düşme ile cümle

düşme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aksi takdirde, ses düşmesi yaşanır.Si se equivoca, un sonido sonará.
Bristol'ün düşmesinden sonra teslim olacak ve İngiltere'den sınırdışı edilecektir.Se rindió después de la caída de Bristol y fue desterrado de Inglaterra.
Hiçbir takım küme düşmedi.Ni exceso de equipaje...
Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler.Aunque en aquella ocasión no los ingirió, ahora tenía conocimiento de éstos.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.«Ya no basta con rezar».
Zaman zaman 100 dişiye 1'den daha az erkek düşmektedir.En ningún caso los nuestros se encuentran con él en proporción menor de diez hombres por uno.
Bir küme düşme olayı gibi geldi.Del escote parecía salir un corazón.
Kudüs Krallığı, 1099 yılında kuruldu; 1291 yılında Akka'nın düşmesiyle sona erdi.El Reino de Jerusalén, fundado en 1099, desaparecido en 1291 tras la conquista de la ciudad de Acre.
Ancak küme düşmekten 1 puan farkla kurtulur.Uno por uno los rescoldos de esperanza se han extinguido.
Ancak takımının düşmesine engel olamadı.Sin embargo no pudo evitar que su equipo descendiera.
Bu evre insanın 0-2 yaş aralığına denk düşmektedir.Esta etapa abarca de los 0 a los 2 años.
Her iki kulüpte küme düşmek zorunda kalmıştır.En ambos clubes fue titular.
İlde km2'ye 22 kişi düşmektedir.Carecemos de agua, envíennos a "km. 22".
Havzaya yılda yaklaşık toplam 434 milyon m³ yağış düşmektedir.Japón caza unas 400 ballenas al año.
Garnizon elde tutuldu ve asla düşmedi.La central Porce I nunca se hizo.
Düşmenin nedeni 2007-2010 arasındaki mali kriz olarak gösterildi.Sus prácticas de organización de préstamos se encontraban en el corazón de la crisis financiera de 2007-2010.
Ürün kalitesinde düşmeye sebep olurlar.Que afecten a la calidad del producto.
On iki tanesi, düşme ile karşılaşmayan çekirdek takımlar olarak katılmaya hak kazandı.12 de ellos calificaron como equipos principales que no descienden.
Ülkede ortalama 1 kadına 1,81 çocuk düşmektedir.El promedio de hijos por mujer es de 1,81.
Kaydettiği 15 gole rağmen takımının küme düşmesini engelleyemedi.Pese a convertir 5 goles, no consiguió evitar el descenso de su equipo.
İlde km2'ye 115 kişi düşmektedir.1 15 Éxitos Vol 2 Ahora Aquí.
Akademik standartların düşmesine sebep olan bu durum, Stallybrass'a itirazlar yöneltilmesine sebep olmuştu.Esto ha llevado al error de creer que los Badgers se convirtieron en los Steelers.
19. yüzyılda, madenin gümüş üretim miktarı düşmeye başladı.A comienzos del siglo XIX, la producción de oro comenzó a decaer.
Fakat ailesinin sevgisine olan ihtiyacı bu yeni hayatta onu birçok kez takılıp düşmek zorunda bırakacaktır.Sin embargo, su amor tendrá que pasar por varias dificultades antes de ser felices.
Bu sayı, ülke nüfusunun %0,02'sine denk düşmektedir.Representa el 0,02% de toda la provincia.
İlde km2'ye 210 kişi düşmektedir.Ambos en el sistema decimal resultan 230.
Hammade eksikliği yüzünden üretimde düşme görülmektedir.House descarta la posibilidad por falta de fiebre.
Uzun süre Türkiye'nin gündeminden düşmedi.Para el Gran Premio de Turquía ya no compitió.
Atılgan'ın başlangıçtaki reytingleri oldukça güçlü olmasına rağmen hızla düşmeye başladı.Comenzando en el nivel más bajo de mandarín, ascendió rápidamente.
Kilometrekareye 84 kişi düşmektedir.(Bu sayı Türkiye ortalamasının altındadır.)La densidad media de población (el número de personas por kilómetro cuadrado) es de 92 en Turquía.
"Göbek düşmesi".«Se baja el Bata».
İlde km²'ye 64 kişi düşmektedir.La B-salen admite hasta 64 personas.
Kadınlar 3. Ligi’nde düşme yoktur.Por otra parte, no hubo descensos a la Tercera categoría.
Bu yüzden yazın derenin debisi epey düşmektedir.La sensación térmica en verano está bastante marcada.
Böylelikle her ikisinin de mazeretleri olacak ve şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.Ambos, con una tristeza evidente, se confiesan que se echarán de menos.
5. yüzyıl boyunca şehirler düşmeye başladı ve güçlendirilen duvarlarla korunmaya çalışıldı.En el siglo V, los visigodos ocuparon la ciudad y construyeron más fortificaciones que aún se conservan.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.Los sátiros se dispusieron a encontrar el ganado, siguiendo sus huellas.
Nefislerine yenik düşmezler.No cuidan a sus alevines.
Böylece paranın tedavül sürati artarak para değerinin düşmesine sebep olur.Como resultado, los precios caen debido a la disminución del volumen de dinero que los persigue.
Bir sene sonra ise küme düşmekten kurtulamadılar.Un año después, sin embargo, descendieron de categoría.
İlde km²'ye 49 kişi düşmektedir.Por otro lado, el excedente de las entradas sobre las salidas de población es de 49 personas.
Anti-sera etkisi de bu kalkanın zayıflamasına ve ısının düşmesine sebep oluyor.La consecuencia es que esa zona de pulmón se va retrayendo y colapsando.
Düşme Noktası (özgün adı: Drop Zone) 1994 yapımlı bir aksiyon filmi.Luego protagonizó la película de 1994 Drop Zone.
Aldığınız oyuncuyu doğru yerde oynatmazsanız bir süre sonra fiyatı düşmeye başlar.Si alguien ha actuado incorrectamente, tarde o temprano le llegará el momento de pagar su culpa.
Ancak 1991 yılında 15,000'e düşmesi balon ekonomisinin sona erdiği anlamına geliyordu.Nel 1991 era ricaduto a 15.000 segnando la fine della "bolla economica" giapponese.
Bu içe düşmeye zorlanır ve böylece bu bazen statik sınırı denir.È costretto/a a cadere all'interno, e perciò questo è chiamato limite statico.
Fransa nın düşmesinin ardından bu toplar sadece eğitim amaçlı kullanıldı.Dopo la caduta della Francia, i cannoni rimasti vennero usati solo per l'addestramento.
Düşmeler, inşaat işçileri arasında ölümcül ve ölümcül olmayan yaralanmaların en yaygın nedenlerinden biridir.Le cadute sono una delle cause più comuni di infortuni mortali e non mortali tra i lavoratori edili.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Non poteva fare altro che raccogliersi in preghiera.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme."Non ricercate il gusto della buona cucina".
Taliban ve El-Kaide mültecilerinin peşine düşmek için doğu eyaletlerinde birçok ileri karakol kuruldu.Furono creati molti avamposti nelle province orientali per dare la caccia a Talebani e fuggitivi di al-Qāʿida.
İlde km2'ye 135 kişi düşmektedir.Alla centrale è annessa una stazione a 132 kV.
Sonbahar yaklaştığında ise bu sayı yine düşmektedir.Con l'avvicinarsi dell'estate, torna ad altitudini più elevate.
Çok kırağı düşmektedir.Mi sento spezzato .
Hiçbir takım küme düşmedi.Non è retrocessa alcuna squadra.
Aynı zamanda hiçbir yıldız, uzun bir süre boyunca, bu kadar çabuk gözden düşmedi."Nessun'altra stella è diventata così impopolare in maniera così rapida per tanto tempo».
Bir küme düşme olayı gibi geldi.Il caso sembra ad un punto morto.
Kilometrekare başına yaklaşık 4200 kişi düşmektedir.Infatti vi vivono circa 4.200 persone per km².
Ligde 16 takım mücadele edip, sadece bir takım küme düşmektedir.Sedici successi riarrangiati, oltre all'inedito Un grande salto.
Tüm bunlar kan basıncının düşmesini sağlar.L'effetto combinato di questo è l'abbassamento della pressione sanguigna.
İlgili Sayfalar