düşman ile cümle
düşman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Neden Bu Kadar Düşman Olmak Gerekir?Warum wir dringend Helden brauchen.
Her bir düşmanı bizden esirgesin, Açlık,hastalık,kıskançlık.Die Menschen haben Furcht vor Hunger, wilden Tieren, Krankheit, Tod.
Yeni sanayiye olan düşmanlıkları geri kafalıca olabilir.Auch Dinge, die zu neuartig sind, können abschreckend sein.
Düşmanımızın silahsız olduğunu ve geldikleri şekilde döneceklerini görmeliyiz.So habe er einen entwaffneten Gegner nicht getötet und ihm so bewaffnete Wiederkehr ermöglicht.
Pek çok doğal düşmanları vardır.Keine natürlichen Feinde.
Resmi olarak 352 düşman uçağı düşürmüştür.U 241 versenkte ein angreifendes Flugboot.
Düşman uzun zamandan beri onu gözetliyordu.Ich habe diesen jungen Mann schon eine geraume Zeit beobachtet.
Düşmana değmesiyle büyük bir patlama oluşturur. ^ Gantayat, Anoop (June 14, 2009).Scheitert das Konzept an den Kosten?, 14. Juni 2009
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Die Stimmung in der Bevölkerung wurde jedoch immer feindlicher.
Bu tarihten sonra Rusya Osmanlıların en önemli düşmanı ve rakibi oldu.Bald wird aus ihm der meistgehasste Mann von Russland.
Filmlerde Sherlock Holmes'un düşmanı Prof. James Moriarty adına çalışmaktadır.Sherlock Holmes Erzfeind, Professor James Moriarty, taucht im Spiel auf.
Toplamda 86 görev uçuşunu tamamlamış ve 11 düşman savaş uçağını düşürmüştür.Insgesamt war er an 86 Luftkämpfen beteiligt und schoss elf deutsche Flugzeuge ab.
Böylece Qartheen ona düşman olur.Dies macht ihn zu Waschkes Feind.
Genelde en büyük düşmanı aslandır.Den bedeutendsten Fressfeind stellt der Löwe dar.
Bu sayede güneydeki bölgelerdeki düşmanlar etkisiz hale getirildiler.Dies machte den Zuidertoren überflüssig.
Düşmanları genelde onu yenmek için yavaşlığını kullanır.Er versuchte seine Kämpfe meist mit roher Gewalt vorzeitig zu gewinnen.
Bu kılıç ve bıçaklar, düşman yaklaştığında mavi mavi parlardı.Die Handdecken und die Handschwingen sind blaugrün bis blau überhaucht.
Efsaneye göre Türkler düşmanları tarafından tamamen yok edilirler.Das Läutwerk wurde von den türkischen Eroberern vollständig zerstört.
1930'larda Almanya'da oluşan Yahudi düşmanlığına karşı verilen bir tepki.Es ist eins der drei in den 1930er Jahren in Deutschland existierenden Jüdischen Landschulheime.
Cromwell birlikleriyle beraber ilerlerken, Sir David Leslie düşmanla temastan kaçınma taktiğine devam eder.Trotz verschärfter Bewachung gelingt es Sir Percy, die beiden mittels Bestechung zu befreien.
En büyük düşmanları Sharks'lardır.Sie sind Hauptfeinde der Drachen.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Du salbest mein Haupt mit Öl und schenkest mir voll ein.
İnsanların dışında Deniz ineklerinin pek fazla düşmanları yoktur.Neben dem Menschen haben Afrikanische Büffel kaum Feinde.
Bu yüzleşmelerin ardından Artyom'a iki seçenek sunulur; ya düşmanını bağışlayacaktır ya da öcünü alacaktır.Sie habe nun zwei Möglichkeiten, entweder sie rette ihn oder sie gäbe ihrem Hass nach und lasse ihn verbluten.
Dört taraf hep düşman imiş.Zu allen vier Himmelsrichtungen hatten sie Feinde.
Düşman hattının merkezinde olmak Gönüllüler için yeni bir şey değildi.In einen Kampf mit dem Feind ist das Bürgerbataillon nicht gekommen.
Vuruş yeteneğimiz düşmanımızın vuruş yeteneğinin yarısı kadardır.Die Berührung des Balles darf dabei auch in der Hälfte des Gegners erfolgen.
General daha sonra düşmanla işbirliği yapmakla itham edilerek tutuklandı.Nach Kriegsende wurden mehrere Generalsekretäre wegen Kollaboration mit dem Feind angeklagt.
Elminster en büyük ve en nefret ettiği ancak hiçbir zaman ortadan kaldıramadığı düşmanıdır.Für Emma ist dies der schlimmste Schlag, den sie nicht mehr verkraften kann.
Uysaldır fakat kızdığında düşmanlaşmışcasına mücadele eder.Er ist ungeschickt und zeigt Bedauern, jedoch greift er seine Feinde mit einer Axt an.
Daha büyük ve güçlü bir düşman yapmak yerine üç kişiden oluşan bir inek takımı oluşturduk.Geplant war, anstelle der alten Corps de Garde eine neuere, deutlich größere Hauptwache zu erbauen.
Oyunda görev yaparak ya da düşmanları öldürerek, oyundaki para birimi olan Echo kullanılabilir.Ob mit Geschick oder Geld bleibt dem Spieler selbst überlassen.
Düşman askerlerinin hiçbirisi bu çocuğu öldürmeye cesaret edememişti.Keiner von Olids Männern wagte sich zu widersetzen.
Galba, devlet düşmanı ilan edildi ve lejyonu Clunia şehrinde kuşatıldı.Die konföderierte Regierung wurde abgesetzt und Kentucky blieb loyal zur Union.
Tahsin daha sonra yanında bulunan revolver ile düşmana ilk ateşi açtı.Mit Handfeuerwaffen eröffneten sie sogleich das Feuer auf ihn und andere Anwesende.
Uruz ve ona yardım eden beyler pek çok düşmanı öldürürler.Kollegen, die ihn unterstützen, werden fast alle umgebracht.
Tek amacımız önümüze gelen düşmanları öldürmek.Erneut besteht Gelegenheit die getöteten Feinde auszurufen.
Düşmanı olmayanlara karşı da oldukça lütüfkardı.Zu harmlos war der Gegner.
(Koro: Qual rapido torrente/Gayet hızlı bir sel gibi dusmani eliyeceğiz.")Die Rückwandlung (das Hören) erfolgte über eine sich im gleichen Takt bewegende Stricknadel aus Eisen.
Mevcut asker çokluğu düşmanı tamamen kuşatma ve imha etme avantajı sağladı.Den Panzerreitern gelang es häufig, den Feind überraschend zu stellen und zu vernichten.
En büyük düşmanları Streetwannabeler'lerdir.Die größten Feinde jedoch sind Raubmöwen.
Cromwell askeri hayatı boyunca ilk kez düşmana karşı ikiye bir sayısal üstünlüğe sahiptir.Cromwell hatte das erste und letzte Mal in seiner militärischen Laufbahn eine numerische 2:1-Überlegenheit.
Melek'in düşmanı.Zorn der Engel.
Paranoyakların bile düşmanları vardır.Même les paranoïaques ont des ennemis.
Etrafta hiç düşman izi yok.Il n'y a aucun signe hostile dans les environs.
Askerler düşman saldırısına direndi.Les soldats ont résisté à l'attaque ennemie.
O, bir kadın düşmanıdır.Il est misogyne.
Düşman zayıf.L'ennemi est faible.
Yerlilerin hepsi yeni gelenlere karşı düşman.Les habitants sont tous hostiles aux nouveaux venus.
Tesadüfler gerçeğin en büyük düşmanlarıdır.Les coïncidences sont les pires ennemies de la vérité.
Bazı insanlar yabancılara karşı düşmandır.Certaines personnes sont hostile aux étrangers.
Düşman uçaklarını düşürdü.Elle abattait les avions ennemis.
Evren ne düşman ne de dosttur. Sadece umursamazdır.L'univers n'est ni hostile, ni ami. Il est simplement indifférent.
Hiç düşmanı yok.Il n'a aucun ennemi.
Onun hiç de düşmanı yok.Il n'a pas du tout d'ennemis.
Samuray tek bir darbe ile düşmanının kellesini uçurdu.Le samouraï décapita son adversaire d'un seul coup.
25 Şubat 1992 yılında Elif Hacıyev ve ekibi sabah saat beşe kadar düşmana ciddi direnç gösteriyorlar.Le 25 février 1992, Alif Hajiyev et son équipe résistèrent à l’ennemi jusqu’à cinq heures du matin.
"De ki: Cebrail’e kim düşman olabilir?Il (Rabbi Chila) lui dit : "Le maître est-il Rav ?
Ligarius, hiç kuşkusuz bizim düşmanımızdır." demiştir.Voilà l’ennemi ! ».
Daha sonra iki kardeş düşmanla savaşıp onları yenerler ve evlerine dönerler.Puis les deux frères retourneront dans leur village d'enfance, et s'y reconstruiront pendant deux ans.
İlgili Sayfalar