Jean onun dükkânını görmüş ve bu koku imparatorluğuna hayran kalmıştır.Le encanta la arquitectura Art Decó, y siente predilección por el Empire State Building.
George kuru-temizleme işinde başarılı olmuş ve 7 kuru-temizleme dükkânına sahip olmuştur.Su padre es dueño de una empresa de limpieza y ambos residen en Sai Kung.
Kızım dükkândan süt alıyor.La ragazza compra del latte al mercato.
Onunla berber dükkanında karşılaştım.L'ho incontrato dal barbiere.
Dün dükkâna bir hırsız girdi.Ieri un ladro si è introdotto nel negozio.
Dükkân pazartesiden cumartesiye kadar açıktır.Il negozio è aperto dal lunedì al sabato.
Younge, Los Angeles'ta Artform Studios adında bir plak dükkanı işletmektedir.Younge è proprietario di un negozio di dischi di Los Angeles chiamato "Artform Studio".
Bazen hamburger dükkanında çalışır.Lavora part-time in un negozio di hamburger.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.Gestisce un negozio di gioielli.
Havaalanının kitapçı dükkanı sabah saat 10:00'da açılır.Per esempio, l'ufficio del sindaco apre alle 10:00 di mattina.
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Alcuni negozi vendono il taiyaki con okonomiyaki, ripieno gyoza, o con una salsiccia dentro.
19 Mayıs 2002’de Netanya’da bir dükkâna düzenlene intihar saldırısı ve üç İsraillinin ölümü.L'Attacco suicida del mercato di Netanya, in Israele, il 19 maggio 2002, che uccise tre israeliani.
15'inci yüzyılın ilk yarısında iki sıra dükkân köprü boyunca inşa edildi.Nella prima metà del XV secolo lungo i lati del ponte vennero costruite due file di negozi.
Caminin çevresi pek çok dükkân ile çevrilidir.La hall è circondata da svariate boutique.
Annesi bir kahve dükkanı işletiyordu.I suoi genitori gestiscono un negozio di liquori.
Momo Paris'e döner ve bakkal dükkânının başına geçer.Seto però dovrà andare e voi tornerete al negozio.
Babası Andrea tefeci dükkânında görevliydi, annesi Domenica Nava ise terziydi.Suo padre, Martin Cappa, lavorava nello spettacolo, mentre sua madre Domenica lavorava in una bottega.
Şehir amblemi Torre Adriana (Adriana Kulesi: Porta della Fiera\deki sanatkar dükkanları yakınında.La torre Adriana, locata vicino alle botteghe artigiane di Porta della Fiera.
Bunu terzi ve ayakkabıcı dükkânları takip etti.L’opera fu affidata ai calzolai e ai commercianti di scarpe.
Kilise dükkanlar ve ofislere sahipti.È sede di negozi ed uffici.
Daha sonra Los Angeles'a gitti ve ünlü Komedi Dükkanı (The Comedy Store) üyesi oldu.A Los Angeles, inizia ad esibirsi come comico al The Comedy Store.
Sihirli alet-edevatların satıldığı bir dükkân.Strega possedente un negozio magico.
Babası giyim dükkanında çalışmaktaydı.Lavora in un negozio di abbigliamento.
15 yaşında bir iç çamaşırı dükkânında çalıştı.A quindici anni iniziò a lavorare in un negozio di biancheria intima come commessa.
Bir kilise, bir bar, bir postane ve birkaç dükkân vardır.C'è un ufficio postale, negozi e un pub.
Babalık'ın dükkânında takılır.Tenta di lavorare nella libreria del sig.
Bir yıl sonra tekrar tutuklandı, dükkân hırsızlığı ve araba hırsızlıgından suçlandı.L'anno successivo è stato arrestato per furto d'auto.
İçinde iki yanda 124 dükkân vardır.L'edificio ospita 124 appartamenti.
Şehirde 720 dükkân bulunmaktadır.Nel territorio comunale si trovavano 720 unità edificate.
San Fierro'daki bir RC dükkânının sahibidir.Bella è una proprietaria di un negozio di fiori a San Diego.
1930'lu yıllarda Amerika'da banka ve dükkânları soymuşlardır.Attraverso rapine e omicidi sconvolsero nell'America degli anni trenta.
Kızgın kalabalıklar Tahran'da dükkânları kırdı, camları parçaladı.Alcuni gruppi di facinorosi hanno assalito alcuni negozi e rotto delle finestre.
Üç arkadaş yeniden dükkânı eski hâline getirirler.In cambio li lasciano abitare la vecchia fabbrica.
Şarap içmek serbest bırakıldı, devlet tarafından içki satılan dükkânlar açıldı.Gli Ilocani furono dunque costretti a comprare il vino dai negozi del governo.
Dükkân ne zamana kadar açık?До скольки открыт магазин?
Oyuncak dükkânı kapandı.Магазин игрушек закрыт.
Dükkânda birçok resim asılıdır.В магазине висит много картин.
Dükkânın açılmasını bekliyorduk.Мы ждали открытия магазина.
Dükkânı köşede bulacaksın.Магазин будет за углом.
Onunla dükkâna gitmemi önerdi.Она предложила мне пойти в магазин с ним.
Mekanik ustası dükkânı saat 7'de açıyor.Механик открывает свою мастерскую в семь часов.
Bir şey satın alınabilecek en yakın dükkan saat dokuzda açılıyor.Ближайший магазин, где можно купить продукты, открывается в девять часов.
Şekerleme dükkanı kapalı.Кондитерская закрыта.
Dükkânda Dünya Kupası sembolüyle bezenmiş bir sürü hediyelik eşya vardı.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Haziran 2010'da Türk dükkânlar "köpekler girebilir, İsrailliler giremez" afişleri astı.В июне 2010 года в турецких магазинах появились плакаты с надписью «Мы не принимаем собак и израильтян».
Şarkı bir antika dükkânında kaydedilmiş saat sesleriyle başlar.Песня начинается со звона часов в антикварной лавке.
1901 yılında şehirde 140.000 zeytin ağacı, 400 yağ fabrikası ve 700 dükkân bulunmaktaydı.В 1901 году в городе и округе насчитывалось 140 000 оливковых деревьев, 400 нефтяных мельниц и 700 магазинов.
Bir kaykay dükkanında çalıştı ve Santa Monica Lisesi'ne gitti.Он работал в магазине скейтбордов и учился в средней школе Санта-Моники.
Yahudilere ait dükkânlar yakıldı ve sinagog harabeye çevrildi.Были сожжены еврейские магазины, а синагога разрушена.
Temmuz 1948'de ise, Yahudi dükkânları ve Kahire Sinagogu'na düzenlenen saldırılarda 19 Yahudi öldürülmüştür.В июле 1948 было совершено нападение на еврейские магазины и Каирскую синагогу и убито 19 евреев.
Erkek kardeşi Erick ise Portland yakınlarında bir araba modifikasyon dükkanının sahibidir.У неё есть брат Эрик, который является совладельцем одного автомобильного магазина в Портленде.
Çizgi roman dükkânı The Android's Dungeon & Baseball Card Shop'ın sahibidir.Владелец магазина комиксов под названием «Подземелье андроидов и бейсбольные карточки».
Bu yüzden birçok kitap dükkânı kitabı bulundurmayı reddetti.Это привело к тому, что многие сети магазинов отказались продавать игру.
1922'de bir marangoz dükkânında çalışmaya başladı.В 1922 году поступил на работу в столярную мастерскую.
İçinde birçok dükkân bulunur.В нём располагалось множество магазинов.
Her şeyi bilir ve dükkanında her şeyi vardır.«Знает всё обо всех» в компании.
Bir şaka dükkânıdır.Это коммерческое предприятие.
Fakat köşe dükkânlarda bira satılabilir.Кроме того, в буфетах по всему парку продается пиво.
Babası giyim dükkanında çalışmaktaydı.Его отец работал в швейном бизнесе.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.Она содержит собственный ювелирный магазин.