükkânında güzel küçük bir akülü araba gören Leprikon hemen bu arabaya binerek yola çıkar.Een vrachtwagen of grote bestelwagen rijdt zich meteen vast in deze smalle doorgang.
Şimdi yoğun turist çeken bu alan pek çok hotel, banka ve pahalı Dükkanlara ev sahipliği yapar.Vandaag de dag is het gebied sterk toeristisch, waardoor er veel hotels, dure winkels, banken enzovoort zijn.
Köprü üzerinde bazı dükkanlar bulunur .Passage over de winkels op de brug.
Fakat ülkenin pek çok yerinde marketlerde veya küçük dükkânlarda alkollü içki bulmak mümkündür.Toch vindt het bier soms in kleine hoeveelheden de weg naar winkels en cafés.
Andy'nin şeker dükkanı vardır.Zij heeft een klein snoepwinkeltje.
Birçok dükkân ve firma batmıştır.Er zijn veel winkels en kleine bedrijven gevestigd.
Yokuşun her iki yakasında sıralanmış çok sayıda dükkân yer almaktadır.Er zijn vele winkels aan beide zijden.
19 Mayıs 2002’de Netanya’da bir dükkâna düzenlene intihar saldırısı ve üç İsraillinin ölümü.19 mei 2002 – Bomaanslag op de markt in de stad Netanya: 3 doden.
Ardından üçlü dükkanın içerisinde saklanırlar.Daarna verstopt hij zich in de winkel.
Zonko'nun şaka dükkânı sihirli şakaların olduğu insanları eğlendirmek için yaratılmış bir dükkândır.Zonko's Fopmagazijn - Winkel voor magische fopartikelen.
Kirpi mahallede yaşarken, zaman zaman dükkânına gelip gitmiştir.Toen haar zoon in de garage woonde kwam ze regelmatig langs.
Ve çiçekçi dükkânına olmadık kadar çok insan gelir.Soms verschijnen ze pas na de bloei.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Ze opent uiteindelijk bij Central Park een nieuw winkeltje.
Bu yüzden birçok kitap dükkânı kitabı bulundurmayı reddetti.Velen weigerden zich te laten registreren.
Pazar günleri mağaza ve dükkanların açılmasına karşıdır.Iedere zondagmiddag zijn de winkels geopend.
Hollanda ve Belçika'da popülerdir ve dükkan ve pazarlarda önceden hazırlanmış paketlerde satılmaktadır.De vrucht worden tegenwoordig steeds vaker in België en Nederland verkocht in winkels en op markten.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Geneesmiddelen zouden door middel van een openbare aanbesteding aangekocht worden voor de apotheken.
Beyazıt'ta bir dükkanda faaliyet göstermeye başladı.In werkelijkheid is hij met een witwasoperatie bezig.
Bu geçitte 10 dükkân yer aldı.Langs deze lijn zijn tien gerestaureerde stations.
Pazar olduğu için, dükkanlar açık değildi.Omdat het zondag was, waren de winkels niet open.
Bu kitap sadece bir dükkânda bulunur.Dit boek is maar in één winkel te krijgen.
Dükkanlar cumartesi günü açık mı?Zijn de winkels open op zaterdag?
Büyük mağaza zincirlerinin gelişiyle, küçük parfümeri dükkânlarının bazı çalışanları işlerini kaybettiler.Door de komst van grote winkelketens, hebben sommige medewerkers van kleine drogisterijen hun baan verloren.
Bu dükkan dokuzda kapanır.Deze winkel wordt om negen uur gesloten.
Dükkân ne zamana kadar açık?Tot hoe laat is de winkel open?
Onu, ikinci el eşya satan bir dükkândan aldım.Ik heb het in een tweedehandswinkel gekocht.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod