düşünen ile cümle

düşünen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Biraz daha karmaşık düşünen diğer kişiler, biraz daha akıl yürüterek,Другие идут более сложным путём, используя рабочую память.
Biraz daha karmaşık düşünen diğer kişiler, biraz daha akıl yürüterek,Другите, които са малко по-интелигентни, като използват работеща памет, казват:
Biraz daha karmaşık düşünen diğer kişiler, biraz daha akıl yürüterek,Інші, досвідченіші люди, використовуючи оперативну пам'ять, скажуть:
Biraz daha karmaşık düşünen diğer kişiler, biraz daha akıl yürüterek,אחרים, קצת יותר מתוחכמים, שמשתמשים ביותר זכרון עבודה,
Biraz daha karmaşık düşünen diğer kişiler, biraz daha akıl yürüterek,النّاس الآخرون، الذين يفكّرون بطريقة أكثر تعقيدا، مستعملين ذاكرتهم العاملة أكثر،
Biraz daha karmaşık düşünen diğer kişiler, biraz daha akıl yürüterek,作業記憶を使ってこう言います 「みんな 50を平均と考えて 33を選ぶはず
Bu aynı, birbirine yalvaran diğerinin imparator olduğunu düşünen dilencilere benziyor.Das ist, als wenn Bettler sich gegenseitig anbetteln und glauben der andere sei der Kaiser.
Bu aynı, birbirine yalvaran diğerinin imparator olduğunu düşünen dilencilere benziyor.Điều này giống như những người ăn xin xin ăn từ nhau. nghĩ rằng người kia là hoàng đế
Bu aynı, birbirine yalvaran diğerinin imparator olduğunu düşünen dilencilere benziyor.Simili a mendicanti che si fanno elemosina a vicenda pensando che l'altro sia un imperatore.
Bu aynı, birbirine yalvaran diğerinin imparator olduğunu düşünen dilencilere benziyor.انهم مثل الشحاذين يتسولون من بعضهم البعض، معتقدين
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Acest creier este foarte aproape de o mașinărie de gândit.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Bộ não rất giống một cỗ máy biết suy nghĩ.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Ce cerveau est une machine qui pense.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Das Gehirn ist praktisch eine Denk-Maschine.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Dit brein is in feite een denkende machine.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Este cérebro é, em grande parte, uma máquina de pensar.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.이러한 뇌는 분명히 생각하는 기계입니다.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Mózg to myśląca maszyna.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Questo cervello è proprio una macchina pensante.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Мозг, в принципе, это думающая машина.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Този мозък до голяма степен е машина за мислене.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.Цей мозок, великою мірою, вже є мислячою машиною.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.המוח הוא בהחלט מכונת חשיבה
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.يمثّل الدماغ وإلى حد كبير آلة تفكير.
Bu beyin, aynen düşünen bir makine gibidir.その頃には疑いようもなく
Bu cevapları bulacak ınsanlar oturduğu yerde durup düşünenla mine sérieuse, disant "la vie n'est-elle pas mystérieuse ?"
Bu cevapları bulacak ınsanlar oturduğu yerde durup düşünenUnd sie werden nicht gefunden Von Leuten, die herumsitzen
Bu cevapları bulacak ınsanlar oturduğu yerde durup düşünenוהן לא תיתגלנה ע"י אנשים היושבים במעגל
Bunun için sizi gerçekten düşünen bir akıl hocası bulmanız gerekmektedir.자신에 대해 충분히 관심을 써줄 수 있는 멘토를 찾아야 한다는 점입니다
Bunun için sizi gerçekten düşünen bir akıl hocası bulmanız gerekmektedir.فأنت تحتاج لمن يهتم بك بما يكفي ليكون مرشدًا لك.
Bunun için sizi gerçekten düşünen bir akıl hocası bulmanız gerekmektedir.メンターは教師やコーチとはまったく異なります
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.C'è un'altra tradizione che crede di essere opposta a questa, ma accetta la supposizione peggiore.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Có một truyền thống khác điều mà nghĩ rằng nó trái ngược với điều này nhưng thừa nhận những giả định xấu nhất.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Der er en anden tradition, som tror, den er modstander til dette men som accepterer de værste forudsætninger
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Det finns en annan tradition som tror sig vara emot detta men som godtar det värsta antagandet.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Er is een andere traditie die denkt dat ze hiertegen gekant is, maar de ergste aanname accepteert.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Existe otra tradición que cree que se opone pero acepta el peor de los supuestos.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Existuje ďalšia tradícia, ktorá si myslí, že predošlej oponuje, ale pripúšťa tie najhoršie predpoklady.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Há outra tradição que pensa opor-se a este dualismo religioso mas que aceita o pior dos pressupostos.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Istnieje przeciwna tradycja, akceptująca najgorsze założenie.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Je tu další tradice, která se vůči ní považuje za protikladnou, ale přijímá ten nejhorší předpoklad.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.이에 반하는 입장도 있는데요. 최악의 가정을 두고 있습니다.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Laut einer anderen Tradition steht es im Gegensatz dazu, nimmt aber die schlimmste Annahme an.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Mai există o tradiție care pretinde că e opusă, dar acceptă cele mai proaste premise.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Toinen traditio uskoo olevansa tälle vastakkainen, mutta hyväksyy pahimman olettamuksen.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Van egy tradíció, ami ennek ellenkezőjét hiszi, de a legrosszabb feltételezésen alapul.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Υπάρχει μια άλλη άποψη που υποτίθεται πως είναι αντίθετη αλλά αποδέχεται την χειρότερη υπόθεση.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Вторая традиция кажется противоположностью первой, но разделяет её худшие убеждения.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Є й інша традиція, яку вважають протилежною першій, і у неї просто жахлива теорія.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.Има друга традиция, за която мисля, че е противоположна на тази, но приема най-лошото предположение.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.יש מסורת אחרת שחושבת שזה מנוגד לזה אבל מקבלת את ההנחה הגרועה ביותר.
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.هناك إرث آخر يُعتقد أنه عكس ما سبق لكنه يحمل أسوء افتراض
Bunun tam tersini düşünen başka bir gelenek de var ancak en kötü varsayımı kabul ediyor.最悪の前提は容認する 伝統があります 強硬な科学的唯物論者の伝統です
Bu parçada, Nijerya'dan bahseden genç bir kadın var orada mutlu olacağını düşünen bir kadın.În prima parte este o tânără care vorbeşte despre Nigeria, despre faptul că acolo ar fi fericită.
Bu parçada, Nijerya'dan bahseden genç bir kadın var orada mutlu olacağını düşünen bir kadın.첫 번 째 영화에서, 젊은 여성이 나이지리아에 대해 얘기하는 게 나오죠. 거기 가면 행복할 것 같다고 말하면서요.
Bu parçada, Nijerya'dan bahseden genç bir kadın var orada mutlu olacağını düşünen bir kadın.Nella prima parte vediamo questa giovane donna che parla della Nigeria, e della sensazione che lì sarà felice.
Bu parçada, Nijerya'dan bahseden genç bir kadın var orada mutlu olacağını düşünen bir kadın.Pierwszy klip przedstawił młodą kobietę, mówiącą o Nigerii, o tym, że czułaby się tam szczęśliwa.
Bu parçada, Nijerya'dan bahseden genç bir kadın var orada mutlu olacağını düşünen bir kadın.В отрывке девушка говорит о Нигерии и о том, что ей кажется, что она была бы там счастлива.
Bu parçada, Nijerya'dan bahseden genç bir kadın var orada mutlu olacağını düşünen bir kadın.בקטע הראשון יש אישה צעירה שמדברת על ניגריה, ויש לה הרגשה שהיא תהיה מאושרת שם.
Bu parçada, Nijerya'dan bahseden genç bir kadın var orada mutlu olacağını düşünen bir kadın.كان الجزءالأول، حقيقة، هناك امرأة شابة تتحدث عن نيجيريا، إذ لديها إحساس بأنها ستكون سعيدة هناك.

İlgili Sayfalar