düşme ile cümle

düşme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak tepedeki kar miktarı hızla düşmektedir, 1994'ten beri %55 kadar azalmıştır.Nazwa oznacza "śnieżną górę", choć od roku 1994 ilość śniegu na szczycie zmniejszyła się o 55 procent.
Kur'an'da 7 gök kavramıyla birlikte gökleri Allah'ın yukarıda tuttuğu ve düşmekten koruduğundan bahsedilir.Wierzy w powrót do nieba (na siódmy tron) w przeciągu tysiąca lat.
Esir düşmemek için beni de almalarını söyledim.Jeńcy zaczęli błagać, aby ich nie odsyłać.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.Zapalano wtedy ognie oczyszczające, i zmuszano bydło, aby przeszło między nimi przed wyjściem na pastwisko.
Hiçbir takım küme düşmedi.Żaden zespół nie spadł automatycznie.
Kendinizi geriye doğru yatırmayın ve düşmekten korkmayın.Tylko się nie potknij i nie upadnij.
İlde km²'ye 129 kişi düşmektedir.Całkowity przyrost naturalny wyniósł 129 osób.
Kanaldan limana katılım her gün için yaklaşık 1 gemi ortalamasına denk düşmektedir.Stocznię opuszcza średnio jeden statek na miesiąc.
Dördüncü Haçlı seferinde şehrin düşmesi üzerine tahrip edildi.W trakcie czwartej wyprawy krzyżowej fort uległ zniszczeniu.
İlde km²'ye 52 kişi düşmektedir.Szczególnie duże straty poniosła 52 dywizja górska.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Nie jedz niektórych potraw.
Atalanta 1988, 1995, 1998 ve 2005 yıllarında Serie B'ye düşme üzüntüsü yaşadı.Od tej pory klub balansuje między Serie A a Serie B. Atalanta była degradowana w 1988, 1995 i 1998.
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.Jedynym sposobem na osiągnięcie trwałego szczęścia jest więc wyzbycie się owych pragnień.
Zaten biraz sonra mantarlar düşmeye başlar.Wkrótce z jaja zaczyna się coś wykluwać.
İlde km²'ye 80 kişi düşmektedir.Na terenie Stanów Zjednoczonych spotykano osobniki mierzące do 80 mm.
Köprüden düşmek üzere olan Lokiyi elinden yakalar.Poczuwszy się oszukana skacze z mostu.
Aynı şekilde yukarıdan da bazı nesneler düşmektedir.Są jednak i takie które ładuje się od góry.
Sikkenin değerinin düşmesi, Bizans'ın düşen gelirler karşısında harcamalarını sürdürmesini sağlamıştır.W obliczu spadających przychodów psucie monety pozwoliło Bizancjum utrzymać niezbędne wydatki na obronę.
İlde km²'ye 82 kişi düşmektedir.Obie izby liczą po 82 członków.
Bölümün kış sıcaklık ortalaması 0 °C'nin altına pek düşmez.Zimą temperatura w niej nie spada poniżej 0 ºC.
Benim de tereddüte düşmeyeceğimden şüphen olmasın.Wybaczcie mi, jeśli nie wydaję się zbyt przejęty.
NB: yavaş nova, 150 veya daha fazla günde 3 mag. düşme görülür.Nowe powolne (NB) to te, w których spadek jasności o 3 magnitudo zajmuje ponad 150 dni.
1999-2000 sezonunda kulübün 3. Lig'den düşmesi neticesinde kulüp feshedildi.Od sezonu 1936/37 zaczęły się problemy finansowe klubu.
İlde km²'ye 111 kişi düşmektedir.Do dnia dzisiejszego przetrwało tylko kilka bombowców He 111.
İlde km2'ye 22 kişi düşmektedir.22 osób na km2.
Abasıyanık, bu yanılgıya bir daha düşmeyecektir.Obiecuję, że to się więcej nie powtórzy.
Karbon dioksitli ve azotlu ortamda aşınma hızı havaya göre oldukça düşmektedir.Zawartość wody i siarki w atmosferze okazała się niespodziewanie bardzo niska.
CFA'ya 14 takım yükselirken, 29 takım ise Division d'Honneur'a düşmektedir.Jednak w związku z rozszerzeniem ligi do 9 zespołów pozostał w Division d'Honneur.
Gelecek sezon lig on altı takım ile oynanacağından bu sezon küme düşme olmadı.Nikt nie spadł, ponieważ w następnym sezonie rozszerzono tabelę do dwunastu zespołów.
Champagne'li Henry 1197'de geçirdiği bir düşme kazası ile hayatını kaybetti.W 1197 zmarł Henryk z Szampanii.
Dik yamaçlarda kaya düşmeleri olabilmektedir.Na skałach tych można uprawiać wspinaczkę.
Maç başına 12.3 sayı ortalamasıyla oynadı fakat takımına alt lige düşmesinden kurtarılamadı.Ford zdobywał średnio 25,1 pkt na mecz, ale nie sprawił, aby drużyna zdołał się utrzymać w lidze.
Fabrikalar üretimlerini artırırken talebin azalması nedeniyle fiyatlar düşmeye başlamıştı.Ze względu na ubóstwo komisja zaproponowała zamiast podwyżki obniżenie podatków.
Nazilerin eline düşmekten korktu.Zginęła później z rąk nazistów.
Bağımlılık bir kişinin saygılığının düşmesi sonucunda oluşur.Bagatelizowanie pytania o ostateczne przeznaczenie człowieka.
Tarımsal ürünlerin fiyatı ise dolayısıyla düşmekteydi.W tej sytuacji cena produktów tytoniowych spadła by do zera.
Aslında 45 kiloya düşmesi planlanmış ama sağlık nedenleri ile buna izin verilmemiş.Podrzuciła 50 kilogramów, jednak nie została sklasyfikowana.
Napolyon Bonapart'ın düşmesinden sonra Joseph kendini Survilliers Kontu olarak isimlendirmiştir.Bezpośrednio po upadku Napoleona Bonaparte zdeklarował się jako umiarkowany monarchista.
İlde km²'ye 282 kişi düşmektedir.Całkowity przyrost naturalny wyniósł 288 osoby.
İle kar düşmez.Jednak Śnieżka nie budzi się.
İlde km²'ye 128 kişi düşmektedir.W ulicznych walkach rany odniosło 128 osób.
İlde km²'ye 65 kişi düşmektedir.65 osób na km².
Ekmek makinelerının fiyatlarının düşmesinin bir etkisi olarak evde ekmek yapımı giderek yaygınlaşmıştır.Zniknięciu tak znacznych ilości zboża z rynku przypisywano podwyżki cen chleba w tym okresie. "
Kar golemleri düşme hasarı almazlar.Lawiny śniegowe nie zagrażają schronisku.
Repliğin Türkçesi de aynı şekilde dillerden düşmeyen bir slogan haline geldi.Nie zanikły również dialekty norweskie, rozwijające się w formie mówionej wśród klas niższych.
Venlo'nun küme düşmesine rağmen, Babangida ertesi sezon da kulüpte kaldı.Mimo iż Venlo spadło do Eerste divisie, Babangida pozostał w klubie na następny rok.
Uzun süre Türkiye'nin gündeminden düşmedi.Europa przez dłuższy czas nie zdawała sobie sprawy z rozmiaru zwycięstwa Turcji.
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.I dessa situationer är snabb sänkning av blodtrycket nödvändigt för att stoppa pågående organskada.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Huruvida nedkylning av kroppen utgör en riskfaktor för förkylning är dock kontroversiellt.
Bu, 800 yıl önce Roma'nın düşman eline düşmesinden sonra bu ilk olaydı.Det var första gången Rom hade intagits av fiender sedan slaget vid Allia åttahundra år tidigare.
Yeni yılın ilk günü 21 Ocak ile 20 Şubat tarihleri arasındaki yeni aya düşmektedir.Det inträffar första dagen med nymåne mellan 21 januari och 20 februari.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Ej att förväxla med Finsta.
Stone'un giysisindeki oksijen seviyesi ise düşmeye başlamış ve kritik seviyeye inmiştir.Stones rymddräkt har nått en för hög koldioxid-nivå, och hon är på väg att kvävas.
Nero bir yarışmacı olarak on atlı araba yarışına katıldı ve arabadan düşmesi sonucu ölümün kıyısından döndü.Som tävlande förde Nero en vagn med tiospann och var nära att dö efter att ha kastats av den.
Hiçbir takım küme düşmedi.Inget lag gick upp.
Real Madrid, Barcelona ve Athletic Bilbao La Liga tarihinde hiç küme düşmeyen takımlar olarak dikkat çekiyor.Real Madrid, Barcelona och Athletic Bilbao har aldrig degraderats från högsta serien.
Esir düşmemek için beni de almalarını söyledim.Han ber att få bli inburad.
Üç sezon süren dizi, daha sonra izlenme oranlarının düşmesi nedeniyle yayından kaldırıldı.Serien las dock ner efter tre säsonger på grund av sviktande tittarsiffror.
Şehire yıl içinde toplam 1222 mm yağış düşmektedir.Under ett år faller 11 872 millimeter regn här.
Karbon dioksitli ve azotlu ortamda aşınma hızı havaya göre oldukça düşmektedir.Koldioxidhalten och växthuseffekten ökade snabbt.

İlgili Sayfalar