düşme ile cümle

düşme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu sayı, ülke nüfusunun %0,02'sine denk düşmektedir.الانتشار هو 0.02 ٪ من السكان.
Böylelikle şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.ولا يشكون في أنهم في أيديهم .
Kılıç Arslan, Nikea'nın düşmesinden sonra ordusunu büyütmüştü.كان يدير المعبد منذ سقوط نيغان.
Ancak sezon sonunda küme düşmekten son maçlarda kurtuldular.آخر تحديث المباريات الملعوبة في نهاية الموسم.
Bu süreçte de bilim merkezi eğitim etkinlikleri ve eğitimcilerine önemli sorumluluklar düşmektedir.بالإضافة لهذه الانشطة، يكون للأخصائيين أيضاً دور في التعليم والبحث.
Ancak küme düşmekten kurtulamadı.بل حتى لم يسقط زجاجها.
Koşmaya başlar, fakat fişek eline yapışmıştır, atmaya çalışır defalarca, ama düşmez.مجدداً داعبت جمالها بأصابعها، مجدداً تدفع وتجذب لكن بلا جدوى.
Bir dersliğe 21, bir öğretmene 26 öğrenci düşmektedir.والان فيها هيئة تدريسية تتكون من 26 مدرس.
İlde km²'ye 48 kişi düşmektedir.فيما تحتوي القردة العليا على 48 صبغيا.
Gençlerbirliği böylelikle küme düşmekten kurtuldu.رابطة شباب ميت غراب.
Bir milletvekiline ise 155.949 nüfus düşmektedir.يقدر عدد سكانها بـ 55,949 نسمة .
Tohumluğun 1000-dane ağırlığı 25 g’ın altına düşmemelidir.لا ينبغي أن يعطى للحيوانات ذات وزن الجسم أقل من 1.25 كجم.
Zaman zaman 100 dişiye 1'den daha az erkek düşmektedir.يزن كل مولود جديد أقل من نصف أونصة.
İlde km²'ye 56 kişi düşmektedir.كانت إصابات متفاوتة الخطورة لـ 56 شخص.
Fakat bu sefer ligi son sırada bitirip takımının küme düşmesini engelleyemedi.ولحسن الحظ، كان غضبه أقل هذه المرة، فلم يقطع الإمدادات عن ابنه.
İlde km²'ye 23 kişi düşmektedir.حيث دعت لحد الآن إلى ما يقرب من 23 محطة نضالية.
Genelde kaba yüzeylere kayıp düşme sonucu oluşur.لكن هذا نادراً ما يكون سبباً للانهيار المفاجئ.
Amaç, topu diğer takımın sahasına yollamak ve kendi sahasına düşmesini engellemektir.هدف النزال هو رمي المصارع الآخر إلى خارج الدائرة أو وضعه على الأرض.
Esir düşmemek için beni de almalarını söyledim.توسل إلى أخي زوجتي ألا يخبرهما أنه معتقل.
Bu içe düşmeye zorlanır ve böylece bu bazen statik sınırı denir.É forçado a cair, e por isso este é chamado algumas vezes de limite estático.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Não persiga o gosto da boa comida.
NB: yavaş nova, 150 veya daha fazla günde 3 mag. düşme görülür.NB: Novas lentas, com um declínio de 3 magnitudes em 150 dias ou mais.
Nero bir yarışmacı olarak on atlı araba yarışına katıldı ve arabadan düşmesi sonucu ölümün kıyısından döndü.Como competidor, Nero conduziu um carro de dez cavalos e quase morreu ao sofrer uma queda.
Theodosius'un kampında günün kayıpları morallerin düşmesine neden oldu.No campo de Teodósio a derrota do dia diminui a moral.
Sayı 50.000/mm3 altına düşmedikçe hastalık genellikle bir belirti vermemektedir.Quando a contagem é maior a 50,000/mm3 geralmente não há sintomas.
Daha sonra bir varlık Heather'a saldırarak kamerasının düşmesine ve sesinin kesilmesine neden olur.Algo desconhecido ataca Heather, fazendo-a derrubar a câmera e silenciando-a também.
Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler.Porém, por demorar a anunciá-lo, não pôde mais ser reconhecido como seu inventor.
İkili LeChuck'ın iskelet ordusuna tutsak düşmeden önce sadece bir an başbaşa kalır.Os dois compartilham um momento antes de exército de esqueletos de LeChuck raptá-los.
Adanın kondominyum idaresinde olduğu sıralarda ada halkına büyük bir yük düşmemekteydi.Provavelmente os nórdicos não eram o único povo da ilha no momento de sua chegada.
İhtirası imparatorluk ailesi ile ihtilafa düşmesine neden oldu.Sua ambição aparentemente o colocou em conflito com a família imperial.
Bazı A-GPS cihazlarının geri bağımsız ya da özerk GPS düşme seçeneği yoktur.Alguns dispositivos aGPS não tem a opção de reverter para o modo GPS independente ou autônomo.
Kudüs'ün düşmesinden sonra Babil, bin yıldan fazla süreyle Yahudiliğin merkezi haline geldi.Após a queda de Jerusalém, a Babilónia (atual Iraque) tornaria-se o foco da vida Judaica por 1000 anos.
Burada kesinlikle bir yanılgıya düşmemek gerekiyor.Não haverá aqui um equívoco?.
Bodruma ulaştığında bir şey Mike'a saldırarak kameranın yere düşmesine, ortamın sessizleşmesine neden olur.Ao chegar no porão, uma força desconhecida ataca Mike, o fazendo derrubar a câmera e silenciando-o.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.Precisamos de pessoas amadas e não armadas.
Nazilerin düşmesinden sonra 1946'da Hans-Gunther Österreich'in Bremen Radyosu Dans Orkestrasına katıldı.Depois do fim do nazismo foi incorporado na Radio Bremen Dance Orchestra de Hans-Gunther Oesterreich, em 1946.
İlde km²'ye 36 kişi düşmektedir.Deixando um saldo de 36 pessoas mortas.
Ayrıca oyun düşmeli olarak da oynanır.Em alguns casos o jogo também precisa ser comprado.
Savaş, büyük bir yenilgi ile sonuçlanmış, Adrianos esir düşmekten zor kurtulmuştur.A batalha terminou em uma derrota desastrosa, e Adriano por pouco não foi capturado.
Stone'un giysisindeki oksijen seviyesi ise düşmeye başlamış ve kritik seviyeye inmiştir.Enquanto isso, o oxigênio do traje de Ryan diminui até níveis críticos.
Mahkeme bu gerekçeyle davanın düşmesine karar verdi.A Assembleia sofreria a dissolução por conta deste caso.
Köprüden düşmek üzere olan Lokiyi elinden yakalar.Acede-se ao palácio por uma ponte que atravessa o fosso.
Yarı ömür, genel olarak, azalmakta olan bir maddenin baştaki miktarın yarısına düşmesi için gereken zaman.Meia- vida é o tempo que leva para que metade do elemento decaia para outro.
İlde km²'ye 290 kişi düşmektedir.A intervenção das forças de ordem chegou a deter 290 pessoas.
Real Madrid, Barcelona ve Athletic Bilbao La Liga tarihinde hiç küme düşmeyen takımlar olarak dikkat çekiyor.Apenas Real Madrid, Barcelona e Athletic Bilbao nunca foram rebaixados para a Segunda Divisão.
Son 4 te tamamlayan takımlar düşme grubuna kalacak.Os sete últimos colocados vão para o Grupo dos Perdedores.
Bir attan düşme kazası geçirerek hayatını kaybetmiştir.Faleceu vítima de uma queda de cavalo.
Bu saldırı gemiyi patlatır ve gemi düşmeye başlar.Assim que entra ali, ele começa a destruir a nave.
Chelsea'nin başında çıktığı 32 maçta sadece 5 galibiyet alabildi ve takımın küme düşmesine engel olamadı.Na disputa do cavalo, Daniel foi apenas 10º, sendo assim reserva do evento.
Ancak Javier Clemente, takımın küme düşmesini önleyemedi.Porém, Blomqvist não conseguiu evitar o rebaixamento da equipe.
Ligin kuruluş tarihi olan 1966 yılından bu yana ligden düşmeyen tek takımdı.Ele foi o único membro que não saiu desde a formação da banda em 1965.
Yapıştırıcı bitümlü ısısı 140 °C aşağı düşmeyecektir.A temperatura xarope não deve exceder 30 C°.
Premier League ve EFL Championship arasında bir düşme ve yükselme sistemi mevcuttur.No entanto, o sistema de rebaixamento e promoção entre a Premier League e a English Football League permanece.
Bir de bakmış Sarıkız orada kazları besliyor ve davranışlarından hiç de kötü yola düşmediği anlaşılıyormuş.Ele come desesperadamente os Biscoitos Gatinhos restantes, imaginando por que não está funcionando.
İlde km²'ye 282 kişi düşmektedir.Seu corpo possui, em média, 282 segmentos.
Küme düşme turundaysa son 2 sırayı alan takımlar küme düşer.A cada base capturada, o time adversário perde dois pontos.
Rayonda km² ‘ye 30 kişi düşmektedir.«Chuva de mais de 30 milímetros faz muitos estragos».
İlde km²'ye 34 kişi düşmektedir.A expectativa de vida caiu para 34.
Ancak takımının 3. Lig'e düşmesine engel olamadı.No tanto não lhe foi possível derrubar a terceira porta.
Bölge sürekli yağış altındaydı ve ısı düşmekteydi.A vinha estava na época em queda acentuada.
İlgili Sayfalar